kadir





KADİR SURESİ (97) En Kadirli-Kadir bilenlerin takdir gecesi (drmavi Şubat 2005)

Mirac, gecelerin Efendisi; Efendiler efendisi’ne
Kadir, gecelerin Efendisi; Ümmetlerin Ümmeti’ne

1. Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sana haber veren oldu mu?
3. Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4. O gecede, her iş için Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail) yere iner durur.
5. O gece, selâmettir, esenliktir. Fecrin doğuşuna kadar.

AYET: “Ramazan ayı ki Kur’an onda indirildi.” Bakara/185

BİZ” İFADESİ:

1-Allah’ın çok ayette (Yaratma gibi) zatıyla ilgili vasıtasız “Ben” diye hitapları vardır. 2/40-41, 2/186, 23/60, 51/56

2-Saltanatı azamet ve kudreti adına tazimle konuşması, (Melaike icraatı gibi vasıtaları sebepleri) saltanatını nazara vermesi, tenezzül buyurmasıdır. Bir baş yöneticinin konuşurken “Biz yaptık!” demesi gibi.

3-Kastedilen değerli müstesna varlıkların anlam ve değerine dikkat çekilmesi. Taltif buyurması. Meleklerin her icraatı verilen görev ve itaat içinde gerçekleşir. Sonuçta varlıkları da görevleri de Allah’a racidir.

4-İndirilenin yapılanın haşmetine büyüklüğüne önemine dikkat çekilmesi. Biz yarattık, biz indirdik gibi… Eserin azameti Müessirin azametine delalet eder; Sanatın güzelliği Sanatkar’a.

5-Muhatapların kendilerini Tevhid anlayışı içinde özgün birer varlık ve icraat bütünlüğü içinde gözde olduklarını hissetmesi. Ben de, Esmasıyla malum Zatıyla meçhul Yaratıcının müstesna Ahsen-i Takvim varlığıyım, bu muazzam varlıktaki muhteşem işleyişin anlamlı önemli bir parçasıyım.

KADİR, KIYMETLER, KIYMETLİLER GECESİ:

En kıymetli makamdan, en kıymetli melek aracılığıyla gönderilen en kıymetli bu kitap,
En kıymetli bir zaman diliminde,
En kıymetli İNSAN’IN en kıymetli ümmetine…
(Ebû Bekir el-Verrak’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bu geceye Kadir gecesi denilmesi, o gecede kıymetli bir kitabın kıymetli bir meleğin lisanı üzere, kıymetli bir ümmete inmiş olmasındandır. Belki de Cenâb-ı Hak, “Kadr” lafzını, bu sûrede, işte bu sebepten dolayı üç kez tekrar etmiştir.” F.Razi)

KADİR; KUDRETİN, KADİR BİLENLERİN KADERİNE YOL VERDİĞİ GECE

“Kadir; değer, kıymet ve ölçü mânâlarına da gelir. Bu kelimenin kudretle de münasebeti vardır. Allah, nasıl ahirette hikmetinden daha çok kudretiyle muamele eder; öyle de Kadir Gecesi’nde de hikmetten daha çok kudret hakimdir. O gecenin kadrini bilenlere İlâhî varidat dolu dolu gelir; bunları elde etmek için, Kadr’in kıymetini bilmek, semâvî vericilerden yağan vâridâtı alabilmek için Kadir Gecesi’ni bir alıcı gibi kullanabilmeye bağlıdır.”

Geçen kadir gecesinde bu takdir olmuşsa bu kadir gecesinden önce bu zuhura gelebilir; o kadir bilenlerin kadri bilinir; yüzler Yusuf yüzlülerin gerçek yüzünü bir kez daha görür. Bu takdir olmamışsa gelecek kadirde olur olmazsa bir dahaki kadirde…

Kudret, kadir bilenleri kadirsiz kadersiz bırakmaz.

KADİR GECESİ, RAMAZAN VE ORUÇ; ANLAMI VE ÖNEMİ

1-Ramazan, zamanlar içinde, madenler içindeki altın gibidir.

Bütün madde alemi ve maddenin hareketiyle meydana gelen bütün zaman parçaları, Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin teşhir alanıdır. O’na ayna olması yönüyle bütün cisimler ve zamanlar değerlidir, değerli olmada müsavidir.

Ne var ki hayvan bitki hatta melek gibi varlıkların yanında insanın Allah’a aynalık yönüyle anlam ve değerinin farklı olması gibi, bizimle ilgili olarak bazı mekanlar da zaman dilimleri de diğerlerine göre farklı değer kazanırlar.

Bütün isimlerinin yanında azam isimlerin ve hepsinin başında Allah c.c. isminin, varlıklar arasında insanların insanlar arasında büyük zatların, onların içinde Peygamberlerin, ülül-azm olanların ve nihayet Peygamber Efendimizin, Kitaplar içinde kutsal olanların onların arasında Kur’an’ın, melekler içinde dört büyük melaikenin, bütün binalar içinde Kabetullah’ın, madenler arasında altının farklı ve üstün anlam ve değerleri olduğu gibi çağlar asırlar yıllar aylar günler hatta an’lar arasında bile benzerlerine göre bir üstünlük söz konusu olacaktır.

Kainat içine aldığı Nur’u Muhammedi ile başka bir anlam kazanır, toprak parçaları içinde, O Kainatın Efendisinin pak bedenini misafir eden toprak farklı muamele görür “Ravda-i Mutahhara” ismini alır.

Her Peygamberin yaşadığı ve insanlığa medeniyet ışığı sunduğu dönemler farklıdır. Allah Rasulünün yaşadığı asır ise “Saadet” ünvanını kazanır. Kadınlar içinde bile ayetin ifadesiyle Hz. Meryem Betül’e “En Hayırlı Kadın” ifadesi kullanılır. (3/42)

Ramazan ve Kadir geceli zamanlar neden farklıdır?

Bir madenin içine altın katılır ve katkı oranı artarsa o madenin değeri de artar. Zamanlar da içinde barındırdıkları değerlerle değer kazanırlar.

ZARF-MAZRUF:

Mazruf, zarfın içine konan nesnedir. Zarf ise bilindiği gibi zati önemli bir değeri bulunmayan ve çoğu zaman yırtılıp çöpe atılan bir kağıt parçasıdır. Ancak bu basitliğine rağmen bazen olağanüstü denebilecek önemde bilgi ve belgeleri servetleri hazineleri bile taşıdığı olur ve bu içindeki değerlerden dolayı onlar gibi muamele görür ve değer kazanır.

Tıpkı inciye yatak yorgan olan o basit iki kabukçuk, hazinelere analık yapan eski sandıkcık ve sonsuzluğa bizi uçuracak cevherimizi ruhumuzu taşıyan eskiyip gömlek gibi atılacak ve çürüyecek cesetcik gibi…

İşte Ramazan ayı da diğer zamanlardan farklı olarak bağrında, bin aydan kıymetli olarak ayette dile getirilen (kadir süresi) ve o da içinde Kur’an’ı barındıran “Kadir Gecesi”ni barındırmaktadır.

Kadir gecesinin kadr-ü kıymeti de Kur’an’ı taşımasındandır. Kur’an’ın içine girdiği Kadir zarfı aynı zamanda Ramazan içinde bir mazruf olarak durmaktadır.

Tıpkı Cebrail gibi Kadir gecesi, Allah’dan gelen vahyi insan olarak Kadri Yüce Nebiler Nebisine zaman olarak Kadri Büyük Ramazan’a teslim etmekte, nuruyla onların sinesini aydınlatmaktadır.

Bu açıdan Ramazan Ramazanda Kadir gecesi, insanın iç ve dış dünyasıyla farklılaştığı gerçek bir “Aydınlanma Zamanı”dır. Eşi bulunmaz kutlu zamanın altın kapısını tıklatıp göklerle göktekilerle kucaklaşma fırsatıdır.

Oruç da, insanın yeme içme gafletiyle, Kur’an’ın feyzinden Ramazanın bereketinden mahrum olmaması ve Ramazanın kutlu zamanıyla buluşmasını sağlayıp Rahmana yaklaştırması adına önemli bir misyon yüklenmiştir.

2-Ramazan ve Kadir gecesi, Allah’ın hususi iltifatının ve Rahmetinin yoğunlaştığı zamanları kapsar

Bu zaman dilimlerinde Cenab-ı Hakk’ın iltifatı şahanesi en yakın ve Rahmeti sağanak halini aldığı anları ihtiva eder. Bu günlerde Kur’an’ın inişi gibi lutuf ve Rahmet esintileri en çaplı şekilde gelir ve adeta üzerine yağacak baş arar, gönül bakar.

CÜLÛSÜ HÜMAYUN VE ULÛFE:

Önceki kelime padişahların tahta oturuşunu sonraki de her oturuş yıl dönümünde bahşişler dağıtmasını ifade etmektedir. Ve bu dönemlerde her zamankinden çok ihsanlarda bulunulur. Teşbihte hata olmasın, Cenab-ı Hak kullarına her an ihsanda ve lutuflarda bulunur, her an tövbeleri kabul eder.

Fakat bu sözünü ettiğimiz zaman dilimlerinde yönelişin yoğunluğuna ve derinliğine göre daha bir geniş ve kesif bir mahiyet kazanır. Konunun diğer boyutunda da şu vardır:

Bir sultanın umum halkına bir konuşması teveccühü iltifatı vardır bir de hususi olarak huzuruna alarak konuşması perdelerin kaldırılması ve özel iletişimi vardır. Tıpkı Nebilerle vahiy ile kelam ve Nebiler Nebisi ile Mirac’da kelam gibi…

Hayatımızda çok özel buluşmalar, konuşmalar hemdem olmalar vuslatlar vardır ya da olmuştur. Namahrem olanlarından Rabbim muhafaza buyursun.

İnsanın hasretle yolunu gözlediği sevdiklerine vuslattan izdivaçlara, büyük bildiği kimselerin yolunu hasretle bekleyip sonra görüp diz dize gelmesinden, Hacca gidip rüyalardaki iştiyakı bilfiil yaşamaya kadar.

Ramazanda kadirli zamanları işte bu Halık-Mahluk, Abid-Mabud hususi buluşmasının, insanın farklı bir buudlaşmasının hususi mevsimidir.

3-Ramazan ve Kadir gecesi, ahiretin karlı bir ticaret pazarı verimli bir tarlası gibidir.

Bu kutlu mevsim öyle bir mevsimdir ki adeta toprağa ne atsanız boşa gitmemekte bir on bire yüz BİR’E BİN bire yedi bin milyonlar sevap verilir. Her bir tesbih bir cennet ağacı halinde orada karşınıza dikiliverir.

Tıpkı toprağa attığımız bir çekirdeğin tohumun nüvenin kuru çelimsiz çürümüş haliyle çatlayıp binler çekirdek ve meyve veren ağaçlar gibi, çeşitli lezzetli yiyeceğimizi pişiren toprak kazanı gibi.

BİR ÖMÜRLÜK SEVAP BİR GECEDE:

Ulufe dağıtılması örneğinde olduğu gibi bu hasat mevsiminde bulunan Kadir gecesi Kadir süresinde “Bin ay” dan hayırlı olarak değerlendirilmekte ve o gecede melaikenin bin bir güzelliklerle fevc fevc nüzul ettiği belirtilmektedir. Bin ay 80 küsur yıla tekabül ediyor.

Peygamber Efendimiz, eski milletlerden 80 yıllık hayatı boyunca hep hak yolunda koşturan birisini anlatınca, buna gıpta eden ve nasıl öyle olabiliriz diyen Sahabiye verdiği cevapta, bu gecenin bu değerine ve değerlendirilmesine dikkat çekmektedir.

Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifadesiyle, vatanı korumak gayesiyle bir saat nöbet tutan insan, bir sene ibadet yapmış gibi sevap kazanır; keza bir saat tefekkür eden insan, bir sene ibadet yapmış gibi olur.

Demek bu türlü az ve dar bir zaman dilimi içinde, yine hayatî önem taşıyan bir mekânda bir insanın yapacağı bazı hususî, cüz’î, zıllî şeyler, cüz’iyetten çıkıp külliyet kesbediyor, zılliyetten çıkıp asliyete inkılâp ediyor ve Cenâb-ı Hakk’ın katında aslı eda edilmiş gibi kabul ediliyor.

Meselenin diğer yönü; Kadir gecesinin bin aydan hayırlı olması, kesretten kinaye olarak ve herkes için de söz konusu değildir şeklinde yorumlanabilir. Bu oran her geceyi Kadir bilenler içten değerlendirenler için geçerli olabilir.

Sanki kişi her geceyi ihyâ etmiş de, bu geceki ihyası bardağı taşıran bir ulufe bir rahmet damlası olarak damlayıvermiş… derken kul, damlalar üstü o damla ile deryaya erivermiş.

Nitekim bir haseneye 10 misli sevabın verilmesi (Enam/160) üç ihlasla bir hatim sevabı kazanılması (Buhari, Fedailül Kuran,13) gibi durumlar; Müminin niyetinin amelinden üstün olduğunu ifade eden hadiste de işaret edildiği gibi, kişinin iç dünyasının ihlas ve samimiyetinin gücüne bağlıdır.

Dünya ve ahiret şehitliği farkı gibi, Kur’an’ın tamamını ya da üç ihlası okuyarak elde edilen hatim sevabının hususiyetleri de farklı olabilir. Allah dilediğine fadlını ziyadeleştirir.

Konunun rakamlar ötesi ayrı bir buudu var ki o da, kişinin çağına göre Kuran hakikatlarıyla bütünleşmesi ve hakikatlarını evrensel çapta insanlığa ulaştırma yolunda gönül köprüleri kurma çabası içinde olması.

Bu adanmış halli sevgi temsilcisi kişilerin ihlaslı Ramazan ve Kadirlerinin kadrini ölçmek hesap etmek mümkün olamayacaktır.

4-Ramazan ve Kadir gecesi senelik ruh bakımı rehabilitasyonu terapi ve tedavisi zamanıdır.

Ruh mekanizmalarımız olan kalp vicdan akıl bilinç bilinçaltı ve özellikle nefis ve ona hizmet eden organlarımız komple bir bakıma alınır bu ışık tedavisi uygulanan dönemde.

Esas hedef de “Ene” dediğimiz ben, benlik, ego, nefis!… Sene boyunca kendimizi kendimizden koparmışızdır, farklı bakışla da kendimizi sadece kendimize nefsaniliğin kollarına bırakmışızdır.

Dünyanın fani ve çoğu zararlı geçici güzelliklerine kapılmışız ruhumuzun paçasını kaptırmışızdır. Kendimizin farkındalığından yoksunuzdur. Nesneler hep objemiz olmuş, kendi benimizi benimizden ötesini obje yapmayı unutmuşuzdur.

Ramazanda insan bedeninde kaybettiği ben’ini bulur. Bulmasında açlık Rahmeti yardımcı olur. Çünkü artık lezzet teknesi zevk torbası bedeninden mahrumdur.

Dışa açılan pencereler kapanır içe doğru orijinal pencereler açılır irtibatlar kurulur. Ben’i ona bir ayna ve anahtar olur, bu ayda alabildiğine yere yaklaşmış Rahmete uzanır, turfanda nur gibi gelir

Rahmet tabibi O’nu bulur. Ramazan, makas gibi kollarını açar, on bir aylık bir gidişe dur! der: Ne yapıyorsun sen? Nereye gidiyorsun? Sen kendinin sen ne yaptığının farkında mısın? Bu ne hal? Tepeden tırnağa beslenme ve güzellik uzmanı, zevk ve eğlence harmanı kesilmişsin!

Ne yazık ki ruhunla kalbinle gökyüzünle sonsuz güzelliklerle irtibatını kesmişsin! Bütün dünyanın yükü altında ruhun depresyona girmiş, problemlerin düğümlenmiş, günah paletleri altında ezilmişsin!

Namaz gibi Orucuyla da Ramazan kötülüklerin kötülükleri ve günahları isteyen nefsin önüne bir set çeker, kötü gidiş varsa ona son verir, Helal yeme içmeleri ve cinsel davranışları askıya aldırır, gayrı meşrusu zaten otomatik olarak durur.

Obur nefse zorunlu perhiz uygulatır, ambargo koydurur yerinde ültimatom çektirir, yüzünü yerlere getirir. Ruhun eteğinden çeker, biraz da bu tarafa bu tarafa! ikazında bulunur.

Cismin derece-i hayatından çık da biraz kalbine bak! ölüm sonrası geleceğini düşün! uyarısında bulunur, uyandırır insanı, fırsatı kaçırma şu altın kapıyı tıklat! der ve bunun platformunu hazırlar.

İnsanlar sene boyunca katılaşan iç dünyalarını yumuşatma billurlaştırma imkanını yakalar, ruhlarında teraküm etmiş birikmiş günah is pas ve kirlerinden de arınma zeminini bulurlar.

Bu bir aylık manevi varidat ve dersler on bir ay boyunca adeta ruhta bir revizyon gerçekleştirmekte, yenilemekte, neşat ve zindelik kazandırabilmektedir.

RAMAZAN sanki 20 günlük terapisiyle nefisleri ruhları kalpleri zihinleri, bağrında taşıdığı O SON ON GÜNE içindeki KADİR GECESİNE hazırlıyor gibi titiz hassas ince çalışır, hamur halinde kıvama getirdiği insanı KADİR gecesinin KADİRLİ kollarına teslim ediverir.

Kuşkusuz sene boyunca Namaz gibi Kuran okuma gibi, pt-per oruçları gibi, haftalık sohbetler ve hizmetlerde güzel arkadaşlar arasında bulunma gibi durumları da nefis hastalıklarından uzak kalma ve metafizik gerilimin korunması adına lüzumlu görmek gerekmektedir.

5-Ramazan Zamanın ve nimetlerin kadrini kıymetini anlama şükretme Allah’a yakınlaşma zamanıdır.

İnsan elinde çok ve sık bulunduğunda nimetlerin kıymetini tam anlayamaz. Mahrumiyetler elimizdeki nimetlerin değerinin farkında olmamızı sağlar. Alıştığımız sevdiğimiz nimetlerden mahrum kaldığımızda dikkatimiz, arzu heves ve isteğimiz o nimetlere bir başka yoğunlaşır.

Hastalandığımızda sağlığımızı geri isteriz doktorlara koşar ilaçlar alırız, zaruri hallerde neşter altına yatarız. Mum ışığında boyunu aşkın eserler yazanların devrinde değiliz ama elektrikler kesildiğinde nasıl ki mum arar, karanlıktan bizi çıkaracak bir damlacık ışık kovalarız.

Nefis ve nefsin hoşuna giden yeme içmeler cinsellikler eğlence ve hazlar aslında birer perdedir. Bunlara yoğunlaştıkça bu perdeler kesafet kazanır kalınlaşır duvarlaşırlar, ruha ruh yoluyla ruhaniliğe Rahman ile beraberliğe uzanan yolu tıkarlar.

Yere urganlarla bağlanan ve ağırlıkları olan balonun yükselememesi gibi insan zamanla bedenleşir, yere yerleşir, çekim gücünün bağımlısı haline gelir, yücelere yolculuktan uzak dört duvar etten ibaret bir dünyada sığlaşır köleleşir.

Ramazanda nefse ait maddi zevklerin önü kesilir ve mahrumiyetle nimetlerin ama esas nimet verenin farkında olma platformu hazırlanır.

Artık ruh ve beden her gün aldığı ve zaman zaman beğenmediği o nimetlerin en azından, en kurusundan ve tatsız olanından bile müstesna bir lezzet almaya başlar. Dikkat kesilir. Bunları bir veren var! der, minnettarlığını ifade etmek ister. İçinden gele gele karanlıkta mum ışığı arayan insan gibi “elhamdülillah!” der “Verdiklerin için binler şükür sana ya Rabbi!”.

Ve hem çehresini hem ruhunun veçhesini O Nur kaynağına çevirir. Şükür, hem Rahmana amudi uzanan yolun peçelerini kaldırılmaya bütün perdeleri birer birer şeffaflaştırmaya vesile olan çaplı bir adımdır, hem de verilenleri ziyadeleştiren bir bereket kaynağı.

6-Ramazan O Kadri, istiğna gömleğini giyme Samediyete aynalık yapma hususi halidir.

Cenab-ı Hakkın ahlakı ile ahlaklanma diye bir hadis vardır ve insanın Allah’ın güzel isimlerini temsil etmesi. Birer şeref madalyası gibi onları taşıması.

İnsanın Rahman suretinde yaratılması yani onda Rahmanın sıfat ve isimlerinin tecelli etmesi şeklinde açıklamalar vardır. İnsan bütün esmanın tam bir noktai mihrakiyesi-odak noktası durumundadır. Allah isimlerinin birer numunesini insana lutfetmiştir.

Subuti sıfatlar bunu anlatır. O görür bize göz vermiştir, işitir kulak vermiştir, konuşur dil vermiştir gibi…Bunun yanında Rabbimiz cömerttir, cömert olmalıyız, sabırlıdır sabırlı olmalıyız, affedicidir affedici olmalıyız gibi yaklaşım da doğrudur.

İnsan sıkça aynaya bakar ve kendi güzelliği ile iftihar eder. Kendini sever ve beğenir. Kendi doğal güzelliğine yeni güzellikler ilave etmek için de makyajlar yapar bakımı için zaman ve servet ayırır. Bazen ölçüyü kaçırdığı olur güzelliğinin hakiki sahibini unutur da benden güzeli var mı söyle ayna dediği olur.

Aslında her ayna Rabbimizin simamıza bastığı isimlerinin mühürlerini okumada çok güzel bir aracı olabilir. İnsan, ben aynaya bakıp nasıl güzelliğimi görüp seviyorsam, Rabbim de yüzüme bakıp tecelli eden güzel isimlerini ve önemlisi onların tarafımdan güzel temsil edilmesini sever diye düşünebilir farklı bir iç huzuru yakalayabilir.

Adeta Rabbi onu güzellik vermekle sevindirdiği gibi o da bu güzelliği onun adına güzel temsil etmekle rabbini (mukaddes haliyle) sevindirmiş olabilir. Ramazan, bu düşüncenin ufuklaştığı adeta müşahhaslaştığı bir fırsatı sunar bize oruç sayesinde.

İhlas süresinde ifade edildiği gibi “Samed” hiç bir şeye muhtaç olmama demektir. İnsan ise daima tartışmasız doğumundan ölümüne kadar ve ölümünden sonra da hep muhtaç durumdadır. İnsan ve ölümlü oluşunun muktezası yaşayabilmesi için öncelikle yemeye içmeye muhtaçtır.

Meleklerden insanı ayıran nokta da burasıdır. Yemesi içmesi cinsel yönünün oluşu. Fakat oruç tutuğunda insan adeta meleklere benzemiş olur.

Kendisine helal olan eşine ve ekmeğine suyuna bile elini uzatmaz incelmiş ruhuyla, yoğunlaşmış manevi boyutuyla, berraklaşmış latifleşmiş ruhuyla özellikle iftar saatlerinde öyle bir hali kendisinde hisseder.

Demek ki melekler ramazanlaşan ruhların kadirli yüzlerini izlemek için o gece bir başka kıyafetler kuşanarak bir bayram kutlaması için her ruha özel inip inip duruyorlar.

“Her geleni Hızır her geceyi Kadir bil!” dermiş büyüklerimiz.

İbnü Farıd şu beyti ne güzel söylemiştir:

“Eğer o sevgili yaklaşırsa bütün geceler Kadir gecesidir, Nasıl ki bütün kavuşma günleri Cuma günüdür.”

Mirac, gecelerin Efendisi; Efendiler efendisi’ne
Kadir, gecelerin Efendisi; Ümmetlerin Ümmeti’ne

Kadir, Bedir zaferiyle aynı ay içinde.
BEDİR gibi doğan Nebiler Nebisi, cahiliye karanlığını aydınlığa çevirmişti.
Mirac gecesinde Sema ehline yürümüş, Hicrette Medine ehline BEDİR gibi doğmuştu.

KADİR İNABESİ

وَاَن۪يبُٓوا اِلٰى رَبِّكُمْ

Ve enîbû ilâ Rabbiküm
Rabbinize dönün ve O’na yönelin Zümer/54

ŞU HADİS (olduğu da söylenen sözü) kadir gecesi DİLİNİZE DOLAYINIZ!

“Mâ arafnâke hakka ma’rifetike ya Ma’rûf!”
Seni sana layık tanıyamadık yâ Rab!

“Ma abednâke hakka ıbâdetike ya Ma’bûd”
Sana hakkıyla ibadet edemedik yâ Ma’bûd

( ve dahası…

“Mâ şekarnâke hakka şükrike ya Meşkûr”
Sana hakkıyla şükredemedik ya Meşkûr

“Mâ zekernâke hakka zikrike ya Mezkûr”
Seni hakkıyla zikredemedik ya Mezkûr)

ŞU YAKARIŞ DA DİLİNİZE DOLANSIN

الهىى عبدك العاصى اتيك

“İlâhî, abduke’l-‘âsî etâkâ”

İlahi asi günahkar kulun sana kapına geldi

مُقِرّاً باالذنوب وقددعاك

“Mukırran bi’z-zünûbi ve kad de’âkâ”

Günahlarını itiraf ediyor sana açılıyor sığınıyor dua ediyor

فإن تغفروانت اهل لذاك

“Fe in tağfir fe ente ehlün lizâkâ”

Eğer af edersen bu sana çok yakışıyor

وإن تطرد فمن يرحم سواك

“Ve in tetrud fe men yerham sivâkâ!”

Eğer kapından kovarsan senden başka merhamet kapısı yok ki kime gidelim… (İbrahim b.Edhem)

Ve hitâm-ı misk Efendimizin tavsiyesi:

اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّا

Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa’fü annâ.

(Allah’ım sen affedicisin, ihsanı bol olansın affı seversin, bizi affeyle!..)

Mevla bizi Kadir’in kadrini bilenlerden, her gece kadirleşenlerden eyleye!

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s