dersnotları

ALLAH’IN VARLIĞI – KUR’AN – HZ.MUHAMMED (S.A.V.) – İman esasları

9.snf, 10.snf, 11.snf, 12.snf

ALLAHIN VARLIĞI İNANCA GİRİŞ1

1 BİR ŞEY YA VARDIR YA YOKTUR HEM VAR HEM YOK OLAMAZ.
Yokluğunun hiçbir kanıtı yokken varlığına dair onca kanıt gösterilirken yok üzerinde durmak akıl dışıdır. Ya da kibirle inadın ifadesidir. Yok bir şey üzerine var nasıl bina edilir?

2 VAR OLANIN KANITLANMASI KOLAY YOK OLANIN KANITLANMASI İMKANSIZDIR
Yeryüzünde bir elma cinsinin var olduğunu iddia eden bir kimse bir elma göster-mekle bunu kanıtlayabilir. Olmadığını iddia edenin ise yeryüzündeki bütün elma ağaçlarını ve elmaları yok etmesi ve yeryüzünü karış karış olaştırıp hiçbir yerde bir tek elmanın bile bulunmadığını göstermesi gerekir.
Allah var diyen de Allahın varlığını gösteren 5 ana kanıt Kapıını göstermesi yeter- lidir: Kur’an Evren İnsan Peygamberler ve vicdan. Olmadığını savunan ise bu 5 ana kanıtı ortadan kaldırması ve bütün evreni dolaştırıp bir yaratıcının bulunma-dığını göstermesi gerekir.

3 İKİ ‘VAR’ DİYEN 1000 YOK DİYENDER ÜSTÜNDÜR
Var diyenler var olan üzerinde ittifak eder varlığını pekiştirirler. Yok diyenler ise ittifak edecekleri bir varlık olmadığından yok üzerine pekiştirme olamaz, sıfırdır.

4 ALLAHIN VARLIĞINA DOĞRU BAKIŞ ÖRNEKLERİ
Tablo örneği: Muhteşem renkleri ve şekilleriyle, dünyaca ünlü dev duvar tablosu düşünün. Köşesinde karanlık ağaç gövdesi var. Kafamızı o ağaca dayarsak diğer güzel yönleri göremeyiz. Tabloya objektif bakmalıyız, karışır dururuz yoksa.
100 kapılı saray örneği: 99 kapısı açık bir kapısı kapalı sarayın kapalı kapıının önünde durup ön yargıyla bu saraya girilmez denilemez. Allahın varlığını gösteren sayıız kanıt vardır. O’nu görme kapısı kapalı diye inkar etmek kafa kumda demek!
Harita öneği: Tek noktaya odaklanırsak bulunduğumuz yerden oraya nasıl ulaşa-cağımızı anlayamayız. Geniş açıdan incelenmeli her varlık ve olay.
Film ve Kitap örneği: Birkaç karesine bakarak bir film bir kaç sayfasına bakarak bir kitap hakkında kesin yargıya varılamaz. Şu göze de bak sınırlı cüsessiyle görüyor sınırsızı görmeye çalışıyor

5 ÜÇ İMKANSIZ VAR OLMA YOLU:
Varlık-insan tesadüfen oldu: Eczahanede ilaçların mg ölçülerle devrilip karışıver
mesi ilaç oluvermesi. Matbaa harflerinin kitap yazması, piyano tuşlarının beste yapması gibi.
Varlık-insan kendi kendine oldu: Yukarıdaki örnekler gibi. Fizik yasasına göre hiç bir varlık kendi kendine vardan yok yoktan var olamaz. Mutlaka bir etki güç gerek
Varlığı-insanı tabiat kanunları yaptı: Kanun kitabı hakim olmadan işe yaramaz. Cansız ilimsiz soyut kanunlar maddeyi var edip yönetemez, kanun koyucu gerek.

6 ALLAH’IN VAR ve BİR OLDUĞUNA İNANMADA KOLAYLIK VE HUZUR VARDIR
Bir olan Allah’ı yok sayanlar aslında sayısız ilah kabul etme durumunda kalırlar. Ya doğa ya tabiat kanunları ya tesadüf ya da kendi kendine diyerek her varlık adeta tanrılaştırılır.
Güneş örneği. Yeryüzündeki su damlacıklarında ve cam parçalarında yansıyan parıldayan ışıltıları bir tek güneşe vermezsek her bir su damlasını ve cam parçasını başlı başına bir güneş kabul etmek zorunda kalırız

7 VARLIK VE İNSAN ANCAK ALLAHA İLE ANLAM VE DEĞER KAZANIR YOKSA ANLAMSIZ BASİT VE BİR HİÇ OLUR.
İnsan aciz >> sınırsız düşmanları var! İnsan fakir >> hadsiz ihtiyaçları var!
İnsan basit >> mükemmelleşme istidadı yeteneği var!
İnsan fani >> onu bakileştirecek Baki bir Sultanı var!
Bir mikroba yenik düşen dünyaya bir bezle gelen İnsan Sahibine bağlanmakla et yığını hücre torbası gübre fabrikası ve solucan yemi olmaktan çıkıp birden sonsuz bir anlam ve değer kazanıveriyor. Tıpkı basit taşın Mikelanja verilmesi ile müstesna heykele, sıradan bez parçasının Picasso fırçasıyla şahesere dönüşmesi gibi. İnsan lailahe illallah ile Allaha bağlanıverir, cam parçası iken elmasa dönüşür, damla iken derya hiç iken her şey ve köle iken kainata sultan oluverir.
Öldü gitti mi? Hayır ebedileşiverir, cennete kuruluverir, Allah ile buluşuverir.ALLAHIN VARLIĞININ KANITLARI

1 ALLAHIN VARLIĞINI GÖSTEREN BEŞ ANA KANIT VAR.
-KURAN -EVREN -İNSAN -PEYGAMBERLER-VİCDAN
Var olan her şey Allah’ın güzel isimlerini yansıtan birer ayna ve sanat eseridir. Bilimler Allahın bu sanatlarını anlatan birer dil, her şeyde O’nun mührü var!
Her birinde onlar kapı yüzler pencere binler kanıt vardır

2 İLK SEBEP KANITI: YOKTAN VAR EDEN-HAREKET VEREN-DÜZEN KOYAN
Sonradan olan her varlığın bir var edicisi var. Yoktan bir şey kendi kendine var ve yok olamaz. Fizik yasası olarak her cisim ancak bir dış etki ile hareket eder.
Sebepler zincirleme sonsuza gidemez, bir yerde durmak zorundadır.
Tren vagonlarının gücü kendinden çekilmeyen bir lokomotifte durması gibi.
Bütün anneler gider Adem Havvada biter, ve onları topraktan yaratan Allahta
Bir köy muhtarsız olmaz
Allah’ı tanıyan ve iitaat eden zindanlarda da olsa bahtiyar-dır.Allah’ı tanımayan ve itaat etmeyen saraylarda da olsa bedbahttır. İman insanı insan eder kainata sultan der.
Bir iğne ustasız olmaz
Bir harf katipsiz olmaz
Bir kanun hakimsiz olmaz
Bir resim ressamsız olmaz
Bir sanat sanatkarsız olmaz
Şu dünya sahipsiz olmaz; Sahibi Allah

3 SANAT KANITI: HER VARLIKTA ŞU TEMEL ÖZELLİKLER GÖRÜLÜR
Maddeler arasındaki çelişki nedir?
Bir şey çok sayıda en uygun ve kı-sa zamanda çeşitli ve sürekli yapılı yorsa çok sanat ve kıymet olmaz. Bu, ancak Allah’a verilince olabilir.
1-Her şey çok sanatlıdır
2-Her şey çok kıymetlidir
3-Her şey çok sayıdadır
4-Her şey kısa zamanda yapılmaktadır
5-Her şey zamanında yapılmaktadır
6-Her şey çeşitli yapılmaktadır
7- Her şey sürekli yapılmaktadır
8- Her şey ihtiyaca en uygun yapılmaktadır

4 KURAN VE PEYGAMBER EN SOMUT KANIT BELGESİDİR.
Kuran ya Allah sözüdür ya da insan! Bir insan böylesi asırlara bakacak, evren- sel değerleri taşıyacak, milyonların vazgeçilmezi olacak bir kitabı yazmış olabi lir mi? (Hıristiyan dünyasında yeterince anlatılmamasına rağmen Kur’an kendini okutmuş hayran bırakmış çok kişi Müslüman olmuştur.)
Hele okuma yazması olmadan hiç bir ilim tahsil etmeden, o asrın okumuşları-nı şairlerini sustura bilir mi, siz de yazın diye meydan okuyabilir mi? Geçmiş ve geleceğe ait bilgileri bilebilir mi ve bu asırda anlaşılabilen bilimsel gerçekle
ri dile getirebilir mi? (Bir Japon bilim ada mı Kuranda embriyo aşamalarını okuyunca, bu insan sözü olamaz deyip Müslüman olmuştu. Ayrıca kuranda pek çok ayet ve özellikle Mucizeler bilim adamlarına bilimsel alternatif proje modelleri sunmaktadır.)
Yoksa O, bir filimdeki gibi zaman makinesi mi yapmıştı, yapmıştı da mağarada mı saklamıştı. O yüzden mi mağaraya gidiyor gizlice geçmiş gelecek yolculukla rı yapıp gördüklerini hem de teferruatıyla kitaba yazıyordu?
Geçmişin kitabı yazılsa da detay bilinemez. Yusuf süresini okuyanlar bunu göreceklerdir. Ya geleceğin kitabı nasıl yazılır? Rum süresinde Rumların İranlı ları 9 yıl sonra yeneceği ilan edildi aynen oldu. Ayet firavunun cesedini koru
yacağız dedi mumyasız bozulmadan bulundu (British museum)
O’nu inceleyenler hayatında şaka da olsa doğru olmayan bir söz bulamadı. Kuran Ona, insanlığa en güzel ahlak örneği dedi. Güzel ahlakın tamamı sade- ce doğru insanda bulunabilirdi. Düşmanları bile doğruluğunu tescilledi. Bugün kü Tevrat ve İncilde yüzden fazla yerde Peygamberimize dair işaretler vardır.
Bütün Peygamberler Tevhid-Allah’ın birliği ve Ahiretin varlığı üzerinde durmuşlardır. Hayatlarında bir tek yalanı olmayan insanlığın kutsadığı bu şah- siyetlerin tamamı ebedi alemin varlığı konusunu ittifakla ilan etti. Bu kadar doğru olan, insanlığın önderleri büyük zatlar yalan üzerinde ittifak etmiş olabi lirler mi? Kendilerini de Yaratıcıyı da yalancı duruma düşürürler mi?

5 VİCDAN KANITI: Vicdan asla yalan söylemez, Rabbim der inler durur ney gibi.
Bir berber arkadaş anlattı. Hocam dedi ateist bir arkadaşım var. Bir gün traş olurken jilet yüzünü kesti. Anında “Allah!” deyip tepki verdi. Sen dedim, hani Allah’a inanmıyordun? Kem küm etti geçiştirdi.
Fıtrat yalan söylemez. Her doğan İnanç üzerine doğar. Ruhun derinliklerindeki o ilk ruhların yaratılışında söylenen “Sen bizim Rabbimizsin” kabulü hep vardır. Vardır çünkü onun üzerine de sorgu yapılacak. Sen Rabbini kabul etmedin mi söz vermedin mi denecek. Yaratıcı bin bir yolla vicdanı sızlatır, uzayda canlı var mı diye sinyal gönderirler, ilahi alemden vicdana farklı şekillerde uyarılar gelir. İnkar ile tamamen vicdanını köreltmeyen zulümlerle mühürlettirmeyen her insan bunu hisseder.Özellikle başında dert olan yalnız kalan ölümle yüzleşen insanlar
Allah demek Peygambere de iman demektir, Kur’an’a da iman demektir, öldük-ten sonra dirilişe de iman demektir. Yani güneş varsa tezahürü yansıması ışığı da var. Allah var Nebisi olur, kitabı olur, ebedi alemi olur. Vicdan da bunları böylece onaylar; küllenmemişse sönmemişse mühürlenmemişse…

ALLAH’IN BİRLİĞİ VE GÖRÜNMEMESİ

1 Ayet “Allahtan başka ilahlar olsaydı yerde gökte düzen bozulurdu” Enbiya/21
2 Varlıktaki birlik birbirine benzerlik, tek düzen ve işleyiş, tek planlayıcıyı düzen koyucuyu gösterir.
3 Bir ele verilen yönetimler daha kolay olur. Çok el karışsa karıştırır.
–100 askerin komutasını bir subaya vermek 10 askerin yönetimini iki komutana vermekten daha kolaydır.
–Yeryüzündeki su damlacıklarında cam parçalarında parıldayan ışıkları bir tek güneşe vermezsek her bir cam ı ve suyu başlı başına bir ışık kaynağı-güneş kabul etmek zorunda kalırız. Tek Allahı kabul etmeyenler binler tanrı çıkarmış olur.

ALLAHIN GÖRÜNMEMESİ BENZEMEMESİ
1 Bu dünya ve bu gözler Allahı görmeye uygun değil. Maddeyi ve ışık türlerini bile tam göremiyoruz. Kızıl mor ötesi ışınlar vb.
Musa Peygamber Allahım seni göreyim dedi. Şu dağa bak yerinde durursa görebi lirsin dedi Allah ve nurundan bir tecelli ile dağ parçalandı, Peygamber bayıldı. Demek ki su göz onu görebilecek bir alet değil burası da görme yeri değil.
2 Fiziki olarak görmek için göz ışık ve cisim gerekir. Uzayda ışık var, çarpacağı cisim olmazsa yansıma olmaz karanlık görünür. Allah bir cisim değil ki madde içinde ışık ona çarpsın da gözle görülsün. Ya da ışığın üzerine düşeceği bir cisim!
3 Sanatkar sanatı cinsinden değildir. Bir binayı yapan usta tahta demir vs değil. Binayı yapan da taş tuğla çimento değil. Evreni yapan Yaratıcı evren türünden atom değil, insan türünden hücre değil; bu yüzden görünmesi mümkün değil.
6 İmtihan sırrından dolayı Allah kendini göstermiyor. Bir gören mecburi inana-cak, Ebu Bekirle Ebu Cehil Firavun ile Musa ayrılamayacak. Sınav kağıdının yanın-da cevap anahtarını dağıtma gibi; çalanla çalışan karışacak.
7 Allahı görememek anlayamamak O’nu en iyi görmek ve anlamaktır.
8 Allah akla gelen her şeyden başkadır. Bu yaklaşımlar insan ruhunu rahatlatır.
9 Peygamberimizin dediği gibi biz cennette iken Allahın güzelliğini göreceğiz ve
bir saati 1000 yıllık dünya lezzetlerinden üstün olan cennet hayatını unutacağız.
Dünyadaki güzelliklerle güzelliğini göstermek istercesine icraatı asıl O’na bir delil
Allahı kim yarattı diye sormak baştan Allah kabul etmemeye hazır olmak anlamı na gelir. Çünkü var edilen ilah olamaz var eden olur. Var edilen doğa olur insan olur. Kim yarattı diyerek yaratılmış bir varlığı Allah yerine koyma girişimi yanlış. Sanki Allah devreden çıkarılınca bütün mesele hallolacak. Bir Tanrı gidecek binler tanrı silsilesi gelecek. Tren Vagonlar örneği yeterli. Binler tanrı da olsa sonunda durulacak ve esas tanrı O olacak; diğerleri çöpe. Böyle kafayı yemektense huzur

1 -KUR’AN’IN TEMEL ÖZELLİKLERİ: 9.snf

1-Orjinaldir. Tevrat ve İncil gibi tahrife uğramamış ve insan sözü karışmamıştır.
2-Evrenseldir. Bütün zamana mekana ve insanlara gelmiştir.(Ali İmran,138)
3-Kıyamete kadar ilahi teminat-korunma altındadır.(Hicr.9)
4-İki dünyayı kucaklar, hayatın her alanına anlam amaç ve denge getirir.
5-İçi dışı üçlü birey, gelişmiş huzurlu toplum ve uygarlık oluşturma (İnanç, ibadet, ahlaki evrensel) ilkeleri sunar.
*Vahiy: Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Peygambere verilen mesaj

2 -KURANIN KONULARI:

*İnanç esasları. Tevhid-Allah’ın birliği. Madde ötesi varıklar ve olaylar. Ruh, melek, cin, mahşer cennet cehennem…
*İbadet konuları. Namaz oruç zekat hac dua tefekkür zikir
*Ahlak ilkeleri. Yalan gıybet iftira haset alay kusur araştırma gibi negatif davranışlar. Her çeşidiyle iyilik yapma, kardeşlik, affetme paylaşma yardımlaşma gibi pozitif davranışlar.
*Helaller-Haramlar. Cinayet, hırsızlık, zina, içki, kumar, faiz, fal bakma, domuz eti, ölü hayvan eti, kan, haram kazanç yolları, israf etmeme gibi yasak davranış sınırları…
*Peygamberler ve toplumları. İbret verici olaylar, kıssalar.
* İnsanlar arası ilişkiler, aile ve toplumsal yaşam ile ilgili sosyal ekonomik hukuki idari evrensel ilkeler.
*Kainat, güneş sistemi,dünya-doğa olayları, hayvanlar ve tefekkür
*Bilim alanlarına yönelik proje modelleri ve teşvikler.

3 -KUR’AN’IN Nüzulü-İNİŞİ

*İlk vahiy 610/27 Ramazan/Kadir gecesi
Mekke’de/Nur dağında/Hira mağarasında geldi.
*İlk ayetler: Alak süresi.1-5
1-Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2-O, insanı “embriyodan” dan yarattı
3-Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
4-O, kalemle yazmayı öğretendir,
5-İnsana bilmediğini öğretendir.
Beş ayette beş mesaj: Oku, Yaz, Öğren-Öğret,
Neyi: Üç kitabı; Kur’an’ı, Evreni, İnsanı
Niçin: Allah rızası insanlık yararı için
*Ayet: Kuran insanlığa Rahmet açıklama yol gösterici öğüt, Ruha şifa kalbe gıda akla ışık hayata rehber (Ali İmran,158-Yunus,57)

4 -KUR’AN’IN YAZILIŞI-KİTAPLAŞMASI-ÇOĞALTILMASI

*Peygamberimiz hayatında gelen ayetleri ve süreleri sıralamasını da göstererek, Vahiy katiplerine yazdırdı. Papirüs, taş, kemik, yaprak malzemesi üzerine.
*Ayet ayet 23 yılda geldiğinden binlerce insan iyice ezberliyordu ve sürekli okuyor etüd ediyorlardı.
(Babilliler zamanında Kudüs yangınında tevrat yok oldu, Ezra isimli katip kendi yazdı, ciltlerce ekleme oldu. 325’te İznik’de yüzlerce incil yok edildi 4’ü alındı. Tevrat ve incil çoğu tahrif edilmiştir ve insan yazmasıdır.Bakara 59,75,79)
*Peygamberimizin vefatından bir yıl kadar sonra, Hafızların azalması sebebiyle, Hz.Ömer teklif etti ve Kuran, bir komisyon (Zeyd bin Sabit başkanlığında) ve bilenlerin teftiişi altında ilk kez kitap haline getirildi, buna iki kapak arası sahifeler anlamında Mushaf dendi.
*15 yıl kadar sonra Hz.Osman zamanında, İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı kültürlerin müslüman olması, farklı şivelerle değişik okumaların baş göstermesi üzerine, birliği sağlama ve asıl tek kaynaktan öğrenme adına Kur’an 7 adet çoğaltılarak belirli merkezlere gönderildi. Bir tanesi Topkapı sarayı müzesinde

5 -KUR’AN’LA İLGİLİ KAVRAMLAR: .

Cüz: Kuran’ın 20 şer sayfalık 30 bölümünden her biri
Süre: Farklı sayıda ayetlerden meydana gelen Besmele ile başlayan (Tövbe hariç) 114 bölüm. İlk süre: Fatiha, son süre Nas. En uzun süre: Bakara, en kısa süre: Kevser
Ayet: Süreleri oluşturan bir-birkaç cümle. 6200-6666 ayet civarı.
Durak: Ayetler arası veya ayet ortası durma yeri
Hatim: Kur’an’ı baştan sona okumak
Mukabele: Kur’an’ın sırasıyla biri tarafından camide bazen de evlerde okunup diğerlerince, takip edilmesi. Peygamberimiz her Ramazan Cebrail ile karşılıklı yapardı.
Tecvid: Kuran’ı kurallarıyla okumak güzelleştirmek
Hafız: Kur’an’ı baştan sona ezberleyen kişi
Müezzin: Camide ezan okuyan kamet getiren tesbihleri çektiren camiyle ilgilenen görevli
Meal: Kur’an’ın kısa açıklamalı tercümesi
Tefsir: Kur’an’ın geniş açıklanması ve çağa göre yorumlanması, Müfessir: Kur’an’ı açıklayan bilgin. Ünlü türkçe tefsir: Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili 10 cilt

1- KUR’AN’IN AMACI-1 Doğru bilgi 10.snf

İnsanın aklının korunması
*Kur’an’a göre üç bilgi kaynağı: Vahiy-Gözlem-Deney
*Kur’an üç bilgi kanalını eleştirir: Atalardan duyduğuna sorgulamadan körü körüne inanma, her duyulana araştırmadan inanma ve Gerçeği bilmeden zanla tahminle akıl yürütme karar verme
*Kur’an’ın bilgilendirdiği üç ana alan: İnsanın yaratılışı ve amacı, Evrenin yaratılışı ve amacı, Madde ötesi ve Ahiret hayatı hakkında bilgi ve ona hazırlık prensipleri.
*Kur’an, batıl düşünce akım ideoloji yanlış bilgi ve saplantılarla aklı bozmanın yanında içki uyuşturucu vb. yollarla da aklın bozulmasını istemez.

2 -KUR’AN’IN AMACI-2 Doğru inanç

İnsanın kalbinin korunması
*Kur’an, başta inkar ve şirk olmak üzere Allah’dan başka yönelişlere karşı uyarır, Tevhid’e tek Allah inancına çağırır.
Allah’ın oğlu veya kızları gibi kavramları reddeder.
*İbrahim Peygamberin doğru inanç arayış dersi,İhlas
*Mecazi (Aşk) şirk: Bazı insanlar Allah’dan başka şeyleri Allah’ı sever gibi severler. Müminlerin Allah sevgisi ise çok güçlüdür” (Bakara,165)
Kur’an adeta taparcasına malı mülkü serveti cinselliği zevkleri dünyayı sevmenin de bir çeşit şirk olacağına dikkat çeker onları Allah muhabbeti namına sev der.

3 -KUR’AN’IN AMACI-3 Doğru davranış

İnsanın nefsinin – Neslinin – Malının korunması
*Davranışları biçimlendiren ve yönlendiren üç dinamik güç: Akıl, Kalp ve Nefis.
*Allah rızası ve insanlık yararı niyet ve amacı, nefsi kontrol altında tutar ve davranışların daima doğru olmasını sağlar. Yanlış olanı da iyi niyet yaklaşımı ve ders çıkarma ile onarmak telafi etmek mümkün olur.
Ayet: Öyle doğru iş yapın ki O’nu Allah da Peygamberi de insanlar da beğensin (Tövbe,105)
Hadis: Peygamberimiz: Allah dışınıza değil niyet ve amacınıza ve ortaya koyduğunuz yararlı sonuç veren davranışınıza-çalışmanıza bakar buyurur.
*Kur’an günahlarla insanın kendisine, kötülük ve aldatmalarla da başkasına zarar vermesini yasaklar. Hep iyilik tavsiye eder.

4 -KUR’AN’I OKUMAK

*Sevdiklerimizden gelen mektup mesaj nasıl okunur?
*Kur’an arapça indirilmiştir. İbadet dili arapçadır. Farklı ırkların Kabede toplanması gibi farklı diller aynı ortak ibadet dilinde buluşur. Arap alfabesini öğrenmek Kur’an’ı okur hale gelmek iki üç günlük uğraşla mümkündür. Namaz süreleri ve ezan arapça okunur. Yüzünden arapça okumasını bilemeyen namaz kılacak kadar süreleri ezberlemelidir.
*Kuran okumaya Kur’an tilaveti, Kur’an kıraati denir.
*Abdest alınır, Euzü besmele çekilir, tecvit kurallarına göre ihlasla, tane tane okunur, abdestsiz el sürmeden yüzünden veya ezberden okunanabilir.
*Tilavet secdesi. Secde ayeti gelince tek secde yapılır.
*Hadis, Kuranın her harfine sevap var der. Bu okuyanın içtenliğine, zamana mekana göre farklıdır; kutsal yerde, seher vakti, mübarek gecelerde okuma gibi
*Kur’an kitabını meal ve tefsirlerden anlayarak hissederek okumanın yanında, Evrensel mesajlarına önem vermeli, hayata geçirmeli, İnsanlık karşısında en güzel şekliyle TEMSİL etmelidir.
*Evren ve insan kitapları da Kur’an gibi okunmalıdır.
Aynı Sanatkarın farklı kalem ve desenle yazması gibi.
*Hadis:Evlerinizi mezarlığa çevirmeyin, kuran okuyun
*Hadis Kuran okuyun O mahşerde şefaatçiniz olacaktır
*Hadis: En hayırlı insan Kuranı öğrenen ve öğretendir
*Hadis: Kur’an’sız ev harap enkaz ev gibidir

5 -KUR’AN’I ANLAMAK

*Kur’an sadece okunmak için değil anlamı bilinsin anlaşılsın ve gereği yapılsın diye gönderilmiştir.
*Kur’an evrenseldir küçük büyük okumuş okumamış köyde kentte her insana hitap eder ve her okuyan gerek yüzüne okumasından gerekse mealinden anlamını okuyarak mutlaka manevi bir kazanç elde edecek, duygu ve düşünce dünyası zenginleşececek huzur bulacaktır.
*Kur’an İlahi beyan olarak insan sözüyle bire bir tam tercüme edilip anlaşılamaz. Her kelimenin farklı zengin anlamları vardır. M. Akif Fuzuli Baki gibi şairlerin sözleri bile edebi kavramlarla açıklanmaya çalışılır; teşbih mecaz telmih istiare kinaye hüsnü talil
Bu sebeple her çeviride bir dile ait orjinallik azalabilir.
*Mezheplerin çok ve farklı olması gibi, Kuranın anlaşılmasının, değişik meal ve yorumlarının, inanç ibadet esasları dışında, farklılık göstermesi de aklın özgürce işleyişinin, zenginliğin ve dindeki kolaylığın ifadesidir.
Müteşabih ayet kapalı anlamlı izaha muhtaç ifade
*Ayet: Allah’ın eli onların ellerinin üzerinde Fetih,10
*Ayet: Nereye dönerseniz Allahın yüzü oradadır
*Ayet Arzı (deve kuşu yumurtası şeklinde) döşedi
*Ayet: Göğü size koruyucu tavan yaptı (Enbiya,32)
*Mucizeler bilimsel alternatif proje modelleri. Hz.Musa deniz yarılması günümüzde tüp geçitler gibi

6 -KUR’AN’I YORUMLAMAK

*Ayet: Kuranı düşünüp anlamaya çalışın. O başkasından gelseydi onda bir çok çelişki bulurlardı.” (Nisa,82)
*Ayet: “Kuranı ayetlerini düşünsünler anlasınlar (Sad,29) akıllarını kullanıp öğüt alsınlar diye indirdik” (Nahl,44)
*Ayet: Dinde zorlama yoktur (Bakara,256) Baba oğlunu inanca zorlayınca bu ayet geldi. Sahabe ve haram meyva
*Ayet: Açıkla hatırlat! Sen zorlayıcı değilsin (Gaşiye,21)
Kur’an’ı anlama ve yorumlamanın temel ilkeleri:
-Kur’an bütün olarak ele alınmalı. Bazen aynı konuda değişik yerlerde farklı cümle ve kelimeler yer alır.
-Peygamberimizin açıklamaları bilinmeli. Hayatı etüd edilmeli. Çünkü O’nun hayatı Kur’an’dan ibaretti.
-Sahabe Tabiin ve bilginlerin açıklamaları bilinmeli
-Arapça dilini çok iyi bilmeli. Ayetlerin sebeb-i nüzulü-iniş sebebi bilinmeli
– Zengin genel kültür ile bilimsel verilerden yararlanmalı
-Asla benim anladığım kesin son doğru dememeli
-Farklı anlamlar içeren ya da güncel uygulamalara uygun gibi görünmeyen bazı ayetleri okuyarak insanın kendince yorum yapması doğru sonuca götürmeyebilir. Bu sebeple konunun uzmanlarına başvurmalı
*Kuran Hadis ve Din Bilginlerinin kitapları kaynak alınarak güncel konular hakkında fetva yetkisi ve Diyanet kurulu.
Böbrek nakli organ bağışı caizdir. Çünkü ayet ve hadis canı korumayı hayat kurtarmayı şifa aramayı emreder

HZ.MUHAMMED S.A:V. – PEYGAMBERLİK ÖNCESİ 9.snf

— Mekke ve Kabe’nin kuruluşu. M.Ö.2000 Hz.İbrahim Filistinden geldi Eşi Hz.Hacer ile bebek İsmaili çölde bıraktı. Hacer, Safa Merve arası koştu su aradı, zemzem çıktı. Hz.İbrahim yıllar snora gelip oğlu ile Kabeyi inşa etti Hacerul-Esved’i yerleştirdi. M.S.5.yy da Peygamberimizin dedelerinden Kusayy tarafından Mekke kuruldu. Zamanla Tevhidden çıkıp putlarla dolduruldu
— Fil vakası. Peygamberimizin doğumundan 52 gün önce Yemen valisi Ebrehe, kilise yaptırdı ilgi görmedi, Kabeyi yıkmak için fillerle geldi, bütün develere el koydu. Abdülmuttalip develerini istedi
Ebrehe alay edince: Ben Develerimin sahibiyim. Kabe’nin sahibi onu korur” dedi. Yıkmak için saldırınca Ebabil denen pençelerinde gagalarında taşlar olan kuşlar belirdi, orduyu telef ettiler.
— Arap Yarımadasında putperestlik vardı. (Cahiliye dönemi) Putlar Allaha aracı kabul ediliyordu.Allah’a şirk koştukları için Müşrik, puta tapmayıp Hz.İbrahim dinine bağlı olanlara Hanif.
— Kölelik vardı, kadınlar satılır kız çocukları gömülürdü.
— Kabileler arasın kan davası, savaş ve barış ayları vardı.
— Şiir ve hitabet ileiydi.— Zayıf olanlar ezilir malları çalınırdı.
— Ahlaki çöküntü vardı. Bazı evlere işaret konur, kadınlar çocuğu olunca beraber olduğu dilediği erkeği baba seçerdi. —— İçki kumar tefecilik ve fal yaygındı.
— Hz.Muhammed, 571’de Mekke’de doğdu. Doğumdan 2 ay önce babası Abdullah’ı kaybetti. 4 yaşına kadar süt annesi Halime’de, 6 yaşına kadar annesinde, vefatından sonra 8 yaşı-na kadar dedesinde, sonra evleninceye kadar amcası Ebu Talipte kaldı. (Amcaları Hamza Abbas Zübeyr ve inkarcı Ebu Lehep)
— Doğduğunda olağanüstü olaylardan söz edilir: Mecusilerin ateşi sönmesi, Save gölünün batması, Semave nehrinin taşması, İran Kisra sarayı yıkılması, putların devrilmesi gibi
— 12-15 yaşlarında amcalarıyla çıktığı Şam yolculuğunda Rahip Bahira tarafından fark edildi, geri götürülmesini önerdi. 17 yaş Yemen, Zübeyr ve Abbas ile ticaret yolculuğu
— 20 yaşlarda arkadaşıyla sözleştiği yerde 3 gün bekledi, arka
daşı hatırlayınca gitti O’nu beklerken gördü, beklettin dedi.
— Çevresi ondaki güzel ahlakı gördü Muhammedül-Emin Güvenilir Muhammed ismini verdi.
— Haksızlığa uğrayan ve yardıma muhtaç olanlara destek amaçlı kurulan Hılfül-Fudul’da (Erdemliler sözleşmesi) çalıştı.
— 20’li yaşlarda Kabe Hakemliği yaptı. Yıpranan Kabe tamirinden sonra Hacerul-Esved’in yerine konması konusunda ileri gelenler çatışma yaşayacaktı,ilk geleni hakem yapalım dediler. Muhammed gelince sevindiler. Peygamberi- miz yere yaygı yaydı taşı üzerine koydu yerine kadar taşıttı taşı yerine koydu.
— 25’li yaşlarda, 40 yaşındaki Hatice’nin kervanlarıyla ticaret yaptı. Dürüstlüğü ve başarısı sonucu Hatice O’na evlenme teklif etti. Çocukları: Zeynep Rukiye Ümmügülsüm Fatıma, Abdullah Kasım (Mariye’denİbrahim) Fatımadan olan torunla rı Hasan Hüseyin.
— Peygamberimizin soyu Hz.İbrahim’in oğlu Hz.İsmail.

PEYGAMBERLİK – MEKKE DÖNEMİ

— İlk vahiy: 610 Mekke Nur dağı Hira mağarası. Alak süresi ilk 5 ayet: “Yaratan Rabbinin adıyla oku!- O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı.- Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.- O, insana kalemle yazmayı öğretti.- İnsana bilmediği şeyleri öğretti.” (5 mesaj: Allah rızası insanlık yararı için-Kuran Evren İnsan kitaplarını-oku-yaz-öğren öğret)
— İlk ayetlerin gelmesinden 6 ay sonra “Ey örtüsüne bürünen kalk ve insanları uyar!” emriyle Hz.Muhammed çevresine tebliğe başladı.
— İlk Müslümanlar: Hatice, Zeyd, Ebu Bekir ve Ali
— Gizli davet dönemi 3 yıl sürdü. ibn-i Erkam isimli sahabenin evinde toplanarak inen ayetleri okur üzerinde etüd ederlerdi. Bu sosyal taktikti, insanları endişelendirmemek.
— Açıktan davet: “Yakın akrabanı uyar” ayetiyle bir tepeye çıkan Peygamber çevresine
Güvenilir olduğunu (Dağın arkasında düşman var desem inanır mısınız: Evet! Şeklinde) hatırlattıktan sonra putlara tapmamaları, bir olan Allah’a inanmaları konusunda davette bulundu. Ebu Lehep alay etti elin kurusun dedi.
— İşkence dönemi. Açıktan davetle Bilal-i Habeşi gibi ezilen köleler, Müslüman olmaya başlayınca müşrikler işkence ile caydırma politikasına başladı Bilal, sıcak kumda üzerine taş koydular Allah Ahad dedi, Ebu Bekir para verdi kurtardı
— İlk şehit aile: Yasir eşi Sümeyye. Oğul Ammar putları söyledi ellerinden kurtuldu
— Habeşistana iki Hicret. İşkenceden kurtulmak için ilk hicret Hristiyan Kral Necaşye.i onlardan Hz.İsa’yı dinledi müslüman oldu
— Alay hakaret ve iftira. Kimse Peygambere yalancı iffetsiz veya haksızlık yaptı diyeme miş, Kuran’ın mucize sözleri karşısında, gökten haber alıyormuş sihire kapılmış kahin diye alay ettiler.Tükürenler olduğu gibi üzerine pis işkembe atanlar da, geçtiği yollara diken taş ve ateş koyanlar da oluyordu, ayaklarını taşlayanlar da.
— Rüşvet teklifi: Putlar müşriklere hem prestij hem de gelir sağlıyordu, kölelik kabileci lik vazgeçilmezleriydi. Amcasına gelip: “Muhammed putlarımıza dokunmasın istediği serveti verelim, istediği kadınları seçsin, isterse reisimiz olsun!” dediler. Hz.Muhammed: “Bir elime güneşi değerine ayı verseniz davamdan vazgeçmem! “dedi.
— Boykot-dışlama taktiği: Hz.Ömer ve Hz.Hamza gibi toplumun güçlü lider tipleri de müslüman olunca, müslümanları 3 yıl boyunca bir bölgede hapsetti aç susuz bıraktılar.
— Hüzün senesi: Peygamberimiz hayatının iki dinamiği olan eşi Haticeyi amcası Ebu Talibi kaybetti, çok hüzünlendi.
— Taif seferi ve taşlanması: En kederli günlerinde bile insanları düşündü ve inancı anlat mak için gittiği köyde taşlandı ama asla beddua etmedi,meleğin ceza teklifini reddetti.
— İki Akabe (tepe) biatı (sözleşme) Peygamberimizin, Medineden gelenlere Allahı anlatması İle inanan 7 ve70 kadar kişi, Peygamberimizi ve çevresini Medineye davet ederek ona ve davasına sahip çıkma sözü vermişlerdi. İlk öğretmen Mus’ab b. Umeyr
— Mirac – göğe yürüyüş ve Namaz: Böylesi Allah ve insanlık için çile çeken Nebisini Allah huzuruna davetle ödüllendirdi, Mekkeden Kudüse sonra semalara yükseldi ve o yükselmeyi göstermek için namaz merdiveni hediyesi ile geri döndü.
— Hicret: Müşriklerin işkencesi dayanılmaz hal aldı inançlarını da yaşayamıyorlardı ayet le Hicret izni geldi. Önce azar azar Sahabe ayrıldı. Sonra Peygamberimiz Hz.Ebu Bekirle gizlice yola çıktı. Peygamberimiz elinde bulunan emanetleri sahiplerine verilmek üzere Hz.Ali’ye verdi ve onu yatağına yatırdı. O sırada müşrikler de suikast için geldi. O’nu göremediler. Ardına düştüler başına ödül koydular. Peygamberimiz Sevr mağarasına sığındı. Örümcek ağ ördü güvercin yuvasındaydı. Müşrikler bu durumda içeri girmiş olamaz deyip döndüler. Ebu Bekir telaşlandı, Peygamberimiz üzülme Allah bizimle buyurdu. Medine’ye gelmeden Kuba köyünde ilk mescidi yapıldı, ilk Cuma namazı kılındı. Sosyalleşme toplumsallaşma başlıyordu.
— Peygamberimiz hem Tevratta hem de İncil’de müjdelenmişti.”Rab Sina’dan yöneldi (Hz.Musa), Sair’de tecelli etti (Hz.İsa) Faran dağlarında (Mekke) parladı” Tesniye,33/2
“Hz.İsa: Ben gidiyorum ki Faraklit-Alemin reisi gelsin!” Yuhanna ,14/30
— Peygamberlerin ortak 5 temel sıfatı: Sıdk-doğruluk, Emanet-Güvenirlilik, Tebliğ-Vahyi duyurmak, Fetanet-Üstün akıl gücü, İsmet-Günahsızlık

MEDİNE DÖNEMİ

— Medineye Giriş: Peygamberimiz Taleal bedru aleyna şiiriyle karşılandı Herkes evine almak istiyordu, devesi Hz.Ebu Eyyub el Ensari’nin evinin önünde çöktü geçici olarak onda misafir oldu ve Nebi mescidi inşa edildi.
— Mescid-i Nebevi: Bu Peygamber mescidinin yarısı ibadete yarısı eğitim için ayrıl dı buraya Suffe dendi. kendisine de bir küçük oda yapıldı. Tarihi külliyelerin ve evrensel eğitimin temeli atıldı. Burada sosyal ekonomik hukuki askeri bütün konular görüşülürdü.
— Medine sözleşmesi Yahudi ve Hristiyanlarla yapıldı. Barış içinde olacak ve dış tehlikele re karşı beraber savunma yapacaklardı. Kavgalı Evs ve Hazrec sulh içinde yaşayacaktı.
— Ensar-Muhacir kardeşliği. Medineli yardım edenler Mekke’den göç edenler. Peygamberimiz bir Mekkeli ile bir Medineliyi kardeş ilan etti. Ensar maddi varlığının yarısı nı teklif etti , onlar çalışmayı seçtiler. Kardeşlik ve paylaşıma örnek: Bir tas çorbayı talebe ye içirdiler, aile aç kaldı. Üç Sahabe son nefesinde suyu birbirine havale etti.
— İlk ezan iki üç Sahabenin aynı rüyayı görmesi Peygamberin de onayıyla Bilal-i Habeşi tarafından okundu.
— Bedir Uhud Hendek: Müşrikler Hicret edenlerin arkada bıraktığı bütün mallarını yağmaladılar kalan Müslümanlara işkenceye devam ettiler.
Bazı Yahudilerle ve Münafıklarla işbirliği içinde idiler ve Müslümanların gelişmesine engel olmak için hazırlandılar. Üç savaşta ve diğerlerinde Peygamberimiz daima savunma ve en az kan dökmeye yönelik taktikler uyguladı. Tarih araştırmacıları 10 yıllık Medine dönemin de ölenlerin sayısının 300 den az olduğunu tespit etmişlerdir . Peygamber Fetanetinin di -ğer uygulaması en olumsuz durumu en olumluya çevirme becerisi şeklindedir. Bedir esir -lerinin okuma yazma öğretmesi karşılığı serbest bırakılmasını istemiştir. Peygamber yakınlarını kaybetmesine rağmen ileriki dönemde kimseye intikam duygusuyla ceza vermediğini görürüz. Amcası Hamza’yı parçalayan Vahşi’nin Müslüman olmasını sağlamıştı
— Hudeybiye anlaşması. Müslümanlar 6 senelik hasretle Kabe’yi ve ailelerini ziyaret etmek istiyordu. 1400 kişi silahsız ve 70 kurbanlıkla geldi
Mekkeliler önledi ağır şartlarla 10 yıllık anlaşmaya zorladılar. Peygamberimiz biat aldı.
*Seneye 3 günlüğüne gelecek boş şehire girecekler*Mekkeliler diledikleri kabilelerle anlaşabilecek*Sığınan Mekkeli geri verilecek Müslüman sığınırsa geri verilmeyecek
(ardından zinciriyle kaçanlar oldu geri çevrildiler, çölde oluşum başladı)*Anlaşma metnin deki Muhammed Rasulüllah yazısını sildirdiler *Sulh döneminde geniş çevrede inanç aydın lanma sohbetleri gelişti*Halid bin Velid gibi 300 savaş kaybetmemiş komutan müslüman oldu*İslamın güzellikleri hoşgörüsü çevre kabilelere duyurulmuş oldu*Bizans Mısır İran vb yerlere elçiler gönderildi evrenselleşme adımları atıldı
— Mekke’ye giriş. 2 yıl sonra bir Müslüman gruba silahlı saldırı yapılınca anlaşma bozul-muş oldu. Kan dökülmeden Mekke’ye girilmesi için gizlice hazırlıklar yapıldı. Yakın tepeye 10 bin ateş yakıldı. Yöneticiler geldi görüşüldü sulh önerildi. Emanlar verildi. 4 ayrı kapıdan girildi. Peygamberimiz 3 kişiyle ayrıldığı Mekke’ye 10 yıl sonra 10 bin Müslümanla giriş yaparken güçlü bir kumandan gibi değil başı eyere değecek kadar önde mutevazı giriyor -du.Peygamberimiz Genel af ilan etti.Hz.Yusuf’un kardeşlerini affetmesi gibi.Amcası Hamza yı öldüren Vahşi’yi affettiğini ilan ettiği gibi 3-4 kez mektup göndererek Müslüman olarak dönmesini sağladı. Kabe Putlardan temizlendi. Peygamberimiz Mekke yönetimini yine bir Mekkeliye bırakıp Medine’ye döndü. Asla zulüm yapılmamış İnanç ve fikir özgürlüğü sağlanmıştı. Vefatı da hayatı ve Mekke’ye girişi gibi sade oldu, bir kilim mirası yoktu.
Aynı yere defin oldu. Kabrine Ravza-i Mutahhara-Tertemiz bahçe dendi
— Peygamberimizin Veda Hutbesi: İnsan hakları evrensel beyannamesinden 14 asır evvel
*Lailahe illallah gerçeğini duyurun*Rabbe dönüp sorgulanacaksınız*Sizler kardeşsiniz
*Adem’den topraktansınız eşitsiniz *Arabın arap olmayana üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah’a saygıdadır. *Kadınların hakkını gözetin sizin gibi onların da üzerinizde hakları vardır
*Emanetlere riayet edin*İki emanet bırakıyorum Kur’an ve Sünnetim (Ehl-i Beyt), bunlara uyarsanız şaşırmazsınız*Allah’a ortak koşmayın *Cana kıymayın*Zina etmeyin*Hırsızlık yapmayın*Cahiliye adetle rini bırakın*Kan davaları kaldırılmıştır*Can mal namus Mekke gibi mukaddestir.*Tefecilik yapmayın*Kimse başkasının suçuyla suçlanamaz*Yarın beni sizden soracaklar ne diyeceksiniz? Vazifemi yaptım mı? Evet ya Rasulallah! Vazifeni yaptın! Şahit ol! Ya Rab!

KUR’AN’A GÖRE HZ.MUHAMMED s.a.v. 10.snf

* Hz.Muhammed bir insandır.
Ayet : “De ki ben ancak sizin gibi bir insanım” Fussilet/6
Ayet: “Sen de öleceksin” Zümer/30
Ayet: “Allahın dilediğinden başka kendime fayda-zarar veremem, gaybı bilmem” Araf/188
Ayet:Bu nasıl Peygamber bizim gibi yiyor dolaşıyor. Bir me lekle gezmeliydi, hazineleri, bahçeleri olmalıydı” Furkan/7
— Kuran Peygamberin olağanüstü bir varlık olmadığını, her insan gibi hayat yaşadığını Allah bildirmezse bir şeyi bileme yeceğini vurgular. (Yahudi-Hristiyan Peygamber görüşü iki aşırı uçtadır. İslam denge getirmiştir; Abdühü ve Rasulühü)
* Hz.Muhammed bir Peygamber.
Ayet : “De ki ben ancak sizin gibi bir insanım fakat bana vahiy geliyor” Kehf/110
Ayet: “Muhammed Allahın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur” Ahzab/40
Ayet: “Ey insanlar ben sizin hepinize elçiyim” Araf/158
Ayet: Rasulüllah sizler için güzel bir örnektir”Ahzab/21
— O bir insan olmakla birlikte O’na Vahiy gelmektedir tüm insanlığa gönderilen son görevli bir elçidir ve insanlığa örnek bir Kuran ahlakına sahiptir. O’nun ahlakı Kur’an’dı.
— Peygamberlerin ortak 5 temel sıfatı: Sıdk-doğruluk, Emanet-Güvenirlilik, Tebliğ-Vahyi duyurmak, Fetanet-Üstün akıl gücü, İsmet-Günahsızlık
* Hz.Muhammed Kuranı açıklayıcıdır.
Ayet: İnsanlara açıklaman için düşünüp anlasınlar diye Kuranı indirdik” Nahl/44)
— Kuran namaz oruç hac zekatı farz kılmış detay vermemiş tir. Bunların açıklamasını Peygamber yapar.
Hadis: “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın!”
Haccın yapılış şeklini zekat oranlarını vbhep O belirlemiştir.
* Hz.Muhammed Kuranda olmayan hükmü koyucudur.
— Kuran domuz ölmüş hayvan etini kanı yasaklar. Yırtıcı ve iğrenç görünen hayvanlara değinmez. Bunları Peygam- ber yasaklar. Hadis: “Pençeleriyle tırnaklarıyla parçalayan hayvanlar size haram kılınmıştır”
— Kur’an şarap haram der. Peygamberimiz: “Sarhoşluk veren her şey haramdır” diyerek hangi isim altında olursa olsun alkol giren her içeceğe haramlık getirir. Bir damlası da haram mı sorusuna: “Çoğu sarhoşluk verenin azı da ha-ramdır” şeklinde açıklık getirir.
* Hz.Muhammed müjdeleyici ve uyarıcıdır.
Ayet:”Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik” Sebe/28
Ayet:”Önce yakın akrabanı uyar!” Şuara/214
— Peygamberimiz davette ikna edici dil ve yumuşak nasi-hat uslubü kullanmış asla zorlama yapmamıştır. Vefatı ön-cesi veda hutbesiyle son uyarılarını da yapmıştır.
* Hz.Muhammed insanlığa Rahmettir.
Ayet: Biz seni alemlere Rahmet olarak gönderdik Enbiya/107
Hadis: “Ben Rahmet olarak gönderildim!”
Cahiliye döneminde zulüm vardı herkes Rahmete muhtaç tı
Kan davaları kölelik kadının satılması kızların gömülmesi, hayvanlara bile eziyet edimesi sona erdi.

HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ – AHLAKI 11.snf

* Kuranda örnek insan ve özellikleri
— Allah insanı en mükemmel ve şerefli olarak yaratmış, Peygamber ve Kutsal kitap-larla bu özelliğini korumasının ve güzel ahlaklı olmasının, sonunda da cenneti kazan-masının yollarını göstermiştir. Kur’an, bir Müslümanın hangi özelliklere sahip olması gerektiğini anlatır: Mümin büyük günahtan ve ahlaksızlıktan uzak durur, namazı sü-rekli huşu içinde kılar, zekatı verir, haram cinsel ilişki yaşamaz, emanete hiyanetlik etmez sözünde durur, affedici olur.Yardımlaşır, danışarak iş görür, faydasız boş işten de uzak durur. Müminün/1-10, Şura/36-39
* Hz.Muhammed bizim için bir örnektir
Ayet:”Sen yüce bir ahlak üzeresin” Kalem/4, Ayet: Rasulüllah sizle güzel bir örnek-tir” Ahzab/21, Hadis: “O’nun ahlakı Kur’an’ın ta kendisiydi” Hadis:”En üstün imanlı mümin ahlakı güzel olandır” Hadis:” Baba evladına güzel ahlaktan iyisini veremez”
* Hz.Muhammed’in güvenilirliği Hadis:”İnsanları aldatan bizden değildir”
— Çevresi Peygamberimize Muhammedül-Emin demişlerdi. En kıymetli eşyalarını Peygamberlikten önce ona emanet ederlerdi. Açıktan davete başladığında safa tepe sine çıktı, şu dağın ardında düşman var desem inanır mısınız? Evet hiç yalanını gör-medik dediler. Ben Allahın Peygamberiyim dedi. İnanan inandı kimisi reddetti.
— Peygambere kahin şair sihirbaz mecnun dedi yalancı ve güvenilmez diyemediler.
— Gençliğinde birisiyle sözleşti buluşma yerinde üç gün bekledi, öbürü hatırladı, O bekler dedi buluşma yerine gitti — Hudeybiyede şartlar ağır olmasına rağmen anlaş mayı imzaladı ve harfiyyen yerine getirdi. Anlaşmayı müşrikler bozdu.
* Hz.Muhammed’in merhametli oluşu
Ayet: “Sizin sıkıntı çekmeniz O’na ağır gelir. O size çok düşkün şefkatli ve merhamet-lidir” Tövbe/28, Hadis: “Merhamet etmeyene merhamet edilmez!”, “Çocuklarınıza karşı adaletli davranın!” Hadis: “Hayvanlar konusunda Allahtan korkun işkence yapmayın gereğinden fazla yük vurmayın!”
— Torunlarını Sahabe çocuklarını hep severdi. Birisi 10 çocuğum var hiç öpmüyorum deyince: Peygamberimiz “Allah kalbinden merhameti almışsa ne yapabilirim!” dedi.
— Peygamberimiz namaz kıldırırken çocuk ağlaması duyduğunda hızlıca bitirir, yav-ru annesiyle buluşsun isterdi. Anneden çok kendi kalbi titrerdi.
— Hayvanlara da şefkatliydi.Bir çocuğun ağaçtaki yuvasından yavru kuşu aldığını gör dü: Sen annenden ayrı kalmak ister misin? Dedi. Çocuk hayır deyince: Yavruyu da annesinden ayırma dedi. Çocuk kuşu yuvasına koydu.
* Hz.Muhammed’in adaletli oluşu Ayet: “Emanetleri ehil olanlara verin ve aranızda adaletle hükmedin!” Nisa/58
Hadis: Birinin kızı hırsızlık yapmış Pegyamberimizden affetmesi istenmişti. Kızdı ve ”Önceki toplumlar fakirlere ceza verip zenginleri cezalandırmadıkları için helak oldu. Vallahi kızım Fatıma da yapsa cezasını veririm!”
— Peygamberimizin adaletine inandıkları için O’na Kabe hakemliği yaptırmışlardı.
* Hz.Muhammed’in kolaylaştırıcılığı
Ayet: Allah sizin için kolaylık diler zorluk dilemez!” ,“Gücünüzünn üstünde yük yüklemez” Bakara/185,286
Hadis: “Din kolaylıktır”, “Kolaylaştırın zorlaştırmayın müjdeleyin nefret ettirmeyin!”
— Peygamberimiz iki şeyden daima kolayını seçer, namazın uzatılmamasını isterdi. Ramazanda yola çıkana Oruç tutmayabilirsin derdi. Ayakta namaz kılmaya gücü yet-meyen oturarak kılabilir, yolcu cumaya gitmeyebilir kurban kesmeyebilir, mestlerini isterse üç gün çıkarmayabilir.
* Hz.Muhammed’in sabrı ve kararlılığı
Ayet: “Müşriklerin söylediklerine sabret ve güzel davranarak ayrıl! Müzzemmil/10
—İşkence boykot alay haraket dönemlerinden sonra rüşvet teklif ettiler: Mal kadın reislik iste verelim rdediler. Peygamberimiz: “Sağ elime ğüneşi sol elime ayı verseniz davamdan vazgeçmem!”dedi
O sabır ve kararlılıkla hem düşmandan ve çevresinden gelen sıkıntılara karşı dayandı 23 yıl gibi kısa bir zamanda kıyamete kadar sürecek İslam Medeniyetine yol açtı.
* Hz.Muhammed’in hoşgörüsü
Ayet: “Ey Muhammed yumuşak davranmayıp katı yürekli olsaydın çevrenden dağılırlardı” Ali İmran/159 Ayet: “Dinde zorlama yok!” Bakara/256 Ayet”Sen anlatıcısın zorlayıcı değil”Fatır/23
Hadis: “Yoldan geldi sıkışmıştı mescidin köşesine idrar yapmaya başladı Peygamberimiz müdahele edenleri durdurdu sonra yanına çağırıp mescidlerin ibadet yeri olduğunu böyle şeyle rin doğru olmadığını güzelce anlattı
Hadis:Birisi arkadan gelip Peygamber cüppesini hızla çekti boynuna kan oturdu. Tebessümle döndü, ne istiyorsun? dedi. Yardım isteyince istediğini verin buyurdu.
Hadis: “Mescidi ziyarete gelen Hıristiyanlar ibadet etmek istedi, tepki gösteren oldu Peygam- berimiz ilişmeyin dedi ve ibadetlerini yapmalarını sağladı.
— Peygamberimiz Taifte kendisini taşlayanların affı için Allaha dua etti. Mekke fethinde uzun yıllar çevresine işkence yapanlara Amcasını öldürenlere genel af ilan etti.
* Kültürümüzde Hz.Muhammed sevgisi
Ayet: “Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin!” Ali İmran 31
Ayet: “Allah ve melekleri Peygambere salat ediyor Ey Müminler siz de edin!” Ahzab/56
— Milletimiz Peygambere olan sevgisini çocuklarına isimlerini koyarak, Mevlitler okutarak O’na salatlar getirerek, Tasavvuf Edebiyat şiir ve ilahilerde ona geniş yer vererek, Medineye ziyaret yaparak göstermiştir. Yusuf Has Hacip, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana (Muhammedin toprağının tozuyum), Süleyman Çelebi (Vesiletün-necat-Mevlit) hep onu övdüler. S.A.V.
* Kültürümüzde Ehl-i Beyt sevgisi Ayet: “Allah Ehl-i Beyti tertemiz yapmak ister” Ahzab/33
Peygamberimizin ev halkına denir. Hz.Ali, Hz.Fatıma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyinden oluşur

HZ.MUHAMMED’İ ANLAMA 12.snf

* Hadis ve Sünnet.
Hadis: Peygamber sözleridir. Kuranı açıklar, soruları cevaplandırır, sorunları çözer, öğüt verir.
Ayrıca ‘Hadis’ kavramı ilim dalının adıdır. Peygamber sözlerini içeren Hadis kitapları vardır.
Sünnet: Peygamberin sözleri (kavli) davranışları (fiili) ve sesiz onaylarıdır ( takriri)
* Hz.Muhammed davranışlarının yöresel ve evrensel boyutu
Peygamberimiz bütün insanlığa gelmiştir, örnektir. Söz ve davranışları da evrensel olacaktır.
Peygamberin örnek model oluşu iki şekilde: Yöresel – Evrensel
— Yöresel: İçinde bulunduğu toplumun örf adet ve alışkanlığına göre söyler ve davranır.
Örnek: Mescidde rahatça sırt üstü uzanıp ayaklarını üst üste koyanı görünce bunu yapmayın demiştir. Çünkü onların kıyafet ayıp yerlerinin görünmesine yol açabilir. Bu evrensel emir değil.
— Evrensel: İnanç ibadet ve özellikle ahlak ile ilgili sözleri ve davranışları evrensel mesaj içerir.
— Yöresel davranış evrensel mesaj: Hadis:” Zor gelmeyeceğini bilseydim size misvak kullan-mayı emrederdim” O gün ağaç kökü misvak vardı o koullanılırdı. Bugün farklı araçlar var. Ama ağız sağlığı diş temizliği kıyamete kadar insanlığa gerekli. Bu açıdan evrensel bir ifadedir.
— Basit adetlerde bilimsel veriler: Hadis “Suyu ayakta içmeyin!” Bu dini bir emir değil tavsiye. Doktorlar diyor ki ayakta içilen su birden mideye inip zarar verebilir ve doğrudan bağırsaklara geçer. Oysa otururken mide kıvrılacağı için su orada oyalanıp işlemden geçer, dezenfekte edilir.
Hadis: “Suyu üç yudumda için içine hohlamayın!” Vücut bir iki yudumda alışır ve içeceğimiz temiz su içine, vücutta yaktığımız oksijenin karbon dioksite çevrilmiş hali geçmemiş olur.
Hadis: “Ayakta idrar yapmayın!” Bu da dini emir değil tavsiye. Doktorlar oturmak yararlı diyor
* Dinin anlaşılmasında Sünnetin önemi
Dinin 4 kaynağı var: Kuran Hadis İcma-ı ümmet (alimlerin ittifakı) Kıyas-ı fukaha (bilgin görüşü)
Ayet:”Peygamber neyi verdiyse alın neyi yasakladıysa kaçının” Haşir/7
Ayet: “İnsanlara açıklaman için düşünüp anlasınlar diye Kuranı indirdik” Nahl/44)
Ayet: “Peygamber temiz şeyleri helal pis şeyleri haram kılar!” Araf/157
— Kuran namaz oruç hac zekatı farz kılmış detay vermemiş tir. Bunların açıklamasını Peygam-ber yapar. Hac yapılışını zekat oranlarını Kurbanlık meselesini vb. hep O belirlerdi.
Hadis: “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın!”
— Kuranda olmayan yırtıcı hayvanlar ve şarap dışındaki alkollü içecek haramlığı *bak 10.sınf
* Başlıca Hadis kaynakları: Kütüb-ü Sitte 6 Ana hadis kitabı (Buhari Kuran sonrası en sağlam)
Buhari sahih’i, Müslim Sahih’i, Ebu Davut Sünen’i, Tirmizi sünen’i, İbn-i Mace Sünen’i, Nesai sünen’i. Ayrıca Ahmed bin Hambel Müsned’i, Darimi sünen’i, İmam Malik Muvatta’ıünlüdü

İNSANLARIN FARKLI YARATILMASI-ALLAH’IN RAHMETİ VE ADALETİ 9,10,11,12.snf

(İnsanların, zengin-fakir, güzel-çirkin, mutlu mutsuz vb. farklı yaratılması, acılar çektirilmesi…)

1-Kur’an, Allah’ın adalet ve rahmet sahibi olduğunu söyler. Allah zulmetmez, insanlar hem kendilerine hem başkalarına zulmeder. Allah’ın rahmeti hep ön plandadır.Tevbe kapısı hep açıktır. Allah,her şeyi güzel ve güzel amaçlar için yaratmış, insanlar ise kötülük kapısını açmıştır. Tarih bu-nun örnekleriyle doludur.

2-Evren ve insan, Allah’ın Rahmetini gösteren iki kitaptır. Bu iki kitap, Kur’an’ı doğrular. Güneş, hava, su, toprak, bedenimiz; tüm yiyecek ve içecek ihtiyaçlarımızın bir Rahmet servisiyle zamanında hazırlanması, bir Şefkatli elin acizlere en iyi bakması, yavrulara süt tulumbacıkları asması bu ev rensel rahmetin birer göstergedir.

3-Adalet,hak edene hakkını vermektir. Bazen bu, ihtiyaç sahiplerine ihtiyaçlarını vermek bazen de hak edene gereğince ceza,fazlasıyla ödül şeklinde tezahür eder ki bu noktada Rahmet söz konusu olur. Adalette alıp vermede denge aranır. Emeğe, yetki ve yeteneğe göre ücret verilir

4-Allah rahmetiyle karşılıksız ve peşin vermiştir. Doğada, vücudumuzda bize verilen nimetlerin hangisine bir karşılık, ücret ödedik? Allah’a karşı bizim hangi haklarımız vardı ve bunlar verilmedi de hak talebinde bulunuyor, şikayet ediyoruz? Allah, bize karşılıksız verdiği onca nimeti geri çekse elimizde koca bir hiç kalacaktır.

5-Allah’ın,Rahmetiyle geçmişte verdiklerini ödemek mümkün değildir.Cok borcumuz bulunan birinden yeni bir borç istemeye yüzümüz olmaz.
Bir lokmamız,ya da çocuğumuz için benim deriz.Oysa kaçta kaçına gerçekten sahibiz? Geçmiş nimet borcumuz öylesine kabarık ki, niye daha fazla şeyim yok diye şikayete yüzümüz yok! İnsan bir kainat zengini olarak doğmaktadır, her şeyi hazır olarak dünyaya aziz bir misafir gibi gelmektedir.

6-Allah’ın, Rahmetiyle gelecekte verecekleri nasıl ödenecektir? Kısacık bir ömürle sonsuz bir cennet hayatının kazanılması hangi adaletle a-çıklanabilir? Bu dünyada adaletsizlikten şikayetle daha fazlasını isteyenlere, adalet gereği,sana dünyadaki hayatına bedel, 80-90 yıllık cennet hayatı yeter dense, bu ilahi adalet olurdu ama Rahmet, daima insandan yanadır ve mahşerde sonsuz tecelli edecektir.

7-Hayatımızda nimetler, güzellikler, mutluluklar hep ön planda ve uzun sürelidir. Felaketler, hastalıklar, sıkıntılar, çoğunlukla geçici ve kısa sürelidir. Depremlerin, ağrıların,ekonomik sıkıntıların toplam süresi, hayatımızda az bir yeri kapsar .Etkisi derin olanların ise manevi getirisi fazladır.

8-Olumsuzlukların ortaya çıkmasında insan iradesinin payı büyüktür.Alkol, kurallara uymama trafik kazası yaptırır. Hijyene dikkat etmeyen, abur cubur yiyen hasta olabilir. Zevki yolunda yaşayan, öfkesinin mağlubu olan kimseler problem yaşayabilir. Çevreyi kirleten insan eli değil midir? Kötü olan, kötü yaratılması değil, kötüye kullanılmasıdır. Ateş, bıçak, üzüm, haşhaş vb. aslında güzeldirler, insanların ellerinde kötü amaçlarla kirlenirler ve kirletirler…Allah her şeyi yaratırken, olumlu sonuçlarını hesaba katarak yaratmıştır,insan olumsuz sonuçları seçerse sorumludur.

9-Dünya,sıkıntılarla sınandığımız bir imtihan yeridir.Kış görmeden bahara,karanlık olmadan ışığa,çilesiz başarıya ulaşılamaz; sancısız doğum sorunsuz evlilik, ağrısız hastalık olmaz. Sabır, Allah’ın bir ismidir dinin yarısıdır.
Sabır Dört konuda olur: Allah’ın emirlerine karşı sabır, yasaklarına karşı sabır, bela musibet ve felaketlere karşı sabır, başarı yolunda her işte ve hizmetlerde sabır…Dünya Ahiretin bir tarlasıdır; bu dört yönümüzle sonsuz cennetin tohumlarını ekmekteyiz.

10-Kötü görülen şeylerde, göremediğimiz farklı yönler, hatta güzellikler saklı olabilir. Çünkü her şeyin bize bakan yönü bir ise, Allah’a bakan yönleri yüzlercedir ve biz çoğu zaman sebeplerin görünen(zahiri) yönlerine bakıp hüküm vermekteyiz.

Şu noktalar da ayrıca göz önünde tutulmalıdır:
­Allah’ın isimleri farklı tecelli eder; Rezzak açlığı, Şafi hastalığı, Mümit ölümü gerekli kılar.
­Zıtlar bütünlük ve mükemmellik sağlar. Her şeye bir anlam yükler; gül dikenle, sağlık hastalıkla, nimetlerin tadı açlıkla, ücret emekle, başarı çileyle, mutluluk fedakarlıklarla anlamlıdır ve güzelleşir.
­Dünya hizmet yeri ahiret ücret yeridir ve sıkıntı çekmeyen Peygamber ve büyük zat yok gibidir. Güzel bir niyetle her sıkıntı, insanı olgunlaştırır, manevi derecesini yüceltir. İnsanın gaflet perdesini yırtar, günahların dökülmesine, sevap kazanmasına sebep olur. Özürlüler de ibret dersi verirler, fazlasını ahırette alırlar.
­
24 altın örneği: Yoksul birine 24 külçe altın verilse, sonra birini geri ver dünyanın hazinelerini al dense, kabul etmemesi akılsızlık olur. Allah karşılıksız 24 saat vermiş, bir saatini ibadetle geri verme karşılığı cenneti va’d etmektedir.Ve sonsuz cemalini! O Cemal için dünya çekilir doğrusu!..
­
Üç şerefeli minare örneği: Üç yoksul,her basamakta hediyeler verilerek, ayrı şerefelerde bırakılıyor. Yukardakine bakarak fazla verildi diye şi kayet etmek nankörlük olur. Alttakine bakmalı! Yukarıdakine bakılacaksa bu, bela ve musibetler noktasında olmalı. Halimize şükredip çalışmalıdır.

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME (Akıl, göz ve vicdan açılarından bakış) 9,10,11,12.snf

1) MANTIK DELİLİ: İLK ORJİNAL MODELİ YAPAN İKİNCİSİNİ DAHA KOLAY YAPAR

Çürümüş kemikleri ilk önce yoktan kim var ettiyse, öldükten sonra tekrar diriltecek olan O’dur.

Ordu örneği: Ülkenin çeşitli kentlerinden, çok askeri toplayıp eğitmek zordur fakat 4 ay sonra, bir düdük sesi ile dağıtıp toplamak daha kolay dır. İnsanın organ ve hücreleri de askerlere benzer; bu orijinal halimizle, yaratıldığımıza göre, ölüm düdüğüyle dağıtılan beden askerleri hücrelerimiz de, ikinci kez kolayca var edilip diriltilebilir.

Elektrikçi örneği: Bir mühendis bir gökdelen tesisatını emekle, uzun zamanda hazırlar sonra ampullerini yakar. Fakat sonrabir ana şartelle tamamını bir anda söndürüp yakması, ilkinden daha kolay olur. İşte organlarımız ve vücud hücrelerimiz de birer ampul gibi, hayat enerjisi yüklüdür. Ölüm düğmesiyle hayat ışığımız söndükten sonra, tekrar ikinciye hayat verilmesi bundan daha kolay olacaktır.

2) GÖZLEM DELİLİ: ÇEVREMİZDE ÖLME VE DİRİLME ÖRNEKLERİNİ GÖRÜP DURMAKTAYIZ.

İnsan: Hücreler devamlı ölür, yenileri var olur. İnsan uykusunda her gece adeta ölür, sabah dirilir. Duygu ve düşüncelerimiz söner ve canlanır; Sevinç, üzüntü, mutluluk,öfke vb. ölür dirilir.

Dünya: Bir mezar ve beşik gibi, ölüleri de canlıları da taşır. Her bahar,yeryüzü yenilenir, canlanır.Kar kefeninin içinde bahar için diriliş hazırlıkla rı yapılır.Özellikle ağaçlar, kupkuru dallarıyla toprak altındaki kemiklere benzerler. Çürüyen çekirdeklerin yeniden çiçek açması gibi, ağaç dalları da can-lanır; ağaç dallarına benzeyen insan kemikleri neden dirilmesin? Çürümüş bir çiçek çekirdeği bile gübre içinde yeniden can bulurken, evren kadar değerli insan mezarda solucanlara yem yapılır mı?

Uzay: Bilim adamları, yıldız ölümlerinden, mezarlarından (karadelik) aynı zamanda yeni yıldız doğumlarından bahsederler. En basit varlıklar için kainat çapında böyle hummalı bir diriliş hazırlığı ve masrafı yapılmaktadır. İnsanın bu evrensel dirilişten uzak tutulması düşünülemez

3) VİCDAN DELİLİ: VİCDANLARDAKİ EBED-SONSUZLUK DUYGUSU, SONSUZ BİR ALEMİN GELECEĞİNİ GÖSTERİR:

Sonlu olan insanda, bu sonsuzluğu isteme duygusu nasıl oluşmuştur? Sonsuz bir hayat var ki ona özlem duyuyoruz. Milyarlarca insan, olmayan bir şeyi niye istesin!
Her duygumuzun ve duyumuzun bu dünyada bir karşılığı var, sadece sonsuzluk duygumuzu burada yaşayamıyoruz çünkü ölüm var!..Öyleyse bu duygumuzun gerçek karşılığının verileceği sonsuz bir alem olacaktır.
Allah, sonsuz bir alemi vermek istemeseydi, sonsuz alemi isteme duygusunu da vermezdi, var ki istiyoruz, istiyoruz demek ki var!
Dünyada insan her şeye karşı bir doyumsuzluk hisseder. Yemeye içmeye bile doyamıyoruz. Sadece sonsuzluk duygusunu burada tadamıyoruz. Demek ki sonsuzluk duygusunu sonsuza kadar tam yaşayacağımız, sonsuz bir alem açılacaktır.

4) DUYGU DELİLİ: BÜTÜN SEVGİ VE AŞKLAR DA ASLINDA SONSUZLUĞU VE SONSUZ BİR ALEMİ GÖSTERİR:

Hiçbir insan, anne babasını severken, 40-50 seneliğine seviyorum diye düşünmez. Evlatlarını şefkatle bağrına basan, onların mutluluğuyla mutlu olan hangi anne baba, anlaşmalı ve kısa vadeli geçici bir sevgi ve muhabbetle yavruları geçici olarak sevebilir…Özellikle insanın fıtratının bir neticesi olarak için yerleştirilen eş sevgisi, sevgili aşkı nasıl geçici bir heves olarak görülebilir. Dürüst bir kalbe ve gerçekçi bir sevgiye sahip olan bir aşık: “Seni ebediyen kalbimde yaşatacağım!” derken, sonsuz bir duyguyu ve sonsuz bir alemin varlığını dile getirmiş olmuyor mu?..
Bir insana son derece tatlı bir şerbet sunulsa fakat son yudumlarında bunun zehire dönüşeceği söylense, kim böyle bir meşrubattan zevk alabilir?..Sonu zehir olan bir şerbet aslında şerbet değil zehir hükmündedir. Bunun gibi Allah, sonunda yokluk zehiri yudumlatacağı sevgi şerbetini insanlara tattırmaz!…Burda böyle bir sonsuzluk sevgisi ve arzusu verdiğine göre, bu, bu sevgilerin asıl orada sonsuza kadar devam edebileceğini göstermektedir.
Sone eren ve sone ereceği düşünülen bir sevgi ve muhabbet lezzetine ve dünya hayatına lezzet ve gerçek hayat denemez…

5)ADALET DELİLİ: GERÇEK ADALET BEKLENTİSİ AHIRETİN VARLIĞINI GEREKTİRİR:

Bu dünyada, çoğunlukla çalanla çalışan, katille maktul, iyiyle kötü, zalimle mazlum; iyilik ve kötülüklerinin karşılığını tam olarak görmeden ö-lüp gidiyorlar. Her vicdan sahibi tam adaletin gerçekleşmesini arzular. Burada bu gerçekleşemediğine göre, zerre kadar iyilik ve kötülüğün karşılığının mutlaka verileceği mahkemenin kurulacağı sonsuz bir alem açılacaktır.

6) KUR’AN VE PEYGAMBERİMİZ, DİRİLİŞİN İKİ BÜYÜK KANITIDIR:

Hayatlarında yalan söylemeyen bütün Peygamberler ve kutsal kitaplar, aynı gerçeğe değinmiştir. Kur’an incelense, onun bir insan sözü olamayacağı anlaşılır. Peygamber de en doğru insandır. Ayrıca milyarlarca insan tarih boyunca, dirilmeye inanmışlar, hatta firavunlar bile, mezarlarına istifade
etmek için yiyecekler hazineler koydurmuşlardır. Bu kadar doğru peygamberin, inananların ve insanların hayali bir konuda ittifak etmeleri, bütün insanlarıaldatacak bir inanç birliğinde bulunmaları imkansızdır.

RUH, MELEK, CİN-ŞEYTAN VARLIĞI 9,10,11,12.snf1

Bütün dinlerde gayba-görünmeyene iman esastır.
Allah görünseydi aklın veriliş hikmeti kalmazdı, herkes inanmak zorunda kalırdı.

1-Ruh, melek ve cin varlık da görünmez fakat Kur’an ve diğer kutsal kitaplar var ol duğunu söyler. Kur’an insan sözü olamayacağına göre, görünmeyen bu varlıklara inanmak zorundayız.
Kur’an’a Cin süresi vardır, Süleyman Peygamber cinleri çalıştırmıştır.
Peygamberlimiz cinlere Kur’an okumuş, iman etmişlerdir.

2-Görmemek olmamaya delil olamaz. Görmediğimiz halde varlığını kabul ettiğimiz pek çok şey vardır. Sözgelimi kızıl ve mor ötesi ışınları, radyo-tv. görüntü dalgalarını, çekim güçlerini, aklımızı göremiyor belli fre kanstaki sesleri duyamıyoruz. Melek, cin gibi varlıklar, bizim elle tuttuğu muz maddi yapılarda olmadığı için görünmezler.

3-Görünen madde arlığın arkasına daima görünmeyen soyut enerji, güç, kanunlar bulunmaktadır. Elektriği göremeyiz fakat güç elde ederiz. Rüzgar görünmez ağaçları çatıları uçurur. Görünmeyen çekim gücü gök yüzündeki sayısız dev cisimleri yörüngesinde tutmaktadır. Çekirdek ve yumurtadaki büyüme kanunları görünmez fakat koca bir ağacın ve canlı nın plan ve proğramları onların içinde bulunmaktadır.

4-Dünyamız güneş sistemi içinde bir nokta gibi, güneş sistemi de Sa manyolu içinde bir nokta gibidir. Buna rağmen dünyamızda onca çeşitli hayat biçimleri mevcuttur. Bu küçücük kulübe dünyamızın böyle canlılar la doldurulup uzaydaki onca varlığın hayatsız bırakılması düşünülemez. Allah evrende, oraların hayat koşullarına göre yaşayabilecek, ruh melek cin gibi başka varlıklar da var etmiştir.

5-Melek nurdan cin dumansız alevden, bir tür ışından yaratılmıştır.
Cinlerin ilki İblistir. Allah’ın secde emrine uymadı, kovuldu ve şeytan is mi verildi. Şeytanın melek olduğu bilgisi yanlıştır.
Melek ve cinler ışık hızıyla, daha da hızlı hareket edebilir, maddi şekillere girebilirler. Allah’ın bildirdiği bilgileri bilebilirler. Cinler meleklerden bilgi çalmak için göklere hırsızlığa çıkarlar, melekler onları alevlerle kovarlar. Cin gelecekten bir bilgi bilirse bin tane ilave edip uydurur ve in sanları kandırır. Cinler de insanlar gibi çoğalırlar, inanç ve ibadetle sorumludurlar. İnsanlar onlara zarar vermediği ve bilinçsizce ilgilenmediği sürece insanlara zarar veremezler. İman, ibadet, dualar onlara karşı kalkan oluşturur. Ayetelkürsi, ihlas, felak ve nas süreleri zararlarına karşı korur.

Melekler ve görevleri:
1-Cebrail: Allah’dan Peygamberlere vahiy getirir
2-Mikail: Tabiat olaylarının yönetilmesiyle görevlidir
3-İsrafil: Sur’a bir üfler kıyamet kopar, ikinciyi üfler diriliş başlar
4-Azrail: Allah’ın emriyle insanları sonsuz yolculuğa çıkarır
5-Kiramen-Katibin: Sağımızda iyilikleri, solumuzda kötülükleri yazar
6-Münker-Nekir: Kabirdeki sorgu melekleridir
7-Hafaza melekleri: İnsanları kaza ve belalara karşı korurlar

Uzayda canlı var mı: Melek ve cin varlık vardır fakat insan veya bir tür yaratık var mıdır Allah bilir, varsa gelecekte bilim belirleyebilir. Ne Kur’an ne de bilim bu konuda kesin bir şey söylemiyor. Bir ayette, “Yeri gökleri ve benzerlerini yaratan Allah”(65/12) ifadesine göre olabilir diye biliriz. Ama biz zamanımızdaki iman ve davranışlarımızdan sorumluyuz.Ruh ve cin çağırma var mıdır:Ruhlar ölünce asla geri gelmezler. İyi ler oyuncak olmaz ki gelsinler. Kötüler de hapiste gibidirler gelemezler.

Ancak Allah dilediği Nebi, şehid, veli kullarının ruhlarını hayır amaçlı yollayabilir. Ruh çağıranlar geldi diyorlarsa bu cin oyunu olabilir. Fincan oyunlarıyla cinler eğlenebilirler. Bu tehlikeli bir oyundur, rahatsız edebilir ler. Din ve bilime göre bu işlerle uğraşmak doğru değildir. Son derece yetenekli, dürüst ve uzman kişiler, Süleyman Peygamber gibi ilerde cin leri hayır işlerinde çalıştırabilirler fakat herkesin uğraşması yanlıştır. He le cinleri büyü işlerinde kullanmak kesinlikle haramdır büyük günahtır.

PEYGAMBERİMİZ 9,10,11,12.snf

1-Kur’an, benzeri insanlar tarafından yazılamayan mucize kitaptır Hz.Muhammed’in Peygamber olduğunu bildirir.Birbirinin kanıtıdırlar.

2-Hz.Muhammed’in (S.A.V.) okuma yazması yoktu (29/48), kim seden bilgi eğitimi de almamıştı. O çöl şartlarında, asırlarca insanla rı etkileyen ve bilim adamlarına ışık tutan bir kitabı tek başına yaz ması imkansızdır.

3-Asırlardır Peygamberimizin ismi, her saniye tüm yeryüzünde, Allah’ın ismiyle beraber ezanlarda anılmakta, bütün insanlar tarafın dan hürmet görmektedir. Doğru olmayan bir insana bunlar yapılmaz

4-Tevrat ve İncil de Hz.Muhammed’in Peygamberliğine şahittir. Değiştirilmiş olmalarına rağmen bugün l00′den fazla işaret görülebi lir.Örnek: “Rab Sina”dan geldi (Hz.Musa’ya işaret), Sair’den doğdu (İsa’ya işaret), Paran dağlarında parladı (Hz.Muhammed’e işaret) (Tesniye,33/2)
“İsa: Rab size Faraklit (Ahmed demektir, Peygamberimizin adıdır) gön derecek, O her şeyi öğretecek ve dünyaya hükmedecektir” (Yu hanna: 14/15,26; 15/7-8).

5-Hz.Muhammed’in (S.A.V.) Peygamberlikten önceki hayatı O’ nun Peygamberliğine ve doğruluğuna delildir. O’na Muhammed’ül-Emin denmişti. Güvenilir doğru sözlü olduğunu ilan etmişlerdi. Bir insan 40 yıl boyunca yaşadığı karakter bir anda değişmez, doğru iken birden yalan söylemeye başlamaz. Hele Allah adına yalan söy leyerek, Peygamberim deyip yalandan Peygamber gibi görünmez

6-Peygamberlikten sonraki hayatı da dosdoğru olduğunu göste rir. Hiç bir insan, çıkarı olmadan,onca çileye katlanmaz,savaşlara katılmaz yalancıktan aç susuz kalmaz. Sahip olduğu her şeyi insan lara vermez.
Kendisine yapılan mal, servet, makam, kadın tekliflerini elinin tersi ile itmiş, insanlık için yaşamış, bir hırka içinde vefat etmişti.
Kötülük ve günahlar damarlarına işlemiş vahşi insanları ve toplu mu eğitmiş, güzel ahlakı serum verme rahatlığı içinde onlara öğret miş, her birini insanlığa örnek, müstesna medeni insanlar haline ge tirmişti.

7-Güzel ahlakı doğruluğunu göstermektedir. O her güzel ahlakı zirve noktada yaşamış ve insanlığa gerçek ahlak modeli olmuştur.
Sinek tavus kuşunu, karga bülbülü, çoban valiyi ne kadar temsil edip çevresini kandırabilir. Bir art niyeti veya yalanı olan insan er geç hata yapacak, açık verecek, yalanı ortaya çıkacaktır. O hep doğru kalmış, ahlak dışı hiçbir davranışı olmamıştı.
Bütün güzel ahlak çeşitleri ancak doğruluk toprağında yetişebilir. Yalan söyleyen insanda diğer güzel ahlak da olmaz. O’nda bütün güzel ahlak toplandığına göre demek ki baştan sona O, hep doğru bir insandı

8-Allah var, Peygamber de var. Çünkü Allah’ın maksatlarını in sanlara anlatacak, aklı aşan madde ötesi konularda insanlığı aydın latacak ve ahlaklı insanları ve toplumu oluşturup medeniyetler kura cak Peygambere insanlığın ihtiyacı vardır.Peygamberler dünya işle rinde de insanlara önderlik yaparlar ve Medeniyetlerin temellerini atarlar. Peygamberlere uymuş da mutlu olmamış hiçbir zaman dili mi ve insan topluluğu yoktur. Onları inkar edenler bedbaht olmuştur

9-Peygamberlerin ortak sıfatları: Din getirir, mucize gösterirler. Peygamberimiz Hadisleriyle Kur’an’ı açıklamış, yeni hükümler getirmiştir.
Sıdk: Onlar doğru insanlardır. Şaka da olsa asla yalan söylemez
Emanet: Güvenilir kişilerdir.
Tebliğ: Allah’tan gelen vahyi eksiksiz-fazlasız aynen iletirler
İsmet: Günah işlemezler. Beşer olarak küçük hata olursa Allah uyarır, insanlara örnek oldukları için anında düzeltir.
Fetanet: En akıllı ve zekidirler. Her sorunu kolay çözebilirler.

KURAN 9,10,11,12.snf

1-Okuma yazması olmayan (ümmi) bir insanla gelmesi ve eşsiz uslubü ve ma na zenginliğiyle çevresindeki onca şairi ve bilgini susturması, Allah sözü olduğu nun açık kanıtıdır.
Kur’an gelince, bir ayetinin benzerini yazın diye meydan okumuştu. (2/23) Bü tün şairler susmuş aciz kalmışlardı. Dille mücadele edemeyince, kılıca sarılmış lardı. İnsanın benzerini yazmaktan aciz olması, Kur’anın Allah sözü bir mucize olduğunu gösterir.

2-Kur’an’ın geçmiş Peygamberlerin ve milletlerin hayatından bahsetmesi, o nun insan sözü olmadığını göstermektedir. Çünkü Peygamberimiz tarih eğitimi almamıştı, alsaydı da onca bilgi nasıl doğru olarak bilinebilirdi. Çünkü Nuh, İbra him, Musa, Yusuf, Süleyman, İsa gibi Peygamberlerin detaylı sözleri ve davra nışları anlatılmaktadır.
Herhalde Muhammed’in mağarada sakladığı zaman makinesi vardı, gizlice ona binip geçmişe yolculuk yapıyor, geliyor anlatıyordu!.!.!…

3-Kur’an’ın gelecek olaylardan bahsetmesi ve aynen çıkması da onun Allah sözü olduğunu gösterir. Mesela, Rum süresinin başında, Bizanslıların İranlıları 9 yıl içinde yeneceği yazmış, aynen çıkmıştır. Mekke’nin fethedileceği Dinin yayıla cağı müjdelenmiş ve gerçekleşmiştir.

4-Kur’an’ın bilimsel gerçeklerden bahsetmesi de onun insan sözü olmadığı nın açık bir göstergesidir.
Ayetler doğrudan bilimsel gerçekleri her asrın insanının anlayışına uygun düşe bilecek mucize bir ifadeyle dile getirmiştir.

Mesela: “Gökyüzü nü sizin için koruyu cu tavan yaptık” (21/32) ayetiyle atmosfere işaret edilir. “Gökleri sizin göremedi ğiniz direklerle yarattı!” (31/10) ayeti çekim gücünü akla getirmektedir. Dünyanın yuvarlak olduğu ve döndüğü de değişik ayetlerde ifade edilmektedir: “Dağlar bulut gibi geçer yürür! (37/88),”Gölgeyi uzaltıp kısaltan O’dur’ (25/45). Dünya yuvarlak olmasa ve dönmese gölge uzayıp kısalmayacaktır.
Bunların dışında evrenin-insanın yaratılışı, embriyonun anne rahmindeki aşa maları, parmak izleri, yağmurun ve sütün oluşumu, atomun yapısı, elektrik, uza ya çıkılacağı, ses-görüntü nakli, nükleer silahlar gibi farklı konulara işaret vardır.

Ayetler Mucizeler vasıtasıyla da bazı bilimsel mesajlar sunmaktadır. Mucize, Peygamberin doğruluğunu ispat veya yardım için verilen doğaüstü olaylardır. Ay nısı değil benzeri taklit edilebilen ve kıyamete kadar gelecek bilimlere son sınırı çizen sınır taşları gibidir. Musa Peygamberin Asa’sı ile denizin yol olması ve in sanların geçmesi, bugün denizaltındaki tüp geçitler olarak uygulanmaktadır. Tıp ta Hs.İsa ufuklar açmıştır.
Kur’an, insanın içini ve iki dünya mutluluğunu hedef alır, bilimsel gelişmeyi in san aklına bırakır, detaylı açıklama yapmaz, açıkça yazmaz. O zaman ciltler do lusu kitabı kimse okumak istemezdi. Ayrıca hangi çağın insanına göre açıklasa bir sonraki asrın insanı bunu modası geçmiş bulurdu. Kur’an kıyamete göre, üstü kapalı ve genel ifadelerle ifade eder.

5-Kur’an’ın evrensel doğru ve yanlışları anlatması, emirlerinin insanların yara rına, yasaklarının zararına olması, insanların ortak sorunlarına gerçek çözümleri üretmesi de Allah sözü olduğunu gösterir.
Örnek: “Yetkileri layık olanlara verin!” (4/58), “Düşmanlarınız veya yakınlarınız da olsa adalette, şahitlikte doğru davranın” (5/8; 70-33)

6-Kur’an’ın insanlara kendini doğrudan anlatması aslında başlı başına bir mu cize sayılır. Çünkü hem Müslümanlar Kur’an’ı tam temsil edip yaşayamıyorlar hem de anlatamıyorlar. Öte yandan sarıklı, sakallı bomba patlatan militan dinci imajı Kur’an’ın güzelliklerinin görülmesine engel oluyor. Buna rağmen, sadece Almanya’da bir milyon Alman Müslüman olmuşsa bu, Kur’an’ın kendisini sevdir mesi mucizesi olarak görülmelidir.

Kur’an’ın genel özellikleri:
En son ve en mükemmel kitaptır, Evrenseldir, ilk orjinalini korumaktadır, değişmeden gelmiştir, kıyamete kadar Allah tarafından koruma garantisi altındadır, Tevrat ve İncilin eksiklerini tamamlamış yanlışlarını düzeltmiştir. Peygamberimiz zamanında yazılmış, binlercesi ezberlemiş, Hz.Ebu
Bekir zamanında kitap haline getirilip, Hz.Osman zamanında çoğaltılmıştır. 30 cüz, 114 süre, 1300-1600 kadar ayeti vardır. Çevirisine tercüme, kısa açıklama
sına meal, geniş açıklama ve yorumlamasına tefsir adı verilir.

KADER 9,10,11,12.snf

1) Anlamı: Yaratıcının, sonsuz ilmiyle, yaratacağı her şeyi, önceden (özgür iradeyi hesaba katarak) belirleyip programlaması ve yazması demektir. KAZA: Yazılanların, zamanı gelince, (insan iradesi katkısı oranında) Yaratıcının iradesi ve yaratmasıyla gerçekleşmesi demektir

2) Kaderin varlığının delilleri:
Kur’an, evren ve insan, farklı dillerle, kaderin var olduğunu anlatır. Kur’an, her şeyde bir ölçü, plan ve yazarak önceden belirlemenin olduğunu söyler.
Doğada matematiksel denge ve belirlenmiş bir işleyiş görülür. Hücre, yumurta ve çekirdekler, gelişip olacakları varlıkların kader kitabı gibi-dir. İnsanın gen haritası, adeta kader kataloğuna benzer.
Vicdanda hissedilenler, özellikle gelecekte olacak olayların; ayet, hadis ve hissetmeyle ifade dilmesi ve bazen rüyada görülenlerin aynen gerçekleşmesi hep kaderin işaretleridir.

3) İnsan iradesinin varlığının delilleri:
İnsan tartışmasız, davranışlarında seçme özgürlüğüne sahiptir.Vicdan azabı çekmesi, sorumlu tutulup kanuni ceza uygulanması, farklı kişilik ve mesleklerin oluşması hep delildir. Mevlana, Mesnevisinde, kaysı yerken yakalanan ve bunu kadere havale eden adamı hikaye eder; bahçe sahibi kaysı dalıyla vurur, bunu da kader yaptırdı der!

4) İrademizden bağımsız kader:
Şu varlık alemi, insanın iradesi hesaba katılmadan bu şekliyle yaratılmıştır.Bununla beraber insana, geniş bir müdahale alanı da bırakılmıştır. Kıyametin kopması, ölümün öldürülmesi, güneşin doğması, ruhun yaşaması önlenemez ama gen haritasıyla oynanabilir şifasız hastalık kalmayabilir. Genellikle tabiat kanunlarını içeren bu kaderin içeriği ve geleceği, çoğunlukla insanlar tarafından önceden bilinebilir; güneş tutulması, hava durumu gibi. Doğa kanunları değiştirilemez kader alanına girer. Bu kader, doğrudan Yaratıcıya baktırır.

5) İrademizle biçimlenen kader:
Doğrudan insanı ilgilendiren bu kaderde gelecek bilinemez. Çünkü insan özgür İradesiyle onun şekillenmesi-ne, yazılanların biçimlenmesine öncülük yapacak ve bu yüzden sorumlu tutulacaktır.Önceden bilinemeyen bir şeyin değiştirilmesi ise söz konusu olamaz. Bu kader ise, doğrudan insa-na baktırır.

6) Her iki kaderde de Rahmet hakimdir:
İnsana sorulmadan yaratılan doğa; güneş, su,toprak, hava; insanlara hizmete koşan bitkiler ve hayvanlar, çiçekler, bin bir lezzet alan organla rımız, hep kaderin bize karşılıksız, peşin ve sayısız olarak sunduğu lutuflarıdır. Öte yandan, maddi pek çok hastalığa karşı Yaratıcı, her çeşit şifa yolla rı var ettiği gibi, manevi hastalıklar olan günahlara karşı da tövbe başta olmak üzere farklı ihsan kapıları açmıştır. Önemlisi de insanın, aciz, zayıf, fakir, muhtaç bilinen şu haliyle hiç de elde edemeyeceği sonsuz bir cennet hayatı hazırlanmıştır.

7) Kaderi yazmak sadece Allah’a özgüdür:
Her şeyi mükemmel yaratanın, mükemmel ve sonsuz ilmi, iradesi kudreti var demektir. Sayısız insan simasını, göz yapısını,parmak izini ka-rıtırmadan farklı modellerde var etmesi bunu gösterir. İnsan yaratıcı gibi, konik bir bakışla tüm zamanı bir nokta gibi göremez ki kaderinin nasıl yazıl mış olduğunu görsün! Kaderini göremeyen insanın onu yazması, hele kaderin yaratıp da eline verdiklerini, kendi başına elde edebilmesi ise hayal bile edilemez! Sahip olduklarımızda irademizin payı ne kadardır? Bir çocukta ya da bir lokmada payımız?

8) Kaderi kendine hizmet ettirmek küçücük insan iradesine özgüdür:
Nokta dünyada mikroskobik varlık olmasına rağmen, bir asansör düğme sine dokunur gibi, iradesi onu evren ötesine çıkartır. Basit iradesiyle
bir gemi dümenindeymiş gibi insan, kaderin hazırladığı gemiyle, kader deryasında, kaderin cennet sahillerine ulaşıverir. Bazen içten gelerek yapılan bir dua, hiç ummadığımız şekilde olayların akışını lehimize çeviriverir.

9) Kaderin varlık hikmeti: İnanın Yaratıcısından kopmaması, Yüceliğini tanıması, O’nunla huzur bulması; kendi acizliğini, zayıflığını, fakirliğini, muhtaç olduğunu ve is-yankarlığını hesaba katarak, basit varlığıyla; BEN!” diyerek her varlığa ve hayra sahip çıkıp azmasın diye kader vardır.

10) İnsan İradesinin varlık hikmeti:
Yaratıcısının, kendisine yüksek bir anlam ve değer verdiğini anlaması; kader kumandası karşısında eli kolu bağlanmış bir robot ya da kader rüzgarları önünde kuru bir yaprak gibi olmadığını kavraması, kötülüklerini kadere yükleyip sorumluluktan kaçmama-sı, Hak namına güvenle “BEN!” diyerek her başarıya koşması için irade vardır.

11) Kaderle insan iradesinin denge ve uyumu:
Kaderle insan iradesi, terazinin iki kefesi, saatin akrep ve yelkovanı, aynı noktaya uyumla bakıp gören iki göz, hedefe uyumla uçan kuşun ka natları gibi beraber denge içinde ele alınmalıdır.
Allah önceden, hakkımızda olacakları yazarken, irademizi hesaba katmadan yazmaz.Kader organizasyonunda merkez hep İnsan iradesidir.
Hem yazarken, hem de yaparken ikisi beraber işler. İnsan aleyhine tek taraflı bir yazma asla yoktur.
Allah, sonsuz ilmiyle, gelecekte, insanın iradesiyle neler yapacağını önceden bildiği için yazar; o yazdığı için biz mecburen yapıyor değiliz.
Böyle olsaydı, sorumlu olmamızın bir anlamı kalmaz, adaletsizlik olurdu. Biz yazılanı yapıyor değiliz; yapacaklarımız önceden yazılıyor.
Takvim gibi; sayfada yazılı olduğu için güneş tutulmuyor, güneşin tutulacağı önceden bilindiği için yazılıyor.
Bir tren gibi; varış saati yazıldığı için varmıyor, varış saati önceden bilindiği için yazılıyor.
Biz de Allah önceden yazdığı için yapmıyoruz, Allah irademizle ne yapacağımızı önceden bildiği için yazıyor.

12) Kadere bakış açısı:
İrademizin kesin ulaşamadığı her varlık ve olaya ve geçmişte yaşadıklarımız hadiselere kader açısından bakılmalıdır. (Geçmiş hastalık, gü-nahlar, deprem vb. olaylardan mutlaka ibret alınmalıdır).

13) İnsan iradesine bakış açısı:
İrademizin ulaşabildiği her olaya ve bütünüyle geleceğe; özellikle günahlara kötülüklere, problemlere ve başarı yolunda azim ve planla her çalışmaya irade açısından bakılmalıdır.

14) Tevekkül: Üzerimize düşen maddi manevi bütün görevleri hakkıyla yerine getirdikten ve gerekli tüm tedbirleri aldıktan sonra, Allah’a daya nıp güvenmek, dua etmek, işlerimizin sonucunu O’ndan beklemek demektir.
(Sonuçta kader konusu, inanç ve ibadette derinleştikçe, okuyup dinleyip öğrendikçe daha iyi anlaşılabilecek ve hissedilebilecek bir konudur)

.

610-632 yıllarında söylenen KUR’AN AYETLERİ VE BİLİMSEL GERÇEKLER 9,10,11,12.snf

MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARININ, POZİTİF İLİMLER – FEN BİLİMLERİ ALANINDAKİ HİZMETLERİ VE BULUŞLARI

Matematik
Ebu’l-Vefa-998
Tanjant, kotenjant, sinüs, kosinüsü kazandırdı. Eserleri altı asır batı üniversitelerinde okutuldu
Ebu Kamil Şuca-951
Beş bilinmeyenli denklemlere çözüm üretti.
Battani-929
Dünyanın yuvarlak olduğunu, döndüğünü,eğikliğini ifade etti.Trigonometrinin mucididir.İlk kez sinüs kosinüs kavramlarını buldu†İlk kez astronomi cetveli (Zîc) yaptı.

Astronomi -Beyruni (Türk)-1051
İlk kez enlem boylam hesapları yaptı İlk kez yer çekimini buldu. Teleskop yaptıKitapları 18.yy.a kadar batı üniversitelerinde okutuldu.
Uluğ bey(Türk)-1449
Semerkant’ta ilk rasathaneyi (Gözlem evi) kurdu
Ali Kuşcu(Türk -1474
İstanbul’da ilk rasathaneyi kurdu

Tıp -İbn-i Sina-1037
Kanun isimli eseri l8.yy.a kadar batıda okutuldu Yeni ameliyat teknikleri ve aletleri geliştirdi
Ebu Bekir Razi- 925
Çiçek,kızamık tedavisi,böbrek taşı ameliyatı geliştirdi 50 tıp eseri batıda okutuldu

Fizik -ibn-i Heysem -1039
Işığın kırılmasını, yansımasını, görme olayını açıkladı Optik ilminin kurucusu Fotoğraf makinesinin prensiplerini koydu ve yaptı Teleskopun keşfine zemin hazırladı

Kimya-Cabir bin Hayyan -776
Özgül ağırlığı ilk bulandır. Elementleri tasnif etti, Yeni elementler keşfetti. 400 eser yazdı

ORTAÇAĞ AVRUPA’SINDA BİLİMLERİN DURUMU

Avrupalılar, Müslümanlardan tam üç asır sonra sıfırı ve ondalık sistemi tanıdılar. Descartes Müslümanlardan 800 yıl sonra, cebir, analitik geometriden bahsetti. 10.yüzyılda, Rahip Gerbert, Müslümanlardan sıfırı ve ondalık sistemi öğrendiği için; büyücü ilan edildi ve papalık adaylığı engellendi. BATI dünyası, Endülüs’te eğitim görerek, eserleri ter cüme ederek, Haçlı seferleri, gezgin ve tüccarlar aracılığıyla eserlere ulaşarak, kilisenin tarihî baskısına tepki göstere rek, ihtilaller ve reformlar yaptı, Aydınlanma yaşadı, keşiflerle ve ülkeleri sömürerek sanayiye ve zenginliğe ulaştı.

Müslümanlardan 5-6 asır sonra bile, Galile (öl:l642) dünya yuvarlak, dönüyor dediği için aforoz tehlikesi yaşadı. 1600 de İtalyan bilim adamı Bruno, dünya dönüyor dediği için, Roma’da yakıldı.†Bunların esas sebebi, bu görüşün İncil’e ters düşmesiydi. İncil’de dünyanın düz olduğu yazılıydı. Rahipler, dünya yuvarlak olsaydı, alttakiler düşerdi di yorlardı. Ay ve güneş tutulmasını cinlerin işi sanıyor, tutulma zamanını Müslümanlara soruyorlardı. Gözlem evi ve gözlem araçları Müslümanlardan ancak 5 asır sonra batıya girebildi.

…..B.Show: İnsanlık, yığınla problem çözen Hz.Muhammed’e, her zamankinden çok muhtaçtır.
…..A.Comte: Pozitif ilimleri Avrupa’ya Müslümanlar soktu. Papaz ve aydınlarımız orda okudular.
…..Goethe: Biz, Hz.Muhammed’in son basamağına vardığı merdivenin daha ilk basamağındayız.
…..Bodley: Rönesansı İslam’a borçluyuz, öğrencilerimiz Endülüs’e okumaya gidiyorlardı.

10.yy.da Müslümanlar 50 hastane 800 doktora sahipken, Avrupa’da ilk tek doktorlu hastane 1500′de Strazburg’da, 1536′da Paris’te kurulabildi. Tedavi olabilmek için önce kiliseye gidip günah çıkarmak, tedavi onayı almak şarttı. Sar’alı hastanın başı, (içine şeytan girmiş diye) haç şeklinde yarılıp tuz basılırdı. Çıbanlı ayak hemen kesilirdi.

Harun Reşit, Fransa kralı Şarlman’a büyük mekanizmalı bir çalar saat göndermişti. İlk kez gördükleri bu alet, saat başı şiddetle gong vurmaya başlayınca kaçıştılar, içine cinlerin girdiğini zannetmişlerdi. Robin Hood filminde, Müslü man arap dürbünle baktı, o da bakınca korktu, askerleri çok yakınında zannetmişti, çünkü dürbünü ilk kez görmüştü

Batıda Cabire kimyanın babası lakabı takılmıştı, 400 eserinden yararlandılar.
Nostradamus, gizli kütüphanesinde her gün Müslüman bilginlerin kitaplarını okuyordu.

1-Bilimlerin, Müslüman bilginler tarafından geliştirilmesinin sebepleri:

(1)-Kur’an çok ayette oku, yaz, düşün, aklını kullan, yeri gökleri bütün varlıkları incele! der. Allah’ın bu emrine uymayı, sevap kazanmayı, insanlara yararlı olmayı istemeleri.

(2) Peygamberimizin ilimlere kapılar açması (Bedir esirleri, 10 Müslüman çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında salıverilmiş, Hicrette Medine’de yapılan Mescidin yarısı, 70 kadar gencin ilim öğrenmesi için ayrılmıştı)

(3)Namaz ve oruç vakitleri için astronomiye, zekat ve miras taksimi için matematiğe gerek duyuldu.

(4) Aklın veriliş hikmeti, düşünüp önce yaratıcıyı bulmak sonra yeni şeyler keşfetmektir Müslüman bilginler her milletin insanı gibi akıllarını kullanmış, çok çalışmış ilerlemişlerdir.

(5) Abbasiler döneminde kültür evi anlamına gelen “Beytü’l-Hikmet” ile Selçuklu veziri Nizamü’l-Mülkün kurduğu Nizamiye Med reseleri, bilimlerin gelişmesinde katkı yapmışlardır.

(6) Toplum hayatının ve ahlakî yapının, zeki ve dürüst insanların gelişmesine ve çalışma yapmasına elverişli ve teşvikçi olması.

2-Kur’an’da bazı bilimsel gerçekler:

Kur’an öncelikle inanç,ibadet ve ahlak konuları üzerinde durarak, insanın hem dünyada adalet içinde mutlu yaşamasını hem de ahiretini kazanmasını hedefler, Bunun yanında insan la ilgili her konuya da yeterince işaret eder. Çünkü kıyamete kadar insanlık için gelmiştir. Ve Evren ile insan da Allah’ın ayrı iki kitabıdır. Kur’an’ın bunlardan bahsetmemesi düşünülemez. Bütün bilim dalları, Allah’ın kai nattaki ve insandaki sanat eserlerini anlatan birer dildir. Allah adına hepsini okumak ve sevmek de ibadet sayılır. İnsanların hayırlısı insanlara yararlı olanı olduğuna göre bilimler, kesinlikle Müslümanın yitik malı gibidir.

Örnekler:
“Yer gökler bitişik tek parçaydı, ayırdık” (21/30), Evren,tek parçayken, Big-Bang-büyük patlamayla oluşmuştur.
“Gökyüzünü size koruyucu tavan yaptık” (21/32)Atmosfere işaret.
“Semayı göremediğiniz direkle yükseltti (13/2) semayı düşmekten o tutuyor”(22/65)Çekim kanununa işaret.
“O yeri yumurta gibi döşedi(79/30)Gece gündüzü birbirine bohça-sarık gibi sarar” (39/5)Dünyanın yuvarlak olduğuna işaret.
“Dağlar, bulutlar gibi yürürler (27/88) O gölgeyi uzatıp yayar”.(25/45) Dünyanın dönmesine işaret. Embriyo aşamaları (23/12-14) Parmak izi (75/4)

Mucizeler:

Allah’ın izniyle,Peygamber elinde,onu tasdik ve yardım için meydana gelen doğa ötesi olaylardır. Ayrıca bilimler için alternatif Proje modelleri anlamına gelir. Mucize kıyamete kadar, bilimlerin hep önünde zirvede Sınır taşı gibidir; benzerini yapmak için bilimler hep onlara koşturur! †Denizi ikiye yarıp yol yapan, Musa Asa”sı gibi…Tüp geçitle insanlar da deniz altında yürüyorlar. Hz.İsa, eliyle hastaları, körleri iyi ediyor, ölüleri diriltiyor,çamurdan kuşa üfleyip can veriyordu Bugün yapay organlar,robotlar geliştiriliyor.†Hz.Süleyman rüzgara binip havada uçtu,†Hz.Davut eliyle demire şekil verdi†Hz.İbrahim ateşte yanmadı(İman Dünyası)

Çıkış sebepleri:

1-Kur’an’a ve sünnete uygun, Allah’a yakın ve ahlaklı bir Müslüman lık yaşama arzusu. Ayetler Allah’ı çok zikredin, nefsini temizleyen kutru lur, çok ağlayın az gülün, tatlı söz söyleyin vb…der.

2-Peygamber sonrası insanların dünyaya kapılmaları, siyasî çekişme ler, koltuk mücadelesi, dine bağlı insanları Dine yönlendirmiş, konuşu lan ve yaşanılan durumlar zamanla sistemleşmiş, kitaplaşmıştır.

Tarihî etkisi: İnsanlara ilim ve ahlak açısından örnek olacak büyük Zâtlar yetişti: Cüneydi Bağdadi, İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, Bişri Hafî, Kuşeyrî, Yunus Emre, Ahmet Yesevî, Mevlana, Hacı Bay ram Veli vb. Ayrıca Anadolu’nun Müslümanlaşmasında, Osmanlı kuruluşunda ve Batıya yönelişte tasavvuf hareketleri çok etkili olmuştur

İslam hak din olduğu, Müslümanlar bilimlerin temelini attığı halde, Müslüman ülkeler neden geri kalmıştır?

Suç, Kur’an’da değil, okumayan, okuduklarını uygulamayan veya yanlış uygulayan Müslümanlardadır.

(1) Allah adalet sahibidir, dünya imtihan yeridir. Kim ciddi çalışırsa, inanmasa da karşılığını mutlaka verir. Müslümanları kayırmaz

(2) Allah sıfatlara değer verir: Nüfus kağıdındaki İslam kelimesine bakmaz, kalpteki dürüstlüğe, davranışlardaki ciddiyete ve güzel niteliklere değer verir. Çalışmak, dürüst olmak, iş birliği yapmak, sistemli olmak, kaliteli iş yapmak gibi.Allah’ın değer verdiği sıfatlara sahip çıkan, o sıfatlar yüzünden yükselir. Dünya üstünlüğü terazisinde, Müslümanlar, kefeye bir şey koymamışsa, batılılar az bir şey koysa da ağır basar ve üstün olur.

(3) Allah’ın 3 kitabı var; Kur’an (harflerle yazılmış), Evren (atom-enerji harfleriyle yazılmış), insan (hücre harfleriyle yazılmış). Bu üç kitabı birden okumak ve uygulamak şarttır.Sadece Kur’an’ı çok okuyan ve uygulayan lar, ahirette ecir alır fakat dünyada yükselemez; Müslüman diğer iki kitabı da çok iyi okumalı, araştırmalıdır. Ayetleri okumak sevap olduğu gibi, evren ve insanla ilgili her bilgiyi, Allah namına insanlık yararına okumak ve tatbik etmek de kesinlikle sevap kazandırır. Tarihte Müslümanların bilimlerin temellerini atmalarının ana sebebi budur; kalbi imanla kafayı da bilgiyle aydınlatıp, ibadet yaparken, okumayı araştırmayı, buluşlar yapmayı da ibadet anlayışı içinde ciddiyetle yaptıkları için başarmışlardır. Bir ayette “Üç kitabı (Tevrat-İncil-Kur’an) okuyup güzel uygulasalardı, altlarından üstlerinden rızıklar yağardı” der (5/66).

(4) Allah standartlar üstü işi sever: Ayet: “Yapın! Öyle yapın ki, Eserlerinizi Allah, Rasûlü ve müminler görecek,teftiş edip beğenecek!Sadece dünyada değil, eserleriniz öbür dünyada da teşhir edilecek!..” (9/105). Bu Allah’ın koyduğu bir ölçüdür. Buna Amerikalı, Alman ya da Japon uyarsa bütün sanayi ve teknoloji ürünlerinin üstünde onların isimleri olacaktır. Dürüst, çalışkan. başarılı ve üretken nesiller yetiştirmek gerekir.

(Kaynak: Avrupa üzerine doğan İslam güneşi, Dr.Sigrid Hunke; Müsl. ilim Öncü. Ans., Şaban Döğen; İsl.Kült.Garbı Med. Ahmet Gürkan)

MÜSLÜMAN TÜRKLERDE SANAT

Müslüman Türklerdeki sanat anlayışının özellikleri:

1-Allah’ın Birliği (Tevhîd) ve sanatlarının güzelliği anlayışına dayanır. İnançla es tetik sentezi vardır.
Ayet: Bütün güzel isimler (Güzellikler) Allah’a aittir. (Menekşe lale gazel, Farklı renkte bir güzel…Bir kez O’na bakmış, Olmuş hepsi ayrı güzel!)
Ayet: Allah, her şeye bir biçim, güzellik ve sanat verendir.
Hadis: Allah güzeldir güzellikleri sever.

2-Manevî yüce duygular esas alınmış, ahlak ve edep dışı tarzda uzak kalınmış.
Bu sebeple, batı sanat anlayışında olduğu gibi çıplak insan resim ve heykelleri yoktur.

3-İnsanın maddi-manevi bütün hayatını kapsayan ihtiyaçları esas alınmış, israf tan kaçınılmıştır. İbadet ihtiyacı için camiler sanatlı mimarî tarzlarda yapılmıştır. İlim ihtiyacı için medreseler, sağlık için şifahane su için çeşme ve şadırvan, açlık için imarethane, temizlik için hamamlar, yolculara kervansaraylar hatta kuşlar i çin saraylar yapılmış, günlük ev eşyaları ve işlemelerde sanat uygulanmıştır.

————————————-

610-632 yıllarında söylenen KUR’AN AYETLERİ VE BİLİMSEL GERÇEKLER 9,10,11,12.snf

EVREN

* Big bang – Büyük patlama:
Ayet: Arşı su üzerinde idi” Hud/7
Ayet: “Allah duman halindeki göğe yöneldi.” Fussilet/11
Ayet: “Göklerle yer bitişik idi, onları ayırdık!” Enbiya/30
Ayet: “O Ol! Der hemen oluverir” Yasin/82
Bilim evrenin sıvı, gaz ve yoğun gaz bulutu evrelerinden söz
ederek saniyenin milyonlarda biri bir anda oluşun gerçekleş
tiğine vurgu yaparlar. Bütün gök cisimlerinin tek parça iken parçalandığını ayet ifade etmektedir.

* Dünyanın yuvarlaklığı dönmesi ve kutuplar
Ayet: “Allah yeri yayıp döşedi yuvarlattı” Naziat/30
Ayette geçen “Deha-döşedi” kelimesinin türevlerinde sade ce yuvarlak olma değil aynı zamanda elips şekline de işaret vardır. Mesela deve kuşu yumurtası anlamı vardır. Buna gö re dünyanın sadece yuvarlak olmadığı iki tarafından kutup lardan basık olduğu da anlatılmış olmaktadır.
Ayet: “Dağları sabit hareketsiz sanırsın; Oysa onlar bulutla rın yürüdüğü gibi yürümektedirler.” (Neml,88)
Dağların yürümesi doğal olarak dünyanın dönmesiyle ancak mümkün olabilir. Büyük cisim olduğundan bu fark edilmez.
Ayet: “Rabbinin sanatını görmedin mi gölgeyi nasıl uzatıp yaydı?.” (Furkan,45) Dünya dönmeseydi, güneş sabit olsay dı gölgenin uzayıp kısalması söz konusu olmazdı.
Ayet: “Geceyi gündüzün üzerine gündüzü de gecenin üzeri- ne dolayıp bürüyor” (Zümer,5)
Ayette geçen “yükevviru-doluyor” kelimesi, yuvarlak küre şeklinde dolamak anlamındadır, sarığın her dolamına da kevr denir. Burada gece ile gündüzün yuvarlak bir cisim üze rinde karanlık ve aydınlık oluşturduğu anlaşılıyor.
Ayet: “Allah doğuların ve batıların Rabbidir.” (Rahman,17)
Güneş doğar, ne zaman batar? Ancak küre bir cisim döndü ğünde. Ve ancak bu şekilde doğular ve batılar oluşabilir.
Ayet: “Allah gecenizi ya da gündüzünüzü devamlı kılsaydı diğerini size getirecek tanrı kimdir? (Furkan,45)
Gece veya gündüzün devamlı olmaması tek bir şeyle açıkla nabilir: Dünyanın dönmesiyle.
Ayet: “Allah geceyi, kendisini durmadan takip eden kovala yan gündüze bürüyüp durur” (Araf,54)
Karanlık ve aydınlığın birbirini takip etmesi ancak küre bir cisimde ve onun dönmesiyle gerçekleşebilir. Kozmonot Yuri Gagarin aynı şeyi gözlediğini söylemişti.
Ayet: “Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Yeryüzü’ne yöne lip onu etrafından eksiltiyoruz” (Rad,41-Enbiya,44)
Dünyanın kutuplardan basık ekvatordan şişkin olmasının nedeni ; Dünya gaz ve toz bulutu iken yani yeni oluşmaya başlarken kendi ekseni etrafında dönüşü nedeniyle kutup lar eksilmiş çukurlaşmış katılaştığında da bu değişmemiştir.
— Bu ayetler Dünya dönüyor dediği için afarozla karşılaşan
1642’de ölen Galilei’den 1000 yıl önce söylendi.

* Yörüngeler
Ayet: “O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Hepsi bir yörüngede yüzmektedirler. .” (Enbiya,3-Yasin,36)

* Çekme ve itme gücü
Ayet: Semayı yerin üzerine düşmekten O koruyor. Hacc/65
Ayet: “Allah O’dur ki gökleri görebileceğiniz bir direk olma dan yükseltti.” Ra’d/2
Ayet: “Allah semayı yükseltti ve dengeyi koydu.” Rahman/7
Atomdaki çekirdek elektronları, güneş gezegenleri kendi içi ne çekerek onları, büzdürmeye çalışır. Ama atomda elekt-ronlar çekirdeğe, gezegenler güneşe yapışmaz. Çünkü hare ket ederek dönerek çekim merkezine denk merkez kaç kuvveti oluştururlar ve denge korunur.

* Atmosfer
Ayet: Gökyüzünü sizin için koruyucu tavan yaptık!Enbiya,32
Atmosfer-Ozan tabakası bir filtre ve süzgeç gibi Kozmik ışın lardan, meteor yağmurlarından uzayın 270 derecelik öldürü cü soğuğundan bizi korur. Öte yandan sanki bilinçli ve şef-katli bir denetleyici gibi, hayat için gerekli olan kızıl ötesi ve yararlı ultraviyole ışınlarına ses ve görüntü dalgalarına izin verir zira fotosentez yapılacaktır. Atmosferin yanısıra “Van Allen Kuşakları” denilen ve Dünya’nın manyetik alanından kaynaklanan bir tabaka da, gezegenimize gelen güneş patlamalarına ve yıldızlardan ulaşan zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi görür. Allah insanları böyle koruyor!

* Uzay yolculuğu: Aya yemin olsun ki tabakadan tabaka- ya bineceksiniz!” İnşikak 18-20. Ayetten atmosfer katman- larını aşmak, gezegenden gezegene istasyondan istasyona geçmek aya konmak gibi anlamlar anlaşılmaktadır.

* İki deniz arasında perde:
Ayet: İki deniz birbirine kavuşur fakat arada perde vardır karışmazlar” Rahman/19-20
Atlas okyanusu ile Akdeniz arasında Cebel-i Tarık boğazında ve Aden körfezi ile kızıldeniz arasında suların, sıvılardaki gerilim kanunu gereği birbirine karışmadığı gerçeği 20. yy’da keşfedildi.

* Atom modeli
Ayet: “Tozutup savuranlar, Ağır yük taşıyanlar, kolayca akanlar, iş bölümü yapanlar…” Zariyat 1-5
Ayette geçen kısa cümleler sırasıyla: Elektronların şiddetli hızlı hareketleri, Çekirdekteki ağır proton, nötronun ışık hızına yakın haraketi ve her birinin düzenli işlevi uslubunca ele alınmaktadır.

* Atom atom ağırlığı ve atom altı parçacık:
Ayet: “Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak ve gizli kalmaz. Bundan daha küçü ğü ve büyüğü de hariç olmamak üzere Mübin bir kitapta yazılıdır” Yunus/61
20.yy’a kadar atom parçalanamaz deniyordu.Kuran ise atom fiziğinin konusu olan atom ağırlğığından söz ettiği gibi, zerrenin-atomun parçalanacağını da atom altı quvantları da habeer vermiş oluyor.

* Elektirik – Ampul
Ayet: “Allah göklerin ve yerin nurudur. O’nun nuru-nun misali MİŞKAT (kandil konan yer) O mişkat için de bir MİSBAH (kandil) Misbah bir ZÜCACE (kandil cam fanus) içinde. O zücace de inci gibi PARLAYAN bir yıldız. Hem şarkta hem garpta mübarek zeytin ağacından yakılır.Yağı, ateş dokunmasa bile hemen ışık verir. Nur/24-36
Işık saçan teller cam yuva ve boru içinde bunlar da cam kandili içindedir.Elektrik akımı ve onu taşıyan cam mamülü ampul ve elektiriğin her yerde anında yınvermesi ancak bu kadar açık ve net tasvir edilir.
19.yy’da yaşayan M.ibni Arabi bu ayeti ışık ve bakır ismiyle elektiri ği anlatır. 19. Yy’da Edison ampulu bulunca bu bü-yük Üstada da teşekkür eder.

İNSAN

* İnsanın yaratılışı-Embriyo aşamaları
Ayet: 1 “Biz insanı çamurdan süzülmüş bir konsant reden – ÖZ KARIŞIM dan yarattık
2 Sonra onu KARAR-ı MEKİN’de (Sapasağlam yuva) NUTFE yaptık (Sıvı içinde canlı-sperm-yumurtacık-ZİGOT-morula-blastula)
3 Sonra o nutfeyi ALEKA haline getirdik (Döllenme sonucu rahim duvarına sülük gibi asılan zigot)
4 Alekayı da MUDGA -Bir parçacık çiğnem et hali-ne getirdik (Çiğnenmiş sakız gibi der doktorlar)
5 Sonra Mudgayı da KEMİKLERE dönüştürdük
6 Kemiklere de ET giydirdik.
7 Ardından BİR BAŞKA YARATILIŞLA onu inşa ettik.
Eser ortaya koyanların EN GÜZELİ olan Allah’ın şanı ne yücedir!” Müminün,12-14. Japon bilim adamı prof. bu ayeti okur Müslüman olur.

Hadis: “Her birinizin yaratılışı ana rahminde
NUTFE olarak 40 gün derlenip toparlanır. Sonra yine öyle (40 gün daha) ALAKA (yapışan şey) olur.
Sonra yine öyle (bir 40 gün daha) MUDGA (et parçası) halinde kalır. Ondan sonra melek gönderi lir. Ona RUH üfler…” (Mehmet Sofuoğlu, Sahih-i Müslim ve Tercemesi, VIII, 114).
NUTFE: zigot, morula ve blastula safhaları, derlenip toparlanma devresi
ALAKA: Ana rahmine gelen yumurta, plasenta eten eş oluşunc,a mukoza ve kasları içine iyice yapışarak gömülür. Bir başka ifade ile tohum gibi ekilir.
MUDGA: Burada embriyo, çıplak gözle görülen, kü-çük bir et kütlesidir RUH ÜFLENİR: 120 gün sonunda insan hüviyetine bürünür.

* Spermlerin yeri:
Ayet: “Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini çıkardık” Araf/172 Ayet: “İnsan bel ve göğüs kemik leri arasından çıkan bir sudan yaratılmıştır” Tarık/ 6-7… Eski yıllarda spermlerin iki bacak arası husye lerde oluştuğu sanılıyordu, yumurtaların da rahim de. Kur’an’ın sırt ve göğüs kemikleri arasında oluş-tuğu yolundakı ifadesi 20.yy’da anlaşılabildi.

* Spermlerin yeri:
Ayet: “Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini çıkardık” Araf/172
Ayet: “İnsan bel ve göğüs kemikleri arasından çıkan bir sudan yaratılmıştır” Tarık/6-7
Eski yıllarda spermlerin iki bacak arası husyelerde oluştuğu sanılıyordu, yumurtaların da rahimde. Kur’an’ın sırt ve göğüs kemikleri arasında oluştuğu yolundakı ifadesi 20.yy’da anlaşılabildi.

* Parmak izi:
Ayet: Parmak uçlarını da toplayıp diriltmeye kadiriz” Kıyame/4.
Kur’anın insanın önemli büyük organlarını değil de akla hiç gelmeyecek parmak uçlarını ifade etmesi, önemli bir konuya dikkat çektiğini gösterir.

MUCİZELER

Mucize tanım-1
Allah tarafından sadece Peygamberlere özel, Peygamberliklerini kanıtlamak , gerektiğinde de yardım amaçlı verilen doğa ötesi güç ve olaydır.

Mucize tanım-2
Kıyamete kadar gelecek bilim insanlarına ışık tutacak ALTERNATİF PROJE MODELLERİ dir.
Mucizenin aynısını kimse yapamaz Peygambere özeldir. (Keramet: Evliyanın gösterdiği sıra dışı olay-lar. İstidraç: İnançsız da olsa her insanın gösterebile-ceği sıra dışı olaylar. Yogalar medyumlar gibi.)
Ancak Kur’an bu ayetleriyle Peygamberleri ahlakta örnek gösterdiği gibi dünya hayatındaki uygarlık ve teknolojik gelişmeler açısından da insanlara birer yol gösterici ve teşvikçi lider olarak örnek gösterir.
Mucizeler son sınırı çizer, ufuk ve zirve noktasını gös terir, insanlığı o noktaya kadar çalışıp ulaşmaya (tabi ki daima Allah rızası insanlık yararı adına değerlen-dirmeye) teşvik eder. Bugün her bilim dalı bu muci-zeleri gerçekleştirme yolunda emeklemektedir.

* Hz.Nuh ve Gemi:
Ayet: “Emrimiz geldi fırın kaynadı, yüzmesi ve durması bismillah ile olduı” Hud/40
Nuhun gemisinin Tufana dayanıklı olması ve fırın-ka
zan kavramının ve buharlı gemi imajını vermesi bir kelime ile kalkıp durması, gelecekte sesli komutla gerçekleşecek elktronik işlemlere işaret etmektedir.

* Hz.İbrahim ve yanmayan gömlek:
Ayet’Ey ateş İbrahime serin ve selametli ol ‘Enbiya/69
Ateşin soğuk olması amyant gibi yanmayan madde ye ve buzdolabına işaret olabilir.

* Hz.Musa ve tüp geçit:
Ayet: “Asayı taşa vurdu 12 pınar kaynadı. Denizde kuru bir yol aç!” Taha/60,77
Ayet yer altı sondaj çalışmalarına ve deniz altından
Tüp geçit icadına işaret etmektedir.

* Hz.Davut ve demir hamuru:
Ayet: Davuda demiri yumuşattık zırh yaptı. Sebe/10
Hz.Davud eliyle demire istediği biçimi veriyordu. İnsanlık sanayinin temeli demiri teknoloji ile işledi.

* Hz.Süleyman ve havada uçması, mimari yapılar, kuş ve cin ordusu, görüntü nakli ve ışınlama:
Ayet: “Bize kuş dili öğretildi, Süleyman için insan cin ve kuş orduları toplandı” Neml/16-19
Ayet: Süleyman cinleri kale havuz kazan yapmada, Sebe/12, bina yapımında usta, denizde dalgıç gibi kullanıyordu. Neml/39
Ayet: Süleyman Belkısın tahtını kim getirir dedi. Cin-lerden ifrit: Sen kalkmadan getirirm dedi. Bilge kişi göz açıp kapayıncaya kadar getirirm dedi. Süleyman tahtı yanında görüverdi.” Neml/38-41
Ayet: “Rüzgarı Süleymanın emrine verdik bir aylık yolu bir günde gidiyordu” Sebe/12, Enbiya/81
Görüldüğü gibi ayetler günümüzde gerçekleşen çoğu teknolojiye işaret ediyor. Ses görüntü nakli gibi. Bir farkla k i ayet ışınlama dediğimiz cisim nakline işaret ediyor.Ayrıca cinlerin gelecekte istihbaratçı ve uzay dalgıçları olabileceğine de işaret ediyor.

* Hz.Hz.İsa ve tıp: Ayet: “Anadan doğmu körü, cilt hastasını iyi eder ölüyü diriltirim” Ali İmran/49
Tıp bugün açılan bu yolda yürüyor, o noktaya da bir gün yaklaşacaktır.

.

KADER – MEZHEPLER – SANAT ve ESTETİK 11.snf

A KADERE GİRİŞ Tanım Genel bakış

Kader: Her şeyin (gereğinde insan iradesi hesaba katılarak) Allah tarafından önceden bilinip yazılması. Kaza, zamanı gelince ilahi irade ile yaratılması.

2 çeşit kader var:

1-İnsan iradesi hesaba katılmadan yazılan kader
Evrenin fiziğimizin bu haliyle yapılması
-Allah gizli hazineydim bilinmek istedim buyurdu
Kader oyunu Kader mahkumu Kader kurbanı Kaderine küs. Oysa iraden var! Bunlar kadere taş atmaktır. Kadere konu oluyorsun bu ne şeref, ne paye!
-Her Cemal ve kemal sahibi Cemalini görmek ve göstermek ister
-Sonsuz isimler insan aynasında en güzel şekliyle tecelli eder
-Kullukla imtihan ve mükemmelleşmek ve cennet için yaratıldık.

2- İnsan iradesi hesaba katılarak yazılan kader
Serbest irade tercihimizle yaptıklarımızdan sorumluyuz.
Her kader cilvesinde Rahmet hakim: Güneş yağmur oksijen bahar sayısız lezzette nimetler, gözümüz dilimiz duygularımız aklımız… var olmaktan ne kadar şikayetçiyiz.
Bir de irademizle işlediğimiz günahlardan tövbe ile temizleyip sonsuz cennete alacaksa…
Minare örneği: Üç şerefeli minare basamakları varlık dereceleri. Hiçbir şeyi olmayan üç kişiye her basamakta farklı nimetler veriliyor. Her biri bir şerefede bırakılıyor. Kendimizi orta şerefede kabul edip zenginlikte değil musibetlerde yukarı bakmalı musibetlerde değil yoksul lukta aşağı bakmalı, halimize şükredip yoksullara ve daha fazla sıkıntıda olana yardımcı olma lı, helalinden kazanıp israfa düşmeden insanlığa yardım amaçlı olabildiğince zengin olmalı.
Örnekteki gibi Allah karşılıksız ve peşin sayısız nimetler vermiştir. Şikayet eden daha fazla isteyen adaletsizlikle suçlayan önce geçmişte verilenlerin borcunu ödemeli. Ya gelecekte verilecek sınırsız nimetlerin hakkını nasıl öderiz?

25 yıllık emeğe 25 yıllık emeklilik hak oluyor. 70 yıllık ömür ve kulluğa karşı adalet gereği 70 yıllık cennet verilmeli. Oysa Rabbimiz Rahmetiyle muamele edip biri bin yapacak sonsuz hayat verecek. Kısacık dünyadaki sonsuz inanma niyetine sonsuz cennetine alacak.

Kader ve ilahi ilim: İzmir’de iki milyon insan var hepsinin siması göz yapısı parmak izi gen haritası farklı. İki milyon birinci bebeği kim yapacaksa, öyle sınırsız bir ilmi olmalı ki iki milyon insanın tüm bu özelliklerini bir bakışta bilsin karıştırmasın hafızada tutsun; tutsun ki yeni bebeğe bunlardan farklı bir model verebilsin. Adem-kıyamet arası tüm insanlar için de aynısı geçerli. Allah onca farklı orijinal model insan yaratıyor sonsuz ilmini böylece gösteriyor.
Kar taneleri de su molekül sayısı ve model olarak asla birbirinin aynısı değil.
Koni örneği: küçük bir koniye tepeden bakar her tarafını görürüz yani kaderini tamamen okuruz.Oysa koni büyür boyumuzu aşarsa tek tarafını görebiliriz. Büyüdükçe görme alanımız daralır. Evren çapında büyüse tepeden bir nokta gibi kim görebilir. İşte Allah bütün varlığı insanları geçmişi ve geleceği ile bir nokta gibi öyle görür bilir, bu O’na aittir. Zaten bu yüzden sadece O kaderi bilir yazar. Biz bilmediğimiz için tercih ederiz. Olduktan sonra bu kaderde vardı ama ben bilmiyordum der ya sorumluluk duyarız ya da rahat oluruz. Tövbe eder ya da hamd tevekkül eder sabreder eder ders alır dürüstçe çalışmayı sürdürürüz.

Kadere doğru bakış:
Tablo örneği: Köşesine değil bütün tabloya geniş perspektiften bakmalı
Saray kapıları: 99 kapı açık biri kapalı, girilemez denemez. Geniş açı bakmasını bilmeli!
Harita: Yukarıdan geniş açıdan çok yönlü bak ki gideceğin yere avantajlı olanla ulaşabilesin.
Film-Kitap: Birkaç karesine veya sayfasına bakarak bir filim ve kitap hakkında önyargıyla karar verilemez. Kader kitabını tamamen okuyup anla! Çünkü kaderin sana bakan yönü bir ise başka insanlara ve Allaha bakan yönleri bindir. Sen bir sebebe bakarsın o bin sebebe.
Uçakta korsan var diye masumlar düşünülmeden düşürülür mü? Kadere de öyle bak!
Sana zararı oldu diye elektrik güneş yağmur sınavlar yok olsun denir mi? İlaç acı olmasın mı?
Acıların amacı -Başına gelen acıda kendi iradenin payı var, çıkış yollarını bulmaya çalış!
-Acıya odaklanma, sıkıntının anlamını düşün, sahip olduğun nimetlere de bak
-Dünya hizmet yeri ahiret ücret yeri imtihandayız sabretmeliyiz de! -Esma elbisesi üzerinde
– Her sıkıntının bir getirisi vardır. Açlıkla nimet, hastalıkla sağlık anlaşılır
-Hayatında hep nimet güzellik sağlık hakim, yokluk çirkinlik hastalık kısa ve geçici
-Her acı yüceltir günah döker sevap kazandırır ebedi cennete hazırlar
-Allah hayır ve güzellik için yaratır. Allahın yaratması kötü değil, onu kötüye kullanmak kötü. Evini sel yatağına yap sel bastı de! Ders çalışma başarılı olamadım de!

B KADER ve İRADE VAR Külli-cüzi irade

Kaderin varlığının kanıtları:

1-Kur’an Allah sözü, kaderin yazıldığını söyler
Ayet: “Her şeyi bir ölçüye göre yarattık” (Kamer/49)
2-Evren ve varlıklar kaderde planlı. Yani fiziksel yasalar.Örnek; elimize aldığımız çekirdekten hangi çiçeğin, yumurtadan hangi kuşun çıkacağını bilmek gibi.
3-İnsanın gen haritası ile fizyonomisi kaderde yazılı.
Kaderi inkar eden sırtına Evren yükünü alır. Çünkü insan ev -renle alakalı. Yükünü kadere taşıt rahatla,
benlikten de kurtul!
Yani biyolojik yasalar. Genlerle bebek siparişi iyi mi?
4-Rüyalarda geleceğe ait olaylar görülür. Nebiler vb
5-Peygamberimiz gelecekle ilgili haberler vermiştir.
6-İnsanlar takvimde yazıyor; kader de öyle yazıyor?

İnsan iradesinin varlığının kanıtları
1 Kur’an insanın iyi-kötü seçtiğini söyler
Ayet:”Doğru yolu gösterdik ister şükret ister nankörlük et” (İnsan/3)
Ayet: “Yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız” (Nahl/93)
2-Bir şeyi tercih ederiz ister yapar ister yapmayız
3-Farklı meslekler ve uğraşlar iradenin sonucudur
4-Suça ceza verilmesi de, vicdan azabı çekmek de ancak sorumlulukla açıklanır.
5-Hayvanlar programlı kaderli. Arı altıgen ev yapar insanlar çeşitli mimaride. Koyun inek süt verir insanlar bin bir çeşit ürün üretir vb.

-Mevlana örneği: Adam kayısı bahçesine girer yer.Sahibi Allahtan korkmuyor musun deyince. Allahın adamı Allahın tarlasında Allahın meyvesini yiyor der. Sahibi alır eline sopayı vurmaya başlar. Feryat edince de Allahın adamı Allahın sopasıyla Allahın adamını dövüyor der. Demek ki irade sorumlu.

Külle irade:Allahın her şeyi kuşatan sınırsız iradesi
Cüzi irade: İnsanın hiç hükmündeki sınırlı iradesi
Ne kaderli inansın. Kim se seni kader kadar se-vemez. Kaderin sana şu karşılık sız ve peşin ver-diklerine bir baksana. Ya ebedde verecekleri!
İnsanın nesi var listelesin! Sıfır! Her şey O’na ait!
Bir lokmanın hikayesi: Bu lokmayı kim yedi Ben!
Oysa iradeyle bir kol hareketiyle ağzımıza atıyoruz
O lokmanın gelişinde güneş bulut yağmur toprak çifti değirmenci fırıncı bakkal aile… Bak gelişinde neler var!
Ağzı yapan dişleri dizen dili tükürükle ıslatan midede işlem yaptıran vücuda yayan boşaltan,nice mekanizmaları kuran;
Bak gidişinde neler var
Bir çocuğun hikayesi:Bu çocuk kimin? Benim! Nasıl senin? İradeyle anne baba bir araya gelir, aylarca anne karnında onu geliştiren, geleceği dünyayı önceden hazırlayan, her ihtiyacına koşan biri var!
Buna rağmen minicik iradesiyle sonsuzlaşıyor o!
Çekirdek ağaç: Bir danesin toprağa düşüyorsun, ağaç binler meyve oluyorsun!
Düğme asansör:Bina O’nun, asansör O’nun düğme O’nun; sadece basacaksın! Birden semaya çıkaracak. Demek ki Külli irade cüzi iradene nazar eder durur.
Gemi dümen: Okyanus O’nun, gemi O’nun, dümen de O’nun. Bir çevireceksin; ya kayalara bindireceksin ya da eşsiz mutluluk sahillerine …Sen seç!
İnsan aciz >> sınırsız düşmanları var!
İnsan fakir >> hadsiz ihtiyaçları var!
İnsan basit >> mükemmelleşme istidadı yeteneği var!
İnsan fani >> onu bakileştirecek Baki bir Sultanı var!
Bir mikroba yenik düşen dünyaya bir bezle gelen İnsan Sahibine bağlanmakla et yığını hücre torbası gübre fabrikası ve solucan yemi olmaktan çıkıp birden sonsuz bir anlam ve değer kazanıveriyor. Tıpkı basit taşın Mikelanja verilmesi ile müstesna heykele, sıradan bez parçasının Picasso fırçasıyla şahesere dönüşmesi gibi. İnsan lailahe illallah ile Allaha bağlanıverir, cam parçası iken elmasa dönüşür, damla iken derya hiç iken her şey ve köle iken kainata sultan oluverir.
Öldü gitti mi? Hayır ebedileşiverir, cennete kuruluverir…
Bu da Kaderin Rahmetle dolu oluşunun diğer boyutları…

C KADER-İRADE ONAYI BİRLİKTELİĞİ UYUMU

Kaderle irade terazinin iki kefesi gibi,doğru gören iki göz, hedefe uçuran iki kanat gibi. Bir saat gibi ya da. Akrepsiz de olmaz yelkovan sız da. Birlikte gösterirler doğru zamanı. Omuz omuzadır ikisi.
Allah İRADEMİZİ ve SEBEPLERİ HESABA KATMADAN yazmaz.
Allah yazdığı için biz yapmıyoruz İrademizle ne yapacağımızı önceden bildiği için iradesiyle yapacak diye yazıyor.
Yazdım yap değil Yapacağını biliyorum yazıyorum.
Kader yaptırmaz yazdırır, irade yaptırır. Yapılmasına sebep olur.
—Alt yazı geçer gibi kader yazısı insanın filmi çevirmesiyle görünür
Manisa treni: Manisa treni Sabah 7.30 da Manisa’ya varacak diye önceden yazıldığı için mi varıyor , yoksa o saatte varacağı önceden bilindiği için mi varacak diye yazılıyor? Yani kader iradeyi teyid eder.
Takvimde güneş tutulması: Şu tarihte güneş tutulacak diye takvim-de yazıldığı için mi güneş tutuluyor yoksa o tarihte tutulacağı önce-den bilindiği için mi tutulacak diye önceden yazılıyor. Kısaca kader !

D SONUÇ KADER ve İRADEYE BAKIŞ

İki kader yanlışı var
1-Kaderi inkar 2-Suçu kadere yüklemek

İki irade yanlışı var
1-İradeyi inkar
2-Her şeye Ben diye sahip çıkmak

Kader neden var?
İnsan ben deyip azmasın Rabbi karşısında acizliğinin bilincine vara-rak secdeye kapansın, eğilsin kul köle olduğunu itiraf etsin, aslında kainat kadar yücelsin! Secde Allaha en yakın olunan andır. Secde kibri ezer, şeytan secde ile ezilmedi, kibrinin altında ezildi. Secde, ve kader başkalarına kul köle olmaktan ezilmekten kurtarır, özgür kılar.

İrade neden var?
Ben ile Rabbini tanısın, kendini ölçü-mikyas yapsın. Kendi sınırlı özellikleriyle Yaratıcının sınırsız sıfatlarını anlamaya çalışsın. Allahın güzel isimlerine nasıl bir ayna olduğunu bilsin. Öte yandan iradesi-nin sorumluluğunu bilip kötülüklerini kadere yüklemesin! Hakim bey ben suçsuzum! Bütün bu cinayetleri hırsızlıkları kader yaptırdı!
“Kader meselesi, teklif ve mes’uliyetten kurtarmak için değil, belki fahr ve gururdan kurtarmak içindir ki, imana girmiş. Cüz-ü ihtiyarî, seyyiâta merci olmak içindir ki, akideye dahil olmuş; yoksa mehâsine masdar olarak tefer’un etmek için değildir.”
“Mü’min, herşeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenâb-ı Hakka vere vere, tâ nihayette teklif ve mes’uliyetten kurtulmamak için, cüz-ü ihtiyarî önüne çıkıyor; ona “Mes’ul ve mükellefsin” der. Sonra, ondan sudur eden iyilikler ve kemâlâtla mağrur olmamak için, kader karşısına geliyor; der: “Haddini bil, yapan sen değilsin.”

Kadere bakış açısı:
İrademiz dışı olaylara ve Geçmişimize Kader açısından bakmalı, kai -nat kitabını iyi okuyup tedbir almalı sonra tevekkül etmeli.

İradeye bakış açısı:
İrademizi ilgilendiren her olaya, geleceğimize, kötülüklere günahla-ra, başarı yolunda dürüstçe çalışmaya irade açısından bakmalı, gay-ret etmeli. Külli irade ile bütünleşen cüzi irade önünde güç duramaz.
Kötülükler insanın nefsindendir sorumludur. İyilikler ise tamamen İlahi Rahmettendir, yaratan O’dur. Ayet: “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir “ ( Nisa/79)
Günahlara açık cüzi irade, tövbe istiğfar ve dua ile hayra yöneltilir.
Kader konusu vicdani bir konudur, ibadette derinleştikçe içselleşti-rilebilir. Teorik ve mantık olarak açıklanması her kalbi ve aklı tatmin etmede kifayetsiz kalabilir . Kalplerimiz O’nun elinde

MEZHEPLER 11.snf

1 -İSLAM DÜŞÜNCESİNDEKİ YORUM FARKLILIKLARININ SEBEPLERİ

*Ayet: Dillerinizin ve renkleriniz farklı olmasında ibret vardır (Rum,22)
*Ayet: Bazı ayetler Muhkem bazıları da müteşabihtir (Ali imran,7)
*İnsanın ruh yapısı hür aklı,karakteri, farklı kişilik yetenek ve becerileri
Duygusal mantıksal, araştırıcı kabullenici, sorgulayıcı ezberci, uzlaşıcı tepkici, heyecanlı temkinli, fedakar menfaatçi, derinliğine bakan yüzeysel gören, ırkçı muhafazakar demokrat liberal vb…
*Kıyamete kadar geçerli ve bütün insanlara hitap ettiğinden, Kuran ve Hadislerdeki bazı kapalı veya zengin ve derin anlamlar içeren çok yönlülük farklı şekilde yorumlamalara yol açtı.
*Coğrafi kültürel ve sosyal sebepler
İslam coğrafyası fetihlerle genişledi, İslama giren farklı milletler kendi farklı kültürlerini de taşıdılar. Bu da dini farklı yorumlamalara yol açtı. Ata ruhuna saygı ağaca bez bağlama eski türklerden gelen bir anlayış.
Mekke Medine’de dini anlayış, Irak’ta ise kültürel ve sosyal hareketlilik yoğundu. Bu yüzden Irak’ta akla Medine’de ise nakle yönelik dini tutum ve gelişmeler oldu.
Dağlık bölgede yetişen köyde tarımla uğraşan insanla bir sahil kentinde yaşayan ya da Avrupa gören insanın hayata bakışı farklı oldu gibi…
Gelişen ve değişen toplum ihtiyaçları ve sorunları insanların düşüncelerini yaşam biçimlerini beklentilerini bakış açılıarını da etkiler. Peygamberimiz sonrası sade hayat Osman dönemindeki zenginleşme ile tüketime ve israfa yöneliş oldu. Buna karşı Zühd ve takvayı israfsız yaşamı savunan Ebu Zer gibi düşünenlerin oluşumu tasavvuf hayatına yönelik açılımı başlatmış oldu.(Yunanistan ABD protestoları)
*Siyasi sebepler
Peygamberimizin vefatından sonra Hz.Ebu Bekir 632-634 ve sonrasında Hz.Ömer dönemi 634-644 sorunsuz geçerken Hz.Osman zamanında 644-656 başlayan farklı görüşler Hz.Ali zamanında 656-661 en etkili dönemini yaşadı. Bazı kabileler Şehit edilen Hz.Osmanın katilinin hemen cezalandrırılmasında diretti. Hz.Ali kargaşa ortamında beklemeyi tercih etti. Emevi sülalesi Hz.Aliye karşı mücadele etti ve halifeliği aldılar. Hz.Ali taraftarı anlamına gelen Şia-Şii ve Alevi Bektaşi kavramları yerleşti.
*İtikadi sebepler
Emeviler devrinde Yunan Hent ve Fars kültürüne ait eserler arapçaya tercüme edildi. Müslüman olan farklı inançlardaki insanlar eski inançlarının etkisiyle görüş bildirmeye başladılar. Bu arada İslam karşıtı inanç sahipleri de özellikle Kurana ters ve batıl inançlar ve şüpheler üretmeye başladılar. Bunlara karşı akıl ve nakille inançları savunma ve ispatlama döemi başladı.
İslam düşüncesindeki yorumları birleştiren unsurlar
İslam kültürünü farklı anlamakla ortaya çıkan bütün ekoller Dinin temelleri olan İman esasları ve ibadetler konusunda aynı paydada – asgari müştereklerde buluşurlar.
Tevhid inancı – Allahın birliği eşi benzeri olmaması, Peygambere ihtiyaç bulunması, Kur’an’ın vazgeçilmez temel referans olması, kıyamet mahşer mizan cennet cehennem gibi konularda müttefiktirler

2 -İSLAM DÜŞÜNCESİNDE SİYASİ – İTİKADİ YORUMLAR

1-Haricilik: Toplumdan dışa çıkanlar demektir. Siyasi etki ile ayeti yorumlayıp aykırı düşünerek radikal davranan isyancı savaşçı grup.
*Tahkim olayı-Hakem tayini: 657’de Muaviye Ali’ye halifelik tayini için hakem önerdi. Ali kabul edince kendi askerlerinden bir grup, bu, Kurana ters deyip karşı çıktı ve Ali’yi dinsizlikle suçladı. Onlara göre farzı terk eden haram işleyen dinsizdir.
2-Şia: Hz.Ali ve Ehl-i Beyt’e taraftar olan demektir. İranda ve çevre ülkelerde Irak ve Azerbaycanda yoğundur.İlk kez 689’de Hz.Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesiyle oluştu.
Şia’ya göre Peygamberden sonra halifelik seçimle değil verasetle Hz.Ali ve soyuna aittir.
Şia’da İmamet inancına göre İmamlar Ali soyundan gelir ve masum-günahsızdırlar.
İmama inanmak imanın şartıdır. Son İmam Murtaza tekrar adalet için gelecektir.
Şia’da Takiyye vardır, zor durumda inancını gizlemek. Ve Muta nikahı, anlaşmalı evlilik.
3-Mutezile: Ayrılanlar demektir. 720’lerde Büyük Tabiin Hasan Basrinin ilim meclisinden ayrılan Vasıl bin Ata ile oluşan inanç fırkası. Görüşleri:
-Allah zatı ve sıfatlarıyla aynıdır ayrılmaz.
-İnsan kendi fiillerinin yaratıcısıdır
-Büyük günah işleyen ne mümin ne de kafirdir, arada bir yerdedir
-Amelleri güzel olan cennete kötü olanlar cehenneme gidecektir
-Emri bil maruf nehyi anil münker yapmak farzdır
4-Maturidilik: Ebu Mansur Maturidi Türktür (Türkistan Semerkant Maturid, öl:944) İtikadda mezhep imamı-Kelam ilmi bilgini
Hanefilerin akaidde mezhep imamıdır. İnanç konularını ayet hadis ve akıl çerçevesinde açıkladı.
Görüşleri:-İman kalple tasdiktir fakat mutlaka dille ikrar etmeli söylemelidir.
-Vahyi Peygamberi duymayan aklıyla Allahın varlığını bulabilir-İyi kötü, güzel çirkin, hayır şer akılla da anlaşılabilir fakat yapılıp yapılmaması yine de Allahın emriyle olur. Allah emrettiği veya yasakladığı için iyi veya kötü özelliğini alır -İnsan cüzi iradesiyle seçim yapar Allah da bu tercih istikametinde yaratır -İnandığını söyleyen mümindir ve günah işlemesi onu dinden çıkarmaz -Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez -Kafirler ibadetle değil imanla yükümlüdür -Peygamber sadece erkeklerden gönderilmiştir.
5-Eşarilik: Ebul Hasan Ali bin İsmail el-Eşari (Basra, öl:916) Kelam bilgini
Şafilerin inançta mezhep imamıdır. Görüşleri Maturidiye benzer. Farklı yönleri: -İman kalp ile tasdikten ibarettir. -Akılla Allah bulunması zordur Peygamberin uyarmasına ihtiyaç vardır. -Kadın Peygamber de olabilir. Hz.Meryem gibi -Allah ihsana kaldıramaycağı şeyi de emredebilir -Kafirler ibadetle de sorumludur, sorulacaktır.

3 -İSLAM DÜŞÜNCESİNDE FIKHİ – AMELİ YORUMLAR

*Fıkıh, anlamak bellemek kavramak. Lehte aleyhte olan dini hükümleri bilmektir.
Namaz Oruç Hac Zekat kurban gibi ibadetleri, alışveriş, ticaret, evlilik, miras, borç keffaret, ceza, gibi hukuki ve idari konuları, ahlakı da içerir.
*Mezheplerin çıkışı, İslamın evrensel ve dinamik son din oluşunun gereği ve doğal insan ihtiyaçlarının kaçınılmaz bir sonucu olarak görülmelidir.
*Fıkıh mezhepleri, İslam bilginlerinin, yaygınlaşan kalabalıklaşan gelişen İslam toplumlarının yeni problemlerine ve sorularına Kuran ve hadislerden cevap bulma arayışından doğdu. Tutulan bliginlerin görüşleri ekolleşti mezhep oldu.
*Başlangıçta 4 değil belki 40 ekol vardı. Bu İslamdaki akla verilen önemi düşünce ve fikir özgürlüğünü gösterdiği gibi, farklı coğrafya ve kültürlere göre bir kolaylık ve Rahmet anlamına da gelmektedir. Süt kardeşlerin evlenememesi, Kanla dokunmakla abdest bozulması örnekleri gibi
1-Hanefilik: Numan bin Sabit – İmamı Azam Ebu Hanife (Küfe, öl:767)
Kuran Sünnet Sahabe ve İcmaı esas almış, akla önem vermiş, kıyas, iskihsan, örf ve teamül metodlarıyla hükümler çıkarmıştır. En önemli eseri Fıkh-ı Ekber’dir.
Görüşümüzden daha iyisini bulan ona uysun demiştir.
Öğrencileri Yusuf, Muhammed ve Züfer de büyük fıkıh imamlarıdır

2-Şafiilik: Muhammed bin İdris eş-Şafi (Gazze, öl:819)
Kuran Sünnet Sahabe icmaı ve kıyasa başvurarak akla dayanarak hüküm çıkardı. Kuran ve Sünnete ters bir şey görürseniz bana uymayın demiştir.
En önemli iki eseri el-Ümm ve er-Risale
3-Malikilik: Malik bin Enes (Medine,öl:795) En önemli eseri Muvatta
Maslahat-ı mürsele (kamu yararı) ilkesini ilk kullanan alimdir.
Kuran ve Sünnetten sonra en çok Medine icmaına önem verdi Kıyası da kullandı.
4-Hanbelilik: Ahmed bin Hanbel (Bağdat,öl:854) En önemli eseri Müsned
Kuran ve Hadisi temel alır sadece Sahabe icmaına önem verir.
5-Caferilik: Cafer-i Sadık (Medine,öl:765) Hz.Ali soyundan 12 imamdan biridir.
Kuran Sünnet İcma ve akıl dört kaynağıdır.
Caferiler sadece Ehl-i Beyt’ten gelen hadisleri alırlar. Muta (anlaşmalı) nikahı, çıplak ayağa meshetmeyi, 5 vakit namazı üç vakitte kılmayı, Kerbela toprağından yapılan türbet-mühür denilen toprağa secde etmeyi uygularlar.
*Güzel söz: Tesadüm-ü efkardan barika-i hakikat doğar. (Bulutların çarpışma sıyla şimşek çaktığıgibi fikirlerin çatışmasından hakikat kıvılcımları çıkar)

ESTETİK VE SANAT 11.snf

* 1 Evrendeki ölçü ve ahenk: Secde/7
Ayet: “O Allah ki yarattığı her şeyi güzel yapmıştır”
Ayet:“O Allah ki her şeyi hem sanatlı hem de sapa- sağlam yapar” Neml/27
Ayet: Allah 7 kat sema yı ahenk içinde yarattı. Yaratı lışta uygun olmayan, göz tırmalayıcı bir şey göremez sin!Çevir gözünü bak bir bozukluk görebiliyor musun? Tekrar tekrar bak, gözün bundan aciz kalacak! Geri dönecek” Mülk/3-4
Ayet: “Güneş belirli yörüngede döner, bu Allah’ın tak diridir. Aya yörüngeler takdir ettik, o eğri bir hurma dalı gibi hilal olur döner. Güneş ve ay gece ve gündüz birbirini geçmez, yörüngelerde yüzerler” Yasin/38
Ayet: “Allah göğü yükseltti ve dengeyi koydu, sakın dengeyi bozmayın!” Rahman/7-8)
Ayet: “Gökyüzünü süsledik kandillerle donattık!” Saffat/6, Mülk/5
Ayetler: Cennet tasviri ayetler ayrıca okunmalıdır.
Evrendeki düzen matematiksel plan içinde kurulduğu gibi eşsiz bir sanat ve estetik de gözlenir. Merkezde güneş yörüngelerde semazen gibi dönen gezegenler!
Birbirlerini cezbeder çarpışmadan da mesafededirler.
Atmosfer ışık atlası gibi; pamuk tuval üzerinde renkle
lerin harmonisini sunar. Güneşin kızararak batışı meh tabın yakamozlarda yanışı, yağmur ve kar taneleri ni -ce ruhlara ilham verir. Sanki hilal, gök ağaçtan bir dal uzatır dünya ona asılı kalır, yıldızlar ışık kuşanır. Dağlar mı güzel denizler mi güzeller; mevsimler; ağaç lar ve çiçekler kuşlar ve kelebekler!
Her varlıkta temel 8 özellik: Sanatlı, kıymetli, çok sa-yıda, kısa zamanda, çeşitli, zamanında, ihtiyaca göre, sürekli. Zıtları sanat ve estetikte buluşturan Allah’tır.

* 2 İnsan sanat ve estetik:
Ayet: Biz insanı Ahsen-i takvim’de (en güzel biçimde) yarattık!” Tin/4
Ayet: “Allah sizi yarattı şekil verdi ve şeklinizi sima larınızı en güzel yaptı” Mümin/64
Gök yüzü bir güzel! Yer yüzü bir başka güzel! İnsan yüzü bambaşka güzel. Belli ki bir Güzel’den bütün bu güzeller! Yüzünü nereye çevirir sen çevir her yerde hep O’nun Güzel yüzü! Bakara/115
İnsan Allah’a iman fıtratında doğar. Yaratılışta bütün güzel isimlerin sahibi O sonsuz Cemal’e duyulan aşk vardır. Kainat ve insanın yaratılışı İlahi Aşka bağlanır.
Mevlana’nın Ney’i nây edip inler hep O aşk için inler.
Allah c.c. meleklere bakar, kainata bakar, varlıklara bakar; insana bir başka bakar! İnsanlardan süzülmüş
Nebilere bambaşka bakar ve Nebiler Nebisi, Kainatın
Efendisi Hz.Muhammed’e Habibullah-Allahın sevgilisi olarak bakar.
Bu sebeple insan hiçbir sanat ve estetikle güzel ve gü zellikle doymaz. Doydum diyen güneş varken mum
ışığına tav olmuş demektir.
Bu inanç ve duyuş ile bakılırsa varlıktaki her sanat ve
estetik bakış, boyutlu anlam kazanır ebedileşir.
Peygamberimiz güzel bir dua öğretir: “Allahım yaratı lışımı güzel yaptığın gibi ahlakımı da güzel yap”
Güzellik emanettir Allah rızası yolunda kullanılmalıdır
İnsan,yüzünün Cemal sahibi Allaha en güzel bir AYNA olduğunu düşünmeli “Ne güzelim!” yerine “Ne güzel yaratmış!” demeli güzelliğini ebedileştirmelidir.

* 3 Kur’an ve güzellik:
Ayet: “Allah sözün en güzelini birbiriyle uyumlu ve bık madan tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rableri ne saygılı olanlar, bu kitabın etkisinden ürperir, gönül leri de bedenleri de Allahhın bu zikrine ısınır. Bu kitap hidayet rehberidir.” Zümer 23
Kur’an’ın kendisi başlı başına edebi sanat ve şiir sihri ni barındırır. Lafzı ve manasıyla eşsiz uslubü ve bela ğatıyla ruhlara giriverir. Çünkü O bir Kelam mucizesi dir. Bu yüz den okuma yazması olmayan Hz.Muham med’in dilin den ayetleri duyan kimi şairler, bu insan sözü olamaz de miş susmuş anında iman etmişlerdir. Müşrikler Kuranı gizlice dinlerdi, şiir üstadı Hz.Ömer ilk duyduğunda Müslüman olmuştu.
Kur’an, okuyana manasını anlayana ve onu yaşayana apayrı ruhani güzellikler yaşatır,haşirde şefaatçi olur

* Kur’an’da estetik-güzellik örnekleri:
— İfadesindeki güzellik. Nas süresi
— Doğadaki güzellik tasvirleri. Gökyüzü kandilleri, hilal
— İnsandaki güzellik tasvirleri.Embriyo, simalar, insanı ağaca benzetmesi.
— Cennetteki güzelliklerin tasviri. Özgürlük, görsellik, değişim, mekan, eşya, yiyecek, içecek, giyecek, eş.
— İnsanlar arası ilişkilerdeki güzellikler
– Hz.Yusuf davranışları, kardeşleri ve Züleyha
– Hz.Musa ve Hz.Şuayb kızları iletişim zerafeti
– Hz.Süleyman ve Belkıs iletişim zerafeti

* 4.Hz.Muhammed ve Güzellik:
Ayet: “O sizin için en güzel örnektir!” Ahzab-21
Ayet: “Sen en yüce ahlak üzeresin!” Kalem/4
Hadis: “O’nun ahlakı Kur’an’ın ta kendisiydi”
Hadis: “Allah güzeldir, güzel ve iyi olanı sever. Temizdir temizliği sever. Öyleyse çevrenizi güzel tutun!”
Hadis: “Allah verdiği nimetlerin güzelliklerin kulun üze rinde görmek ister.”
Hadis: “Kim boş çorak araziyi canlandırırsa mükafatını Allah verir. İnsan ve hayvan buradan yararlandıkça sevap yazılır”
Hadis: “Bir Peygamberimizin huzuruna saçı sakalı karışmış bir adam gelmişti. Peygamber ona saçını başını düzeltip gelmesini istedi. Adam gelince: Böylesi daha iyi ve güzel değil mi? Dedi.
Hadis: “Peygamberimiz bir cenazede mezarın hatalı kazıldığını görünce düzeltilmesini istedi. Birisi bu ölüyü
Rahatsız eder mi diye sorunca Peygamberimiz: “Hayır! Bu sağ olanların gözüne güzel görünmesi içindir” dedi.
Peygamberimiz sade fakat daima temiz ve düzenli giyinir saçını başını temiz bakımlı tutardı. Günde 10’a yakın dişlerini fırçalar güzel kokmasını sağlardı.
Hadis: Peygamber namazda safları ok gibi düz yapardı

* 5 Yaşamda güzellik:
*Sözde güzellik:
Ayet:”Kullarıma söyle sözün en güzelini söylesinler! Yoksa o düşman şeytan şeytan aralarını bozar”İsra/53
Ayet:”Ancak temiz güzel söz Allah’a yükselir, o sözü esas yükselten de güzel ameldir” Fatır/35
Ayet: “Güzel temiz söz kökü yerde dalları semada her zaman meyve veren ağaç gibidir. Kötü çirkin söz ise kopmuş köksüz meyvesiz ağaç gibidir.” İbrahim 24/25
Sözün güzelliği ve göğe yükselebilirliği, onun Allah için samimi içten söylenmiş olması, sözde kalmaması davra nışa dökülmesi ve insana yararlı olması ile ölçülür.
Ayet: Allah, Musa ve kardeşi Harun’u Firavuna tebliğ için gönderirken şöyle der: Ona yumuşak söz söyleyin, belki aklıyla ibret alır kalbiyle saygı duyar“ Taha/44 Ayet:Güzel söz inciten sadakadan hayırlıdır Bakara/263
Ayet:”Yürüyüşün doğal olsun sesini de yükseltme!” Lokman/19
Hadis: “Güzel söz, tebessüm etmek sadakadır, ya güzel söz söyle ya da sus!”
Hadis: Her işittiğini söylemek,insana yalan olarak yeter
*Davranışta güzellik:
Ayet: “Neden Yapmayacağınız şeyi söylüyorsunuz? Bu Allah katında hiç hoş karşılanmaz!” Saf/2
Ayet: “Davranışlarınızda dürüst olun Allah doğru olan ları sever” Bakara/195
Ayet: “Allah sadece O’na kulluk etmeyi ve anne babaya iyilik yapmayı emretti. Onlara “Öf” bile deme güzel söz söyle alçakgönüllü ol dua et! Akrabana yetime yoksula komşuya iyi davran!” İsra/23-24,Nisa/36
Ayet: “Alay etmeyin belki o daha hayırlıdır, kötü zanda bulunmayın, kusurunu araştırmayın yaymayın, birbirini zin gıybetini yapmayın!” Hucurat/11-12
Hadis: “ Gerçek Müslüman elinden ve dilinden insanla-rın güvende olduğu kimsedir”
Hadis: Doğru konuşun, sözünüzü yerine getirin emane te hiyanetlik yapmayın, insanlara kötü davranmayın!”
Hadis: “Münafık (inanmayan inanıyor görünen) Alame ti üçtür: Yalan konuşur, sözünden döner, emanete hiya netlik yapar” (Bunları yapan münafık olmaz münafıklık alameti ve kiri taşır, temizlemelidir)
Hadis:İyiliğe iyilikle karşılık ver. Veremiyorsan iyiliği öv!
Hadis: Peygamberimiz misafir gelince özel giyinirdi.

Hadis: Peygamberimiz Cumaları yıkanır koku sürerdi.
Hadis: Eve girmek için üç kez izin iste yoksa geri dön!
Hadis: “Peygamberimiz yemekte önünden ye dedi”
Hadis: Dilini ve cinselliğini kötülükten koru cennete gir!
Hadis: “Şiddet uygulanan şey çirkinleşir. Onda hayır yoktur. Allah yumuşak huyluluğu sever.”
Peygamberimizin 23 yılda insanlığa, kıyamete kadar sürecek bir Medeniyet takdim etmesinin temelinde ön ce kendisinin söz ve davranıştaki doğruluğudur. O dai-ma yaptığını istemiş istediğini önce kendi uygulamıştır. Medine’ye hicrette bir Yahudi bilgini onu gördü ve “Bu simada yalan olamaz!” dedi ve Müslüman oldu.
* İş ve üründe güzellik:
Ayet: “Allah her şeyi hem sanatlı ham sağlam yapan-dır” Neml/27
Ayet: “İnsana çalıştığından başkası yoktur, her insan emeğinin karşılığını mutlaka görecektir” Necm/39-40
Ayet: “Öyle bir iş (proje) üretin ki onu Allah, Rasulü, inananlar (ve bütün insanlar) beğenecek! Ve mahşerde işleriniz karşınıza getirilecek!” Tevbe/109
Ayet: “Allah emanetleri ehil olana (işi yapabilene) ver-
menizi adaletle hükmetmenizi emreder” Nisa/58
Hadis: “Allah her şeyi güzel yaratmıştır siz de her yaptı ğınızı güzel yapın! Allah işini güzel yapanı sever”
Hadis: “Kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir!”
Allah adaletiyle hangi inançta olursa olsun çalışana veri
yor, dünyada kaliteli ürün sahibi ülkeler zengin oluyor.

* 6 İslam Medeniyetinde estetik
Kur’an ve O’nu yaşayan Peygamberimizin yaşantısı asır
lar boyu, Müslümanların yaşamını doğrudan şekillendir
miş ve İslam sanat ve estetiğinin izleri her alanda görül
müştür. İnanca dayalı değişik sanat dalı gelişmiştir.
* Mimari:
— Kur’an aşk,ı onun en güzel şekillerde yazılmasını sağ lamış, güzel yazı sanatı hüsn-ü hat, süsleme sanatı tez hib ve kitaplara yapılan iki boyutlu resim sanatı minya-tür gelişmiştir.
— İbadetler mimarlık dalında farklı mimari yapıda ma betlerin yapılmasını sağlamış, süsleme sanatı tezyinat çinicilik gelişmiştir.
— İlme verilen değer medreselerdeki mimarinin
— Yoksula verilen değer aşevinin
— Hastaya verilen değer darüşşifa-hastanenin
— İnsana verilen değer yol köprü çeşme ve vakıfların
— Hayvanlara verilen değer kuş sarayları vakıfların
— Yolcuya verilen değer kervansarayların
— Temizliğe verilen değer hamamların yapılmasını sağ lamıştır,
Buradan anlaşılıyor ki Allaha imana dayalı sanat ve es tetik, insan ruhunu meşru yönde derinlemesine tatmin ederken, insan ihtiyaçlarına hizmete yönelik olmuştur.
Ahlaki olmayan sanat dalları gelişmemiş aşırı gösteriş ve israftan da kaçınılmıştır.
—Mimar Sinan 400’e yakın eser bırakmış Çıraklık döne mi Şehzade başı camii, kalfalık Süleymaniye camii, usta lık Edirne Selimiye camii olarak görülmüştür.
* Edebiyat:
Edip Ahmet Yükneki-Atabetü’l-Hakayık, Yusuf Has Hacip-Kutadgu Bilig, Kaşgarlı Mahmut-Diva n-ı Lügat’it-Türk, Hoca Ahmet Yesevi-Divan-ı Hikmet, Yunus Emre-Divan, Mevlana Mesnevi. Hacı Bektaş Veli,Hacı Bayram Veli, Süleyman Çelebi, Pir Sultan Abdal, Fuzuli, Nabi vb.
* Musiki:
Ayet: Kuranı tane tane oku!” Müzzemmil/4
Hadis: “Kuranı seslerinizle güzelleştirin Güzel ses kura nın güzelliğini arttırır!”
Hadis: Her şeyin bir süsü var. Kuranın süsü güzel sestir
Tecvit: Kuranın kurallarına uygun güzel sesli ve nağmeli okunması ilmi.
Kıraat, Tilavet: Kur’an’ın güzel şekilde okunmasıdır.
Ezan, sala: Saba hicaz uşşak segah vb makamlarda oku nur Süleyman Çebeli’nin Vesiletü’n-Necat- Mevlidi, Ta-savvuf musikisinde Naatlar kasideler gazeller ilahiler bes telenip okunmuş, Mevlevilikte sema Alevilikte se-mah yer almıştır. Bestekarlar, Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Sadullah Ağa.

.

DİRİLİŞ – TASAVVUF – YAHUDİLİK – HIRİSTİYANLIK – ÇİN VE HİND DİNLERİ 12.snf

ÖLÜM SONRASI DİRİLİŞ VE SONSUZ BİR HAYAT VAR!

Akıl ve mantık yaklaşımı
1 İlk orijinal modeli yapan ikincisini daha kolay yapar. Çürümüş kemikleri ilk başta yoktan kim var ettiyse ikinci kez öldükten sonra tekrar O daha kolay yaratır, diriltir.
Ordu örneği: İllerden merkezde toplanan acemi askerler kısa sürede ustalaşır. Bir boru düdük sesiyle dağılıp ilkinden daha kolay toplanırabilir. Vücut hücrelerimiz, askerler gibi ölüm borazanı ile dağılıp tekrar toplanmaları daha kolaydır.
Elektrikçi örneği: Bir gökdeleni binlerce ampul ile donatanın bir butonla tamamını söndürüp yakıvermesi daha kolaydır. Vücut hücrelerimiz de ampuller gibi bir düğmeyle dağıldıkları gibi dirilişte tekrar bir araya gelmeleri daha kolaydır
Mühendis örneği:Robot yaptı gördün yine yapar

Duygusal yaklaşım
2 Her insanda sonsuz gençliği isteme duygusu vardır. Ölmeyi bırak, yaşlanmayı istemez insan; acıyı da. Sonlu insanda sonsuzluk duygusu nereden kimden gelmiştir?
Allah sonsuz bir alemi vermek istemeseydi sonsuz alemi isteme duygusunu da vermezdi Sonsuz bir alem var ki istiyorum; madem isti yorum demek ki sonsuz bir alem var.
* Melek anneciğim o güzel melek yüzünü bir daha göremeyecek miyim? Sevgili eşim canım yavrucuğum öyle ölüp yok olup gide-cek misiniz? Haayııır! Olmalı, tüm sevdikle-rimi, Sahabeyi Nur yüzlü Nebimi ve Rabbimi göreceğim bir alem mutlaka olmalı!..

Gözlem yaklaşımı
3 Uzayda dünyada insanda ölüp dirilme örnekleri küçük planda görülmektedir.
Uzay mezarlıkları kara deliklerde ölüm gözlenirken; Pulsar Quasar Süpernova denilen yeni yıldızların doğumu görülür.
Dünyada her kış sayısız bitki ve hayvan ölür baharda tekrar canlanır.
Kuru ağaç ve iskelet: Toprak üstündeki kuru insan kemiklerine ben-zeyen kuru ağaç dalları baharda canlanıyor da, toprak altındaki kuru ağaç dallarına benzeyen kuru insan kemikleri neden canlanmasın?
İnsan hücreleri her yıl ölür dirilir. Nefes alıp verirken ölüp diriliyor gibi oluyoruz. Hapşırınca kalbin durduğu bilinir.
Uyku ölümün ikiz kardeşi; gece olduğunda uyumamak elimizde olma
dığı gibi sabah olunca uyanmamak da elimizde değil. Uyuduk öldük uyandık öyle de dirileceğiz. Ayrıca duygu düşünce ve bilgilerimiz de zaman içinde ölür kaybolur sonra canlanır diriliverir. Unuttum deriz sonra hatırlarız Aklıma yeni bir fikir doğdu deriz.

Adalet yaklaşımı
4 Her vicdan gerçek adaletin olmasını ister.
Bu, bu dünyada gerçekleşemiyor. Çünkü zalimle mazlum, katille maktul, ezenle ezilen, çalanla çalışan, iyi kötü tam karşılığını alamadan gidiyor.
Faili meçhuller, yalancı şahitler insan ihmalleri unutkanlıkları ve hataları hak edene hakkını tam veremiyor.
Firavunla Hz.Musa, Ebu Bekirle Ebu Cehil, haksız kazançla milleti sömürenle haksız yere hapisha-nelerde çürüyenler için gerçek adalet olmayacak mı? Ciğeri hayat boyu yanan şehit anneleri boşa mı ağlıyor? Zerrenin hesabının görüleceği bir mahkeme ve ödül ve mükafat yeri gerekiyor.

Kayıt yaklaşımı
5 Kuran ve Bilim mikro-normo-makro kayıttan söz ediyor.
Kader ana kitabında ezeli bir kayıt var. Melekler her yaptığımızı kaydediyor. Minik hafızamızda bütün hayatımız saklanıyor. Hücrelerimiz de çevremizdeki cisimler de havadaki atomlar da ses ve görüntümüzü kaydediyor. Gelecekte bir katilin gerçek resmi cesetten veya çevredeki eşyadan belirlenecek. Uzaydaki sesler de dinlenecek.
Tüm bu kayıtlar niçin? Programlayan kim ve neden yapıyor. Zerre kadar iyilik ve kötülü-ğün tartılacağı bir hesap günü için tabi ki!

Gerçek değer ve israf yaklaşımı
6 Evren ve insan inşasında büyük masraf yapılmış.
En küçük varlıklara evren çapında misyon yüklenmiş ve
En basit şeyler bile israf olmuyor mükemmel yapılarda kullanılıyor.
Bakteriler karıncalar böcekler sıhhiye ve temizlik işçileri gibi çalışıyor. Küften maya kandan serum gübreden çiçek kokusu yapılıyor, yaprak enkazı yeni meyvelere dönüşüyor. Bir damla sıvı içindeki hücreden, müstesna insan inşa ediliyor. Servet değerinde organlar veriliyor.
Ressam örneği: En pahalı eşsiz tablolarını hangi ressam, ellerine tutuşturduğu fırça ve boyalarla çocuklara karalattırır?
Botanikçi örneği: Bin bir emekle yıllarca yetiştirdiği nadide çiçekleri-ni hangi botanikçi çiçekçi, serasına doldurduğu keçilere yediriverir?
Bin bir masrafla kainata sultan yaptığı en şerefli varlık insanı, hiç Sanatkarı, mezarda solucanlara yem yapar mı? Onu israf eder mi?

Küçük sahne-galeri büyük oyun-sanat yaklaşımı
7 Ezelden ebede bir yazılım ve sanat ise bu, sonsuz sahnelenmek ve sergilenmek ister
Senaryosuz tekssiz kadrosuz kostümsüz maske-siz melodisiz ücretsiz dahası amaçsız mesajsız bir tiyatro oyunu olur mu? Ama önemlisi sahnesiz?
Ne kadar dev kadrolar ve muhteşem oyunlar olursa o denli büyük ve görkemli sahne ister. Ve her bir sanatçı için atölyeler galeriler!
Kudret kalemi cömertçe ne sanatlar güzellikler yazmış çizmiş! Deniz yer sema ve sima! Ne müs-tesna sahne ve teşhir alanı! Yüz binlerce yıldır dünyada kim bilir ne canlılarla ne güzellikler sahnelendi. Demek daha bir o kadar daha bu yinelenebilir. Bu sonsuza dek sürebilir.
Ama bu minik sahne ve galeri er geç kapanacak! Ya sonra? Dünyaya sığmayan bu güzellikler son mu bulsun yoksa sınırsız sanat ve güzelliklerine uygun sınırsız bir alemde sergilenmeye devam mı edilsin? Son perde son oyun değil asla! Sahnesiz insan mı olur? Sonsuz alem sahnesi hiç gerçek rolü üstlenen insansız olur mu? Dünya bir prova yeri insan esas cennette sahne alacak!

Doyumsuzluk ve cennet açlığı yaklaşımı
8 İnsanın sınırsız arzuları cennet için var.
Koca mide doyar mı, doldurursun doyar.
Minik dil doyar mı, mide dolsa da doymaz!
Göz doyar mı? Nerdee! En sevmediği şey karanlık. O zaman ölüm karanlık değil ışık!
Sonsuz ışığa ve doyuma yakılan yeşil ışık!
Ya hayalin tetiklediği arzular? Asla doymaz.
Yaşlansa da doymaz. Para mal mülk makam
Şöhret saltanat güzellik yemeler içmeler eğlenmeler cinsellikler doyulacak şeyler mi?
İnsan bedeninin hangi organını ve duygusu-nu alırsanız alın dünyanın ona yetmediğini açıkça görürsünüz. Belli dünya bizi kesmiyor.
Ama ölüm yolumuzu kesiyor! Peki doymadık boşuna mı ağzımıza bir parmak bal çaldık! Nerede bu akan suyun kaynağı öylece kaldık
Ya hiç tat bilmeyen acı yudumlayanlar maz-lumlar mağdurlar ne olacak?
Görülüyor ki Aklım, kalbim, vicdanım gibi arzu ve organlarım da cennet diyor inliyor.
Belli ki esas memba orada olacak burada hiç doyamayanlar orada doyacak!

Sonsuz Şefkatli bir el başımızı hep okşamıyor mu? yaklaşımı
9 Ana karnından Toprak ana karnına kadar şefkatli bir bakım var!
Bütün kainat canlı cansız varlıklar hizmetimize koşturuluyor. Dağ mı taş mı, maden mi okyanus mu, rüzgar mı bulut mu, yüreğindeki umut mu? Sana yörüngelenmiş gezegenler hayat mekiğin işliyor.
En acizlere en iyi bakılıyor. Embriyo aylarca nasıl da besleniyor. Rahmet çeşmesinden süt tulumbacıkları başının üstünde amade. Çocuğun gelişmesine paralel sütteki yağ oranları bile ayarlanıyor. Bebe etrafında aile fertleri pervane oluyor. Aciz kurtçuk bile elmanın özünü alasını yiyor.
Her ihtiyacımız zamanında miktarınca sırayla karşılanıyor. Et mi süt mü yumurta mı su mu un mu, böcekten ipek bir de balın olsun mu? Ne istiyorsun? Her mevsim vagonlarla yiyecek eteklerine dökülüyor.
Gönül sızısı göz yaşı görülüyor, dualar işitiliyor cevaplar veriliyor.
Ve İlahi şefkati anlaman için annen! Şefkatle seni taşıyan o rahim,
Rahim olan Allah’ın ismini taşıyor. Hayatını riske edip seni taşıyor. Rahatını terk edip başucuna koşuyor. Kendi yaşamıyor seni yaşatıyor
Ölüm görse ben diyor üstüne kapanıyor. Ve Peygamber dilinde şöyle
tanımlanıyor: Esirler içinde yana yakıla yavrusunu arayan sonra bağ-rına basan anayı görüp“Bu anne yavrusunu ateşe atar mı?”, “Atmaz ya Rasulallah”, “Allah o aneeden daha şefkatlidir kullarını yok etmez cehenneme atmaz!” buyuruyor. Bir damla şefkat tüm annelerde.
Ana karnında şefkat dünyada şefkat tabi ki sonsuz yaşamda şefkat!

Kur’an-Peygamber doğru söyler yaklaşımı
10 Kur’an ve Peygamber en doğru somut kanıt belgesidir.
Ya Allah sözüdür ya da insan! Bir insan böylesi asırlara bakacak, evrensel değerleri taşıyacak, milyonların vazgeçilmezi olacak bir kitabı yazmış olabilir mi? (Hıristiyan dünyasında yeterince anlatılmamasına rağmen Kur’an kendini okutmuş hayran bırakmış çok kişi Müslüman olmuştur.)
Hele okuma yazması olmadan hiç bir ilim tahsil etmeden, o asrın okumuşlarını şairlerini sustura bilir mi, siz de yazın diye meydan okuyabilir mi? Geçmiş ve geleceğe ait bilgileri bilebilir mi ve bu asırda anlaşılabilen bilimsel gerçekleri dile getirebilir mi? (Bir Japon bilim ada mı Kuranda embri-yo aşamalarını okuyunca, bu insan sözü olamaz deyip Müslüman olmuştu. Ayrıca kuranda pek çok ayet ve özellikle Mucizeler bilim adamlarına bilimsel alternatif proje modelleri sunmaktadır.)
Yoksa O bir filimdeki gibi zaman makinesi mi yapmıştı, yapmıştı da mağarada saklamıştı. O yüz-den mi mağaraya gidiyor gizlice geçmiş gelecek yolculukları yapıp gördüklerini kitaba yazıyordu?
Geçmişin kitabı yazılsa da detay bilinemez. Yusuf süresini okuyanlar bunu göreceklerdir. Ya gele-ceğin kitabı nasıl yazılır? Rum süresinde Rumların İranlıları 9 yıl sonra yeneceği ilan edildi aynen
Oldu. Ayet firavunun cesedini koruyacağız dedi mumyasız bozulmadan bulundu(British museum)
O’nu inceleyenler hayatında şaka da olsa doğru olmayan bir söz bulamadı. Kuran Ona, insanlığa örnek en güzel ahlak örneği dedi. Güzel ahlakın tamamı sadece doğru insanda bulunabilirdi. Düşmanları bile doğruluğunu tescilledi.
Bugünkü Tevrat ve İncilde yüzden fazla yerde Peygamberimize dair işaretler vardır.
Bütün Peygamberler Tevhid-Allah’ın birliği ve Ahiretin varlığı üzerinde durmuşlardır. Hayatların-da bir tek yalanı olmayan insanlığın kutsadığı bu şahsiyetlerin tamamı ebedi alemin varlığı konu-
sunu ittifakla ilan etti. Bu kadar doğru büyük zat yalan üzerinde ittifak etmiş olabilirler mi?

Vicdan doğru söyler yaklaşımı
11 Vicdan asla yalan söylemez, ebediyet ister
Bir berber arkadaş anlattı. Hocam dedi ateist bir arkadaşım var. Bir gün traş olurken jilet yüzünü kesti. Anında “Allah!” deyip tepki verdi.
Sen dedim, hani inanmıyordun? Kem küm etti sessizleşti.
Fıtrat yalan söylemez. Her doğan İnanç üzerine doğar. Ruhun derin-liklerindeki o ilk ruhların yaratılışında söylenen “Sen bizim Rabbimiz-sin” kabulü hep vardır. Vardır çünkü onun üzerine de sorgu yapıla-cak. Sen Rabbini kabul etmedin mi söz vermedin mi denecek. Yaratı- cı bin bir yolla vicdanı sızlatır, uzayda canlı var mı diye sinyal gönde-rirler, ilahi alemden vicdana farklı şekillerde uyarılar gelir. İnkar ile tamamen vicdanını köreltmeyen zulümlerle mühürlettirmeyen her insan bunu hisseder.Özellikle başında dert olan ve yalnız kalan insan.
Allah demek Peygambere de iman demektir, Kur’an’a da iman demektir, öldükten sonra dirilişe de iman demektir. Yani güneş varsa tezahürü yansıması ışığı olur. Allah var Nebisi olur, kitabı olur, ebedi alemi olur. Vicdan da bunları böylece onaylar.
Zira O’nsuz yapamamak ebediyyen ebedi alemde de O’nsuz yapama- mak demektir. Bu yüzden Mevlana neyi gibi O’nsuzluktan inler insan
“Vicdansız” kavramı daha çok acımasızlık anlamında söylenir. Merha met duygusu körelmiştir onun. Vicdanını merhamete kapatan insan Rahman ve Rahim olan Allaha ve imana da duyarsızlaşabilir

1 – TASAVVUFİ DÜŞÜNCENİN OLUŞUMU

*tasavvuf: Kuran ve Hadis esaslarına dayanarak nefsi negatif arzulardan arındırma (tezkiye), Allah’ı çok anarak ruhen yücelme O’na yakınlaşma, ahlaki güzelliğe ulaşıp hep iyilik yapma ve Kamil insan olma disiplinidir. Mensubuna Mutasavvıf-Sufi denir
*İbadetlerde ihlas samimiyet, derinlik manevi konsantrasyon ve canlılık vardır. Az yeme az uyuma az söz, çok ibadet zikir, tefekkür ve iyilikleri yaşayıp örnek olma sonra anlatmak esastır.
*Peygamberimizden sonra üç dönem:
Zühd dönemi. 1.ve 2. yüzyıl. Sade yaşam. Dünya malına ve zevklerine kapılıp Ahireti unutmama adına duyarlı bir yaşam.
Oluşum sebebi: Peygamber sonrası fetihlerin artması zenginliğin çoğalması değişik milletlerin yaşam tarzlarının görülmesi ve siyasi çatışmalar karşısında Zahid karakterli Ebu Zer gibi Sahabenin dünyaya bu yönelişe tepki göstermesi Peygamber dönemindeki içten kardeşçe fedakarca manevi doyumlu o orijinal hayata özlem duyma.
Hasan Basri (öl:728) Rabiatül Adeviyye (öl:801)
Tasavvuf dönemi. 3. ve 4.yüzyıl İlmi disiplin
Bu dönemde Tasavvuf terimleri oluştu kitaplar yazıldı.
Haris el-Muhasebi (öl.857) Zünnun Mısrı (öl:859) Beyazıtı Bistami (öl:848) Hallac-ı Mansur (öl:919) Cüneyd-i Bağdadi (öl:920) İmam Gazali (öl:1111) sonrası sistematikleşti. Muhyiddin ibn-i Arabi
(öl:1239)
Tarikat dönemi. 12. Yüzyıl Kurumsallaşma.
Tasavvufi düşünce ve yaşamın öğretildiği ve öncelikle yaşandığı kurumlar. Türklerin Müslüman olmasında Anadoluda yayılmasında ve Batıya açılmasında önemli misyon görmüşlerdir.
*İlk tarikat kurucuları
Abdülkadir Geylani (Bağdat,öl:1077) Ahmed Rufai Basra,öl:1182) Ahmed Yesevi (Türkistan,öl:1166) Mevlana (öl:1273) Yunus Emre (Anadolu,öl:1320) Hacı Bektaş Veli (Nişabur,öl:1271)

2 – Tasavvufi düşüncede Allah-Varlık ilişkisi
*Kuran ve Hadisler çerçevesinde açıklamanın yanında kelami ve felsefi yorumlar da oldu.
Her varlıkta Allah’ın isimlerinin eseri vardır. Cemal isminden güzellikler gibi. Her varlık bu sebeple sevilmeye layık. Ama esas sevgiyle bağlanılması gereken her güzelliğin kaynağı Allahtır. Ve canlı cansız alemdeki her varlık Allahı tesbih eder.
*Varlıkların en üstünü ve yeryüzü halifesi insan. Çünkü insan Allahın sıfatlarını güzel isimlerini taşımaktadır.
*İnsan-ı Kamil. Mükemmel insan Hz.Muhammed dir. Bu kavrama göre insan ilahi sırları ve varlığın hakikatını kavrayabilir. Tasavvufi eğitim bunu sağlar. İnsan küçük alemdir, büyük alemin yaratılış sebebidir ve kainattan örnekler taşır. İnsan maddi yönüyle nefsiyle dünyaya yönelirken manevi yönü ve ruhu aslına dönme Allaha kavuşmayı arzular.
*Tasavvufta, Kur’an kavramlarından alarak nefis için 7 mertebe düşünülür; emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radıye, mardıyye, safiye… Saflaşmış insan İnsan-ı kamil mertebesine yükselen insandır ve o her varlıkta Allah’a ait tecellileri görür yerde gökte olan her şeyin Allah’ı tesbih ettiğinin bilincinde olur ve Allah O’nun gören gözü konuşan dili işiten kulağı tutan eli yürüyen ayağı gibi olur, her yaptığı iyilik ve güzel davranış olarak dökülür.

3 – Tasavvufi düşüncenin ahlaki boyutu 12
*Ahlak: Huy, yaratılış, tabiat, davranış alışkanlığı
Terim olarak, insanı iyi veya kötü olarak niteleyen manevi özellikleri, huyları, duygu ve düşüncelerinin sonucu ortaya koyduğu iradi daranışlar bütünüdür.
*Tasavvufun amacı güzel ahlaktır, insanı kötü davranışlardan uzaklaştırıp güze ahlaklı iyi davranışlara yönlendirmek yani güzel ahlaklı yapmaktır. Tasavvuf tahalluktur Hz.Muhammedve Kur’an ahlakıyla ahlaklanmaktır, güzel ahlaka sahip olmaktır.
*Tasavvufa göre güzel ahlakı kazanmanın birinci yolu Nefis terbiyesidir. İnsan yaratılıştan geldiği temiz fıtratını nefsin eğilimleri arzuları sebebiyle kaybetmeye başlar. Tasavvuf nefsi eğiterek insana kendisini tanıtmaya ve asıl orjinal yapısına kavuşturmaya ahlaki olgunluğa kamil mertebeye-kemale ulaştırmaya çalışır.
*Tasavvufta nefis terbiyesi doğal ihtiyaçları ve hayatı terk etmek değil (Ruhbanlık ve Hıristiyanlık, Yogizm ve Hinduizm) nefsin arzu ve isteklerini ve zararlı olabilecek duygularını kontrol altına almaktır. Şehvet, öfke, kibir gibi. Bazen helal de olsa çok yeme içme zamanı boşa harcama çok konuşma ve uyuma gibi.
*Tasavvufta seyru süluk kavramı önemliy er tutar. Bu O’na ulaşma yolunda yolculuk demektir. Bir boyutunda nefsi eğitme diğer boyutunda çok zikirle Hakka yakınlaşma bunların sonucunda da güzel ahlak zirvesine (insan-ı kamil) ulaşmaktır

4 – Kültürümüzde etkin tasavvufi yorumlar
*İslam dininin temel inanç ilkeleri Kuran ve Hadisle sabittir bunlar üzerinde yorum olmamıştır. Tasavvuf ekollerinin yorumları insan yapısına kültür çevresine çağın sosyal ve ekonomik gelişmelerine bağlı olarak farklılık arz edebilmektedir ve bunlar kesinlikle dinle özdeşleştirilmemelidir. Bu yorum çeşitliliği aklın zenginliği düşünce özgürlüğü duygu derinliği yaşam güzellikleri olarak algılanmalı saygı duyulmalıdır.
*Tasavvufi yorumlar, Türklerin İslamiyeti anlamasında Anadoluda yayılmasında ve Batıya ilerlemesinde ve İslam inanç ibadet ve güzel ahlakının tanıtılmasında önemli rol oynamıştır.
Hoca Ahmet yesevi, Yunus Emre, Mevlana, Ahi Evran, Hacı Bektaş Veli bu alanda öncüler olmuşlardır.
*Yesevilik: Ahmet Yesevi Türkistan öl:1167
Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ali’ye dayandırılır, Orta Asyada yayılır, Anadolu ve Balkanlara geçilir. İslam inançları ibadetleri ahlakı anlatılmış Türk Kültürü ör ve adetleri ile Tasavvuf kültürü birlikte işlenmiştir.
Divan-ı Hikmet adlı eserinde İlahi aşk, insan benliği, sevgisi ve hoşgörü temalarını işlemiş, zikir, tefekkür, tevekkül, dua, ihlas, cömertlik, ikram, çalışmak, bilim gibi konular üzerinde durmuş, kısa ömrü Allah sevgisiyle doldurmayı yoksullara yardım etmeyi tavsiye etmiştir. Sözlerini Türk Halk Edebiyatına uygun sade dil ve nazım şeklinde ifade etmiştir.
Dergahının girişindeki “Edeb ya hu!” sözü ünlüdür.
Ahmet Yesevi ve dergahları aynı zamanda Tekkelerin ve Tekke Edebiyatının ve sonraki mutasavvıfların öncüsü olmuştur.
*Kadirilik: Abdülkadir Geylani (İran,Bağdat,öl:1160)
Anadolu’da 15.yy da Eşrefoğlu Rumi ile yayıldı. Allah zikri, ilim, nimetlerin değerini bilmek, haramdan sakınmak, insanlara hizmet etmek esaslarıdır.
Eserleri Fethür-Rabbani ve el.Gunye
*Nakşibendilik: Bahauddin Nakşbend (Buhara,öl: 1389) 15.yy da İstanbul’da yayıldı. Nefsin kötü isteklerinden arınma, tövbe etme, ibadet zikir marifet tefekkür ve nafilelerle Allah’a yakınlaşma ve dini yaşayıp güzel ahlaklı olma temel ilkeleridir.
*Mevlevilik: Mevlana Celalettin Rumi (Horasan, Konya,öl:1273) *Selçuklulardan itibaren dini sohbetler, zikir meclisleri ve bazen Sema yapılması ile ön plana çıktı. *Şems-i Tebrizi ile ilahi aşk üzerine sohbetleri ve manevi sır dostlukları ünlüdür.

*Muhammed ve Kur’an hayatının iki esası oldu. “Canım tenimde oldukça Kur’an’ın kölesiyim Muhammed’in yolunun toprağıyım!” demiştir.
Eserleri: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi ma Fih
Mevlana sonrası Oğlu Sultan Veled sistem, kurallar ve törenler getirerek Mevleviliğin kurucusu oldu.
*Mevlevilikte Allaha teslimiyet, İlahi muhabbet, Peygamber yolunda olmak, zikir ve ibadet, kalbi temiz tutup insanlığa hizmet etmek ilkelerdir.
* Mevlaya Vuslat-Allaha kavuşma (Şeb-i Arus-Ölüm düğün gecesi)
*İnsana hoşgörü (Gel kim olursan ol yine gel tövbeni bozsan da gel) iki önemli temel esastır.
*Ney. Mevlana’da kamil insanın, insana Mevlanın ruh üfleyişinin ve Ruhun aslını özleyişinin ifadesidir. Sazlığının özlemiyle ebed bekleyişiyle inler durur o. Ney çalana neyzen denir.
*Sema. İşitmektir, kendini, sonra O’nu dinlemek.
Kendini unutup Kainatın ve insanın oluşumunu düşünerek dönmek, döndüğünü unutup Aşk’ı bulmak, Kamil insanlığa ulaşmaktır. Sema yapan Semazenlerin bir elleri Hakk’a açıktır diğer elleri Halka-insana açık.Ayağın biri yerdedir diğeri gezer durur bir pergel gibi evrende. Dönenlere Semazen denir.

5 – ALEVİLİK-Bektaşilik
*Alevi: Ali’ye mensup, Ali’ye ait, Ali’yi seven ve Ali’ye ve Ehl-i Beyte bağlı olan kimse demektir. Terim olarak Peygamberden sonra Halifeliğin Hz.Ali’nin hakkı olduğuna inananlar için kullanılmıştır. Ehl-i Beyt Hz.Ali, Hz.Fatıma Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den oluşur.
*Bektaşilik: Hacı Bektaşi veli (Nişabur,öl:1271) tarafından kuruldu. Ehl-i Beyt sevgisi esas alındı.
Eseri Makalatta İman ibadet ve ahlakı işledi ayet ve hadisleri açıkladı. Ahmet Yesevi öğretilerini de anlattı ve hoşgör üzerinde durarak Anadolu’da birliğe katkıda bulundu. Pek çok alevi ozanına mürşidine önderlik yapmış alevileri toparlamıştır.
Balım Sultan (1516) ile bugünkü şeklini almış XV-XVI. Yy da yeniçerdie etkin olmuştur.
*Alevilikte Birlik dostluk kardeşlik, Eline beline diline sahip olma, ibadet ve ahlak dışı davranışlardan uzak kalma önemli esaslardır. Hz.Ali’nen Nehc’ül-Belaga isimli eseri etkili olmuştur.
*Muharrem Kerbela Aşure: Hz.Hüseyin ve ailesi Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in On’unda şehit edilmiş bu ay matem ayı olmuştur.

Aleviler bu ayda 3 gün oruç tutarlar. Oruç tutarken eğlence yapılmaz susuz kalınır ağıtlar yakılır. Oruç bitiminde aşure pişirilir şükran kurbanı kesilir. (Aşure Hz.Nuh’un tufan sonrası yiyecekleri toplayıp bir kazanda kaynatmasıyla olmuştu)
*Cemevi Cem ve Semah: Cem toplanma demektir Alevi Dede öncülüğünde Cuma akşamları, Cem evinde bir araya gelinir. Farklı yer ve zamanlarda farklı cem’ler yapılır; Aleviliğe giriş, küskünlerin barışması, iki ailenin kardeş olması, hesap verme ruhen temizlenme ve ölenin ardından razılık alma, alevilik kurallarına uymayanın cezasını-düşkünlük kaldırma cemleri.
*Cem’lerde Dede konuşması, çerağ yakma, post serme, razılık alma, küsleri barıştırma, sazla deyiş söyleme, semah yapma, secde yapma, kurban lokması alma, dua etme uygulamaları yapılır.
*Semah saz ve nefes eşliğinde kadın erkek kanat çırpıp uçar gibi dönerek yapılır. Anlamı nefsin kötülüklerinden arınıp birlik içinde Yaratıcıya ulaşmaktır.
*Müsahiplik: Sohbet arkadaşlık, Dede huzurunda dua ile onaylanan aile kardeşliği demektir. Denk aileler seçilir ve aileler hayat boyu birbirlerini kollarlar. Medinede Ensar Muhacir kardeş olduğunda Peygamberimiz Hz.Ali ile kardeş olmuştu.

6 – Nusayrilik: ibn-i Nusayr en-Nemiri (öl:883)
*Hatay, Adana, Mersinde. Kuran, Sünnet ve Ehl-i beşt görüşlerini kendilerince yorumlar. Tevhid, adalet, Nübüvvet, İmamet, Velayet, Mead inanç esaslarıdır.
*Kurban Ramazan dışında 3 bayramları vardır. Gadir Hum (Hz.Ali Halife), Feraş (Hz.Ali Peygamber yatağında) ve Mubahale (Hristiyanlarla yeminleşmede Ehl-i Beyt)

7 – Birlikte yaşama ve hoşgörü kültürü
*Farklı inanç fikir kültür ve geleneklere sahip kimseler birbirlerine saygı gösterip birlikte yaşayabilmeli taassuba düşmemelidir.
Ayet:Sizi tanışmanız için kavim ve kabilelere ayırdık (Hucurat,13) Medine anlaşması örneği. Mevlana: Gel!
Hacı Bektaş Veli: 72 millete aynı gözle bak! Kimseyi ayıplama! Yunus: Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü.

Üç ‘Hoşgörü’ ilkesi
1-Olduğu gibi kabul et ve değer ver!
2-Olumlu noktalara odaklan. Olumsuzları ört!
3-Ortak noktalarda buluş. Farklılıkları sorun yapma

YAHUDİLİK (Musevilik)

TARİHÇE

*DOĞUŞ:
M. Ö. İkinci bin yılın başlarında Yahudilik Hz. İbrahim’in oğlu İshak’la sahneye çıkmıştır. İshak’tan sonra Yakub (a.s) yerine geçti (İbn Haldun, Tarih,2/40). Yakub’un diğer adı “İsrail” idi. Dolayısıyla Yakub’un oğullarının adıyla anılan on iki kabile de İsrail oğullarını oluşturdu. Bundan sonra Yusuf (a.s)’un daveti üzerine Yakub ve oğulları Mısır’a göç ettiler. Yahudilik, sözün tam manasıyla İsrail oğullarının Babil’de geçirdikleri sürgünden sonra inkişaf etmiştir. Oradan Filistin’e döndükten sonra (M.Ö. 538) İlahi şeriatı bildiren Tevrat, hayatın merkezi olmuştur.
Hz.İbrahim’in oğlu Hz.İshak’dan olan Hz.Yakup, oğlu Hz.Yusuf olayında anlatıldığı gibi Filistinden gelip Mısıra yerleşti. Tevrat’a göre; ailesi ile göç ederken, bir melek adam kılığında Yakup’a görünür. Ailesini nehrin karşısına taşıdıktan sonra o adam Yakup ile gün ağarıncaya kadar güreşir. Adam Yakup’u yenemeyeceğini anlayınca Yakup’a, ‘beni bırak gün ağarıyor’ der. Fakat Yakup ‘beni kutsamadıkça seni bırakmam’ der. Adam da Yakup’a Tanrı adıyla güreşen veya Tanrının kulu manasına gelen İsrail adıyla kutsar. Bu sebeple Yakupoğulları yerine bu lakabıyla İsrailoğulları diye de anılır. Babanız gibi kul olun demektir.
Zamanla Mısırda Firavun tarafından köle haline getirilen İsrailoğulları, Hz.Musa tarafından kurtarıılıp Mısır’dan çıkarıldı, 40 yıl Tih-Sina çölünde kaldıktan sonra vadedilen kutsal topraklara Filistine gelip yerleştiler.
İ.Ö 990 dolayında Hz. Davud’un peygamberlik ve liderliğiyle bileşik bir devlet (krallık) şeklinde örgütlenerek Kudüs’ü ele geçirdiler. Hz.Davud’a Zebur verildi.
Yahudilik Büyük İskender’in M.Ö. 322’de Filistin’i ele geçirmesi ile M.Ö. 4-2 y.y’larda Helenistik bir dönem yaşadı
M. Ö. 9. yy dan 5. yy a kadar Aramiler, Asurlular ve Babillilerle çeşitli savaşlar sürdü, Babilin Yahuda Krallığını ele geçirmesi ile İsrail oğulları yeni bir sürgün dönemine girdi.
M.Ö.63-M.S.135 arası Roma egemenliği sonrasında Hristiyanlıkla birlikte mezhep çatışmaları yaşandı
XIX.y.y da dindışı özellikleriyle “siyonizm hareketi” ulusal canlanma ve ana yurda dönme yönünde geliştirdiği plan ve programla 1948’de İsrail Devleti kuruldu. II. Dünya savaşı sıralarında Nazi Almanya’sının giriştiği Yahudi soykırımından bu yana Yahudilerin yerleşim açısından temel olarak Avrupa’nın dışında İsrail, SSCB ve ABD’de toplandıkları dikkat çeker. Günümüzdeki Yahudi İsrail Devleti resmen “gelenekçi yahudiliği” benimsemiştir.
*PEYGAMBER Hz.İbrahim, oğlu Hz.İshak, oğlu Hz.Yakup
Hz.Yusuf, Hz.Şuayb, Hz.Musa, kardeşi Hz.Harun
Hz.Davud, oğlu Hz.Süleyman (iki kral)
Hz.Davud Kudüsü kurdu, Hz.Süleyman Süleyman mabedini yaptırdı.
*KUTSAL KİTAP:
Musa’ya Tevrat, sonrasında Davut’a Zebur
Babilliler baskınında Kudüs ve Tevrat nüshaları yandı Ezra isimli katip kendi yeniden yazdı. (Bu Tevratta da geçer)
İbranice Tora, Arapçalaşmış biçimi olan Tevrat, kanun ve anlaşma anlamındadır. Günümüzde Tanah ve Eski Ahit de denir. Talmud ise Tevratı dînî kanunları tefsir eden ve bu kanunlara göre ortaya çıkabilecek yeni problemlerine çözüm getiren M.S. II. yy da yaşamış olan Yuda Hanasi adındaki bir haham tarafından yazılan derleme kitap.
Hz.Musa’ya Tur dağında Vahiy-10 emir verildi.Tanrı’nın kanunları ve emirleri Sina Dağı’nda, Yazılı ve Sözlü Tora-Tevrat şeklinde vahyolundu Talmud’da geniş açıklamaları yapıldı. Talmud M. Ö. 200’den M. S. 500’e kadar Yahudiliğin hikmet, gelenek ve problemleri üzerinde, din adamlarınca (haham) yapılan tartışmalar sonucu vücut bulmuştur.
*Yahudi: Hz. İshâk’ın oğlu Hz. Yâkûb’un on iki oğlu vardı; dördüncü oğlunun adı “Yuda” veya “Yahuda” idi. Bu nedenle onun adına dayanarak İsrailoğullarına, “Yahudî” denmiştir. Esaretten sonra genel olarak halk “İsrailliler” diye adlandırılırken, şahıslar birbirine “Yahudi” diyorlardı. Aynı ad bugüne geldi.
*İsrâîl: Bu kelime, Tanrı ve insanlarla güreşip yenen anlamında Hz. Yâkûb’a, Tanrı tarafından verilmiş bir lâkabdır
*İbrani: Filistin’de görülen göçebe yerli bir kabîlenin adıdır. İsrailoğulları Filistine gelince onlara da bu göçebe kabilenin ismi verilmiş İbrani denmiştir.
Yahudiler, mukaddes kitaplarında yer alan ifadelere dayanarak kendilerini, dünya milletleri arasından seçilmiş kavim olarak görürler. Tanrı, bu kavmi Sina’da kendine muhatâp kılmış, onlarla ahidleşmiş, onlardan buyruklarına uyacakları konusunda söz almış ve Hz. Mûsa’nın şahsında onlara Tevrât’ı göndermiştir.
Yahudilik milli bir din, Yahova da millî bir tanrı olarak kabul edilmiştir. Onlara göre İsrail oğulları seçkin bir kavimdir. Bu üstün ırk düşüncesi onları kendilerini insanlığın efendisi diğer insanları da hizmetçisi olarak görmeye kadar varmıştır.

İNANÇ

*KUR’AN’DA YAHUDİ İNKAR VE İTİRAZLARI
-Musa’ya Bizi neden Mısırdan çıkardın bu çöle getirdin dediler çölde susadı su bul dediler (Bakara,60) yetinmediler bize tapılacak put bul dediler (Araf,138)
-Tur dağına giden Musa’ya Bizde seninle geleceğiz sonra da Rabbini görmedikçe inanmayız dediler. (Bakara,55-65-Nisa,153))
-Gökten gelen kuş eti ve helva menüsünü beğenmemiş değişsin demişlerdi. (Bakara,61)
-Allah bir sığırı kurban edin deyince karşı çıkmış alay ederek defalarca özelliklerini sormuşlardı. (Bakara,67-73)
-Musa Allah’tan vahiy almak için Tur dağına gidince ardından Samiriy altından ses çıkaran buzağı yapmış buna tapmışlardı. (Araf,148, 171)
-Filistine gelince Sen ve Rabbin gidin savaşın biz oturacağız demişlerdi. (Maide,20-26)
-En önemlisi Zekeriya ve Yahya’yı öldürdüler İsa’yı öldürmek istediler (Bakara,61,87,91)
*YARATICI İNANCI
Farklı zamanlarda farklı insanlar tarafından farklı dillerde Tevratlar yapıldığı ve çeviriler olduğu için değişik Yahudi inançları ve mezheplerı de ortaya çıkmıştır.
Tevratta ‘Allahımız Bir’ ifadesi geçer. (Tesniye,6/4)
Farklı tanrı inançları da görülür. Kuran’ın belirttiğine göre Hristiyanlardan önce Tanrı oğlu kavramını Üzeyr Peygamber için kullanmışlardır. Üzeyir kaybolan Tevratı Allah’ın vahyetmesi ile tekrar yazınca, bu ancak tanrı oğlu olabilir demişlerdi. Bazı yahudiler bu, şeref adına mecazdır der.
Ayet: “Yahudiler, ‘Uzeyir Allah’ın oğlu.’ dediler, Hıristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın oğlu.’, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar, nasıl da saptırıyorlar!”(Tevbe, 9/30)
Bir inanış da: Tanrı Yehova – Yahve – Adonay sadece Yahudilerin Tanrısıdır. Diğer insanlarla Elohim ilgilenir.
*PEYGAMBER İNANCI
Peygamberler sıradan insandır her günahı işleyebilir içki içip zina yapabilir. Tevratta aile içi ilişki anlatılır. Zekeriya ve Yahya peygamberi öldürmüşler Hz.İsa’yı da öldürmek istemişler ona benzetilen haini öldürmüşlerdi. Kur’an’a göre Hz.İsa ise diri olarak Allah tarafından göğe çekilmiştir.
Yahudilere göre kurtarıcı Mesih gelecek yeryüzünde Yahudi krallığını kuracaktır.
*DİĞER İNANÇLAR – GELENEKLER
Dünya ve maddeci yönü güçlü olan Yahudilerin çoğunda Ahiret inancı ya yoktur ya oldukça zayıftır.
Museviler, Yahudilerin diğer milletler arasından seçildiğine milletlerin efendisi yeryüzü krallığının mirasçıları olduğuna inanır. Bu yönüyle milli ırkçı bir din anlayışı ortaya çıkar. Buna göre yahudi olunmaz doğulur, başka dinden giriş yasaktır, başkasına kız alıp verilmez.
Cumartesi dinlenme günüdür çünkü Tanrı Yehova evreni 6 günde yarattı 7 inci gün dinlendi. Cumartesi ateş yakılmaz et yenmez.
Başı açık Tevrat okunmaz ve mabede girilmez. Her öğrencinin bir tevratı vardır. Tevrat bayramında sokaklarda kucakta veya omuzda taşınır. Tevrat, yere düşerse çevresindekiler 30 gün ceza orucu tutar. Sivil asker herkes yemini tevrat üzerine yapar. İsteyen nikah sinegogda kıyılır. Zina suç sayılır ağır cezası vardır.
Cenâzeler yıkanıp kefene sarılır ve toprağa gömülür Erkek çocuklar doğumdan sekiz Gün sonra sünnet edilir. İçki Tevratta yasaktı. Domuz da. Tek tırnaklı vahşî ve kanları akmamış hayvanları midye, istiridye gibi kabuklu deniz hayvanlarını yemek de yasaktır.

İBADET

*MEZHEPLER
*Ortodoks Yahûdîlik: Bu mezhep, Ferisilik’le başlayan ve Rabbânî Yahûdîlik’le gelişen ana akımın günümüzdeki hali. Ortodoks inançta, Tevrât’ın kânunlarına uymayan yahudilerin sürgüne gönderildikleri anlatılır.
*Reformist Yahûdîlik: XIX. yüzyılın başlarında Alman Yahûdî’leri arasında çıkmıştır Amerika Yahûdîleri arasında meşhurdur Bugün Reformist Yahûdîlik lâikleşmiş Yahûdîlik şeklini almış durumdadır
*Muhâfazakâr Yahûdîlik: Reformist Yahûdîliğe tepki olarak doğmuştur. Yapı itibârıyla Ortodoks Yahûdîlik’in Amerikan versiyonudur en belirgin özelliği, Siyonist olmasıdır
*Yeniden Yapılaşmacı Yahûdîlik. 1983’de 102 yaşında ölen bir Amerikan Yahûdî’si olan Kaplan isimli bir şahıs kurmuştur Kaplan, Yahûdîliği Yahûdî halkının kültür değeri olarak görür Ölümden sonra dirilmeyi âhireti reddeder Mesîhçilik’i kabûl etmez.
*İBADET: Yahudilikte İslamdakine benzer namaz ve gusül abdesti ve teyemmüm vardır. Gusül gereken durumlarda kutsal şeylere dokunulmaz. Adet gören kadının dokunduğu şey murdar sayılır yıkanması gerekir.
En önemli ibâdetleri Tevrât levhalarını okumaktır. Ayrıca ağlama duvarı önünde Tevrat okurlar. Erkekler kipa ile başlarını örterler. Sabah ibadeti esnasında iki tane dua kayışı bağlarlar.
Kadınlar ibadete katılamaz ve erkeklerle bir arada bulunmazlar. Kadınların yeri ya arkada, ya da perde veya kafesle kapatılmış yan taraftadır.
Yahudilik’te tutulması mecburi olan oruç Yom Kippur adı verilen Keffaret orucu, Tişrî ayının 10. Günü, Ekim ayının sonuna rastlar. Bu günde oruç tutmak farzdı. îmsak, Keffaret Gününden önceki Akşam güneş batarken başlar, o gece ve ertesi akşam ilk üç vıldız görününceye kadar sürer. Bu süre esnasında yemek içmek yasaktır. Bu oruç esnasında Havra’ya gidilir, ibadetle meşgul olunur.
*Zekat Hac gibi ibadetler, Mabed yıkıldıktan sonra zamanla terk edilmiştir.
*İBADET YERİ Sinegog. Dilimize “Havra” diye çevrilen bu kelime, Yunanca’da “Synagogue”, toplantı ve ibadet için kullanılan bir terim.
Ağlama duvarı. Süleyman Peygamberin yaptırdığı MS 70’de yıkılan Süleyman mabedinin kalıntısı duvar önünde ağlarlar. M.Ö. 586’da Süleyman Ma’bedi’nin yıkılışından sonra, Bâbil sürgünü esnasında Havra, halkın ibadet edebileceği bir kurum haline geldi.
*Bema: Havrada Hahamın kürsüsü
*İBADET GÜNÜ: Yahûdî’ler Günde üç vakit ve cumartesi günü Sinagogda yaparlar.
*DİN ADAMI Haham Rabbani
*DİNİ SEMBOLLER
*Menora: Yedi kollu şamdan, 7 Peygamber
*Arona Kodeş: Kutsal metinlerin bulunduğu sandık
*Mezuza: Evlerin girişine asılan el sürülen rulo halinde tevrat nüshası
*Kipa: Takke
*İki üçgen yıldız: Magen David, Davud mührü
*Saç perçemi: Melek tutar cennete sürükler
*BAYRAMLAR:
-Süleyman mabedinin yıkılışı Milli yas -Buzağıya tapmaları Allahın gazabına uğrayıp kurtulmaları adına Keffaret bayramı
-Mısırdan çıkış Firavundan kurtuluş bayramı
-Musa’ya 10 emrin verilmesi, -Büyük Mabedin onarılması, -Sina çölünün geçilmesi gibi günler için de bayramlar yaparlar. Bu bayramlarda farklı olarak oruç tutar Tevrattan bölümler okurlar, dua ederler.

HIRİSTİYANLIK

*DOĞUŞ:
Hz.İsa Filistinde, Kudüs yakınlarındaki Beytüllahimde, Nâsıra’da dünyaya geldi. 30 yaşında, Romalıların elinde bulunan Yahudiye’de peygamber oldu. Kudüs’te insanları hak dine dâvet etti. Kendisine İncil verildi.
Yahudiler Hz. İsa’yı, dönemin Romalı Kudüs valisi Pontus Pilatus’a isyan çıkaracaklar diye şikâyet ettiler. Havârilerden sayılan Yahuda Hz. İsa’ya ihanet etti yerini söyledi ve Hıristiyanların inancına göre Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürüldü. Kur’an’a göre Hz.İsa diri olarak göğe çekildi, ona ihanet eden İsaya benzetildi, onu öldürdüler bilemediler.
*Çarmıh sebebi, Hz.İsa’nın, kendi soy boylarından gelmemesi, Yahudilerin Peygamberlerini öldürmeleri Tevratı, değiştirmeleri, iki yüzlü ve çıkarcı davranan ve mabetleri süsleyip gösteriş ayinleri yapan, siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanan, Romalılarla işbirliği yapan Yahudi Din adamlarını eleştirmesiydi. Hıristiyanlar 3 asır takip edildi ve baskı gördü (Eshab-ı Kehf-7 uyuyanlar) 313’de Konstantin kontrolü altına tutabilmek için resmen dini kabul etti.
*Hıristiyan: Yunanca “Hristos-Christos “tan gelir. Mesihe bağlı olan demektir. İbranîcesi “Maşiah”dir, kutsal yağla yağlanan kral demektir. İncillerde “Hristiyan”, “Hristiyanlık” gibi terimler yer almaz. Bu terimler, ilk defa Hz. İsa’dan 20-30 sene sonra Antakya’da kullanılmıştır.
*havârî kelimesi, Arapçaya Habeşçeden geçmiş olup aslı “havâryâ”dır; “yardımcı” anlamına gelmektedir. –Naesara-Nasrani de denir. Petrus Hz. İsa’nın baş havârisi, Yahuda ihanet edeni.
*PEYGAMBER yerine PAVLUS: Milâdî 5-67 yıllarında yaşayan yahudi asıllı, hıristiyanlığı aslî ve tehvid çizgisinden çıkarıp, teslis gibi temel dogmaları oluşturmuş, kiliseler kurmuş ve Hıristiyanlığı teşkilâtlandırmış kişidir. Bugünkü muharref Hıristiyanlık onun ürünüdür. Pavlus, Hz. Musa’nın yasa ve yasaklarını yürürlükten kaldırmış ve yeni bir anlayış geliştirmiştir.
Pavlus, tüm hıristiyanlara göre, Hz. İsa’nın ismiyle, onun gönderdiği ve kendisine vahiyler verdiği peygamberi ve Hrıstiyanlığın kurucusu olarak kabul edilir. Mektupları, Kitab-ı Mukaddes’den sayılmış, İnciller seviyesinde görülmüştür.
Hıristiyanlık, hem itikad ve hem de şeriat olarak, yani hükümler, haram ve helâller konusunda, yorum ve dogmalar konusunda baştan sona Pavlus öğretilerinden ibarettir. Pavlus’u yıktığınızda Hıristiyanlığı ayakta tutacak hiçbir şey kalmaz. Kitab-ı Mukaddes’teki tam 15 kitap, Pavlus’a aittir; onun mektupları ve konuşmalarından oluşan bu kitapların tümünün yazarı odur. Kitab-ı Mukaddes’teki Hz. İsa’nın kesin emir ve yasaklarını bile resmen değiştiren, ona ters hükümler koyan, hükümlerini geçersiz ilân eden kimsedir.
Teslis-üçleme ve Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu oluşu inancı, çarmıha gerilmesi ve tekrar dirilmesi, insanların Hz. Âdem’in Cennet’te, yasak meyveden yemiş olması sebebiyle doğuştan günahkâr (asli günah) oldukları inançları da Pavlus tarafından Hristiyanlığa sokulmuştur. Domuz eti yasağını kaldırmış, İçkiyi Hz.İsa’nın kanıydı diyerek adeta kutsallaştırarak kiliseler sokmuş ve sünnet olmak, su ve gusül almak gereksiz demiştir.
*KUTSAL KİTAP
Pavlus ilk İncil yazımında Teslis-üçleme (Baba, oğul, kutsal ruh) inancını yazdı öyle kaldı.
Rahipler çok incil yazdı, M.S.325’te İznikte hepsi yok edildi veya gizlendi, 4 incil yazanların adıyla kabul edildi: Matta, Markos, Luka, Yuhanna. Bu dördünün dışındaki tüm İnciller apokrif-sahte sayılır. Hıristiyanlar, özellikle III. y.y.da gizli bazı İncillerin varlığına inanırlar. Meselâ, 1886 yılında eski bir Mısır mezarında bu gizli İncillerden biri sayılan Petrus İncili’nin bir parçası bulunmuştur. Apokrif İncil sayılan en önemli İncil Barnaba(s) İncilidir. Asıl adı Yusuf olan Barnaba, Hz. İsa’nın havârilerinden yani öğrencilerindendir. Bütün hayatını Hıristiyanlığı yayma uğrunda geçirmiştir. Türkçe’ye de çevrilen bu İncil, Hz. İsa’nın tanrılığını reddeder, çarmıha gerildiğini kabul etmez, Hz. İsa’nın bir peygamber olduğunu açıkça zikreder. Bu İncil’in teslisi reddedip ısrarla tevhidi vurgulaması, hıristiyanlarca yasak İncil sayılmasının temel sebebidir. Barnaba, Markos’un hocası, Pavlus’un önderi bir kişi olduğu halde, kilise, ona nisbet edilen İncil’i reddetmektedir. İnciller daha çok, Hz. İsa’ya ağırlık vermektedirler ve onun bir tür hayat hikayesi durumundadırlar.
*Mezhepler Katolik Roma, Ortodoksluk (Bizans ), Anglikan (İngilitere) Protestan (Jean Calvin, Marten Luther)

*TEMEL İNANÇ – İBADET
Teslis-Üçleme Tek üçlük – Tek tanrı üç parçada kendini gösterir. (Baba yaratır, ruhul-kudüs takdis eder, oğul kurtarır)
Hıristiyanlar: ‘baba, oğul ve rûhu’l-kudüs’ten ibaret olmak üzere Allah üçtür, yahut, ‘Allah üç unsurdan meydana gelmiştir, bunların üçü de birbirinin aynıdır, her biri tam ilâhtır ve üçü birden bir tek tanrıdır’ der.
Tanrının oğlu deme sebebi:
1-Yahudilerden gelen bir uygulama. Üzeyr Allahın oğlu demişlerdi
2-Babasız dünyaya gelmesi. Oysa Kur’an Hz.Adem’in babasız hem de annesiz dünyaya geldiğini hatırlatarak Allahın kudretine dikkat çekmektedir. (Âl-i İmrân, 59)
3-Bebekken konuşması. Annesi Meryeme iftira atılması üzerine Meryem İsa’yı göstermiş o da annesinin masumiyetine ve kendisinin Peygamber olduğuna işaret etmişti. (Meryem, 16-37)
4-Hz.İsaya verilen mucizeler de inancı güçlendirdi. Gözleri elinin dokunuşuyla iyileştirmesi, Yaraları iyi etmesi, Çamurdan kuşa üfleyip can vermesi, mezardaki ölüye dokununca canlanması.
5.Önemli tarihi sebep, Pavlus’un çıkıp İsa bana göründü beni vekili tayin etti deyip bu inancı İncile yazması.
*İSA İNANCI Hristiyana inancında Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürüldü. Kur’an ise şöyle der: “Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler ve asmadılar.” (Nisâ, 157) “seni katıma yükselteceğim” (Ali imran,55)
İsa Tanrının oğlu olarak günahlara keffaret olarak insanlığı kurtarmak için geldi çarmıha gerilerek kendini feda etti. 3 gün sonra dirildi 40 gün kaldı, günahı affetme yetkisini Pavlusa verdi, baba tanrının yanına çekildi, tekrar dünyaya inecek.
Tanrı’nın bütün insanların günahlarına keffâret olmak üzere, onların affı için insan şekline girip yaşadıktan sonra ıstırap çekerek ölmesi, yani keffâret, fidye inancıdır. Bu inancın, üç temel uzantısı vardır: Hz. İsa’nın tanrılığı, bütün insanlığın günahkâr olduğu ve insanlığın affı için fidye (kurban) anlayışı.
*İBADET: Hıristiyanlarda ibâdet, Tanrı’nın şânı için meydana getirilmiş ilâhilerden müteşekkildir. Katoliklerde ise “communion” denilen ve ekmek, şarap gibi maddî vasıtalarla ulûhiyete ortaklık vardır.
İsa dedi ki Ben şuraya gidip dua edinceye kadar siz burada oturun.(Matta, 26/36) (Luka, 11/1) Duâ bir ibâdettir. Zaten özel yere çıkıp duâ etmesi, namaz kıldığını gösterir. Kur’an’a göre bütün peygamberler gibi Hz. İsa da namaz kılıyordu (Meryem, 31)
*Oruç: Hiçbir surette mecburi olmayıp, çok nâdir olarak oruç tutan papazlara da, hafif bir kahvaltı, tam bir öğle yemeği ve hafif bir akşam yemeği izni verilmiştir. Karem (careme) adı verilen oruç tutma süresince Pazar günleri hariç, 40 gün boyunca, yani 34 gün, oruç tutmak isteyenler bu tatbikatı yürütürler
Sabah akşam evde Pazar kilisede
*İbadet yeri: Kilise (Yunanca topluluk anlamına gelen ekklesia deyiminden türetilmiştir)
Manastır: Râhip veya rahibelerin, dünyadan el etek çekip ruhban hayatı içinde birlikte yaşadıkları, ekseriya yerleşme merkezlerinden uzak bina.
Meryem Ana, Katedral (Bir şehrin büyük kilisesi, piskoposluk kilisesi.
*Din adamı: Papa:Katolik kilisesinin en büyük ruhanî reisi, Roma piskoposu (Ortodokslukta Patrik)
Papanın yanılmaz olduğu kabul edilir ve o istediğini dinden dışlama yetkisine sahiptir ki, buna “aforoz” denir. Ona itaatten yüz çevirme bir sapıklık olarak telakki edilir. Papa, katolik mezhebine bağlı birine Allah adına Cennet vaat edebilir ve buna bir belge tanzim ederek Cennetteki yerini belirtebilir.
Kardinal (Yüksek rütbeli katolik râhibi), Papaz, Rahip, Peter (Ruhani lider) Psikopos: Papazların başı
Keşiş:Dünyayla ilişkisini kesip manastırda yaşayan Hıristiyan din adamı. Keşişler evlenmezler, dünyadan el etek çekip bir inziva hayatı sürdürdüklerinden ötürü münzevîdirler.
Konsil: Hıristiyan ruhanîler ve râhipler meclisi. (325.İznik’de konsil bütün İncilleri imha ile 4’ünü kabul etti.)

*İNANÇLAR – GELENEKLER – SEMBOLLER
*Asli günah: Havva’nın yılanla veya yılan şekline girmiş şeytanla işbirliği yaparak Adem’i kandırması ve yasak meyvadan (Kuranda ağaca yaklaşmayın der. Hayat ağacı, İyilik ve kötülüğü bilme ağacı, Elma. İncir, , üzüm, buğday vb. demez, bu Tevrat-İncil kaynaklıdır. İslam bilginlerince bir yiyecek olabileceği gibi bir Saltanat, Ebediyet veya Nesil Ağacı da olabilir, kuran yemeyin demiyor yaklaşmayın diyor, yorumu da vardır) yemesi günahıdır, gelen bütün nesillere bu leke geçer.
Bu inancın mimarı Pavlus, sistemleştiren Augustin. (Hıristiyanlıkta asli günah inancı, Y.Lisans tezi Emine Atay, Bursa 2005)
*Vaftiz: Aslî günah lekesinden soydan gelen günah tohumundan arınmak için kutsal suyla yıkanmak.
*Günah çıkarma: Absolüsyon İşlenen günahın Tanrı adına affetme yetkisi olan Papaza itiraf sonucu affedilmesi
*Communion Âyini: (Komünyo vermek-almak) Hz. İsa’nın eti ve kanı. Ekmek ve şarapla yapılan âyin. Ekmek ve şarap, hıristiyanlara göre Hz. İsa’nın etini ve kanını simgeler. Her katoliğin yedi yaşına kadar communio alması zorunludur. Uygulama olarak, yapılan bir âyinde ‘hestia’ adı verilen bir parça mayasız ekmek, kutsal kabul edilen şaraba batırılarak verilir; buna communio vermek; bu törene de communio âyini denilir. Komünyo alan, tanrının bağışını kazanmış sayılır. Hz. İsa, kendisinin öleceğini haber verdiğine inanılan, son akşam yemeğine, Latince akşam yemeği anlamına gelen ‘cena’ denilir. Gerçekte bu yemek, bir yahudi geleneğiydi ve her yıl Mısır’dan ayrıldıklarında yenen son yemeğin hâtırasını anmak için kutlanıyordu. Hz.İsa’nın da bu geleneğe uyarak, son gece, havârileriyle birlikte bu kutlama yemeğini yediğine ve bu yemekte, kendisinin öleceğini haber vererek ‘eukharistia’ – Ökarist adı verilen dinî âyin emrettiğine inanılır. İncillerdeki ifadeye göre, Hz. İsa, havârilerine dağıttığı ekmeğe, “bu benim vücudumdur” ve dağıttığı şaraba, “bu benim kanımdır” demiştir. Hıristiyanlar, her yıl, ‘kutsal perşembe’ adını verdikleri ‘cena’yı kutlarlar.
*Engizisyon: Latince Soruşturma. İnançsızı, kilise doğmalarına karşı çıkanları (İncil dünya düz diyordu Galilei ise) ya da günah çıkarmayanları cezalandıran mahkeme. Hıristiyan olup olmadığını anlamak için ateşte yakar, günah itirafında bulunmayanları sorgular ve işkenceler yapardı. İtiraf etmeyen işkenceden itiraf eden hapiste zaten ölürdü. Cadı taşa bağlanır suya atılırdı. Ölürse Hıristiyan demekti. İlki 1231′de papa IX. gregorius tarafından kuruldu. http://www.tarihogretmeni.com
*aforoz: Kilisenin Tanrı adına cemaatten ve Hıristiyanlıktan kovma ve lanetleme cezası. *Enterdi Toplu aforoz
*Endülüjans: Af etme ve cennet belgesi
*Ruhbanlık: Ayrıcalıklı tanrısal yetkileri olan Hıristiyan din adamları sınıfı, bir şeyi helâl ve haram kılar, Hıristiyanların günahlarını günah çıkararak affederler, insanları cennete koyacaklarını söylerler. Kimileri dünyadan zevklerden tamamen soyutlanır, manastıra kapanırdı.
Sakrament (işaret ve mühürler)
Stavroz Haç. Kendimi kurban ederim, duamı kabul et, şeytan uzak tut
İkon: Kiliselerde bulunan dinî tasvir, yani resim ve heykeller.
*Bayramlar Noel: Hıristiyanların Hz. İsa’nın doğduğu gece (24-25 Aralık)
Paskalya: Hıristiyanların Hz. İsa’nın dirildiğine inandıkları gün yaptıkları bayram. Her yıl Mart ayı 14 sonrası Pazar

HİNT DİNLERİ

HİNDUİZM

*M.Ö.2000 Doğu Avrupalı Arîlerin gelip Hint yerlileriyle birleşmesiyle ortaya çıktı. Kurucusu yoktur, Brahmanizm de denir. Brahma hem tanrı hem de rahip anlamına gelir.
Kitap çoktur; Vedalar ilk çağ temel metinlerdir. İçerik dua, ilahi, kurallar, büyü ve kahramanlık destanlarıdır. Herkes dilediği yerde dilediği şekilde tapınır. Her kültür kendince mabed ve heykeller oluşturmaktadır. *En çok kullanılan ibadet kavramı ‘Om’ kelimesidir. Kurban kesmek önemlidir.
*İNEK, yer ve gök aleminin kutsal anası sayılır, kesilmez yenmez, rahatsız edilmez. Öldürmek insan öldürmek gibidir.
Ahlak anlayışı nefse hakim olmak ruhu eğitmek diye özetlenebilir

*Herkes Tanrıyı kişilik ve geleneğine göre tanımlar. Korkutucu güç veya kutsal sevgi. Kimine göre tek kimine göre çok tanrı. Üç tanrı dikkat çeker: Yaratan Brahma, koruyan (insan şeklinde göründüğü olan) Vişnu, yok eden Şiva. (Tanrılardan Suya güneşi, Soma ayı, Vayu rüzgarı, Varun suyu, İndra yağmuru, Agni ateşi, Yama ölüler âlemini idare ederler.)
*Kast sistemi: Atalardan kalma toplum sal sınıf yapısı. 1.Brahmanlar Din adamları alimler 2.Hükümdar ailesi ve savaşçılar 3.Tüccar esnaf çiftçi 4.İşçi ve hizmetçi 5.Görevleri ve hakları olmayan paryalar. Her bir sınıf kendine uygun yaşam içindedir.
Din adamı (Brahma) Yönetici ve askerlerin ari ırk olarak, kast sistemi sayesinde üst sınıf ayrıcalığı ve otoritesi ile alt sınıfları ve fakir halkı kolay idare ettiği görülmektedir. Kast sistemi karma inancını zemin olmuştur.
*Karma: Bir sebep-sonuç kanunu olan karma, insanın geçmişte yaptığının gelecekte ayrıca görüleceği esasına dayanır. İnsan ektiğini biçer. Bugün ekilen yarın alınacaktır. İyiliklerin karşılığı iyilik, kötülüklerin karşılığı da ancak kötülük olacaktır. Karma terimi, hem maddi hem de manevi âlemin iyilik ve kötülükleri için kullanılır. Karma’da asıl olan mükâfat beklemeksizin hareket etmektir. Böylece sonuç bekleme arzusu frenlenmiş olur. Karma’ya göre ölüm bir yokluk değil, bir halden diğerine geçiştir. Karma inancına bağlı olarak da reenkarnasyon inancı gelişmiş.

*Reenkarnasyon: (Tenasüh-ruh göçü) Ruh ölümsüz, bu yüzden yakarlar külünü kutsal kabul edilen ganj nehrine atarlar. iyilik yapan kast sisteminin üst derecesinde doğar, kötülük yapan alt derecesinde. Hatta tanrı veya hayvan olarak da doğabilir. (Kur’an’a göre hayat bir kezdir dünyaya dönüş yoktur.)
*Yoga ve Yogizm: Sanskritçe’de “Bağlamak, birleştirmek” anlamına gelen Yoga, insanın enerji ve iradesine hakim olarak nefsini dizginlemeyi sağlayan bir egzersizdir. Buna Hind fakirizmi de denir. Dinî bir yönü yoktur. Yoga yapan kişiye “Yogi” denir. Yogi, nefsine hakim olmak suretiyle zihin ve melekelerini belli bir noktaya teksif ederek, birtakım ruhsal güçlerini geliştirebilir. Aylarca aç yaşayabilir, vücuduna şişler batırır ateşte yürür acı duymayabilir. Yoga, karma ve reenkarnasyona hazırlar

*Reenkarnasyon: (Tenasüh-ruh göçü) Ruh ölümsüz, bu yüzden yakarlar külünü kutsal kabul edilen ganj nehrine atarlar. iyilik yapan kast sisteminin üst derecesinde doğar, kötülük yapan alt derecesinde. Hatta tanrı veya hayvan olarak da doğabilir. (Kur’an’a göre hayat bir kezdir dünyaya dönüş yoktur.)
*Yoga ve Yogizm: Sanskritçe’de “Bağlamak, birleştirmek” anlamına gelen Yoga, insanın enerji ve iradesine hakim olarak nefsini dizginlemeyi sağlayan bir egzersizdir. Buna Hind fakirizmi de denir. Dinî bir yönü yoktur. Yoga yapan kişiye “Yogi” denir. Yogi, nefsine hakim olmak suretiyle zihin ve melekelerini belli bir noktaya teksif ederek, birtakım ruhsal güçlerini geliştirebilir. Aylarca aç yaşayabilir, vücuduna şişler batırır ateşte yürür acı duymayabilir. Yoga, karma ve reenkarnasyona hazırlar.

BUDİZM

Temelde Hinduizme tepki olarak doğmuştur. Buda putlara tapmayı ve kast sistemi üstün sınıflarını reddetmiştir. Hz.İsa’ya yapıldığı gibi arkasından heykelleri yapılıp ona da tanrı sıfatı verilmiştir. Kutsal kitaplarına Tipitaka denir.
M.Ö.6.yy da Hindistanda doğdu. Kurucusu hükümdar oğlu Sidharta Gautama. İlhama kavuşan anlamında Buda lakabı verildi. Saraydan çıktı yoksulları hastaları yaşlıları gördü üzüldü, onları bu acıdan kurtarmayı düşündü, 29-35 yaşa arası ormanda riyazet (aç) ve tefekkürle yaşadı, aydınlandığını söyledi.
*İbadet: Tapınakları var fakat belli ibadetleri yoktur.
*Ahlak ilkeleri: Cana kıyma, hırsızlık yapma, yalan söyleme, içki içme, duyularını doğru kullan

*Nirvana aydınlanmak nefsin arzularından sıyrılıp ruhun huzura ermesidir. Bunun yolu dünya hırs ve isteklerinden sıyrılmaktır.
Ve doğru anlama, düşünme, karar verme, doğru konuşma, çalışma, davranma, çaba gösterme… doğru yaşamakdır.
Çünkü (1) Dünya acılarla doludur (2) Zevkler gelip geçicidir (3) Acıların asıl sebebi bu zevklerdir (4) Acılardan kurtulmak için arzuları terk etmelidir. Aç kalmak yanında tefekkür esastır

CAYNİZM

M.Ö.6.yy da Hindistanda Vardhamana kurdu. Din adamlarının otoritesine, şekilci ayinlere, sınıf (kast) ayrımcılığına ve ruh göçüne karşı çıkmıştır. Reenkarnasyon kısır döngüsü çemberini kırmaya muvaffak olduğu için ‘muzaffer-başardı’ anlamına gelen ‘Cina’ lakabı takıldı. Caynizm ortaya çıktı. Fakat Tanrı fikrine de karşı çıkarak İnsanın mükemmelliğini yeterli gördü. O, Jiva denilen insan ruhu tanrısal özelliğin bulunduğunu ve Alemin sonsuz olduğunu savundu. Arkadan gelenler kutsal varlıklara tapınmayı kabul ettiler.

SİHİZM

XVI. yy Hindistan Kurucu Guru Nanak. Sih öğrenci demektir. Brahman baskısına Kast sistemine karşı çıktı Dini görünüm kazandı. Tek Tanrıya inanılır. Sihlere Guru da denir. Adi-Granth kutsal kitaptır. İlk cümlesi Ek-Onkar yani Tek yaratıcı’dır. Karma ve reenkarnasyona inanılır.
İbadetleri sadedir. Her sabah evde kutsal kitabı okurlar meditasyon yapar dua ederler Gurdvarra denilen mabede de giderler.

Sihler Sufilere benzetilse de büyük fark vardır çünkü Sih Gurularının doğrudan Tanrı’dan ilahi mesaj aldığına inanırlar. Ölülerini yıkar, ineğe saygı duyarlar fakat et yerler, içki sigara kullanmazlar.
*Ahlak: Her Sih’in yenmekle yükümlü olduğu Beş Şeytan veya Beş Kötülük bulunur: Ankhar (ego – benlik) Krodh (öfke) Lobh (hırs) Moh (maddi bağlılık) Kam (şehvet)
Her Sih’in itaat etmesi gereken ve yukarıdaki beş kötülükle savaşırken kullanacağı beş erdem: memnuniyet, hayırseverlik, şefkat, olumlu tutum ve tevazu.
*Üç Altın Kural: Tanrı’yı hatırla, dürüst kazan, Tanrı Adına meditasyon ve ibadet et. İhtiyacı olanlarla paylaş, bedava yiyecek dağıt, gelirin %10’unu bahşet, zamanın %10’unu iyilik için çalışarak harca

ÇİN – JAPON DİNLERİ

TAOİZM

M.Ö.VI. yy Çinde Lao Tse (lavdızı) kurdu. Dış dünya ve varlıklar zıtlarla dolu aldatıcı gerçekte var olmayan görüntülerdir. Tek gerçek ve yaratıcı ilke Tao’dur. Bir ilke bir yol bir bir düzendir. Doğanın akışında uyumlu yol Tao dur. Ezeli ebedi ve görülemezdir. Tao ile birleşmenin yolu içsel coşku ile kendinden geçmektir. Sonra aldatıcı ölümlü dünyadan uzaklaşmak mümkün. Ruhsal gelişimin ilk aşamalarında meditasyon zihni arındırmak, duyguları dengelemek, arzuları azaltmak ve iç enerjiyi çevirmek için sonraki aşamalarda uygulayıcının Tao ile birleşmesini sağlamak için kullanılır.
Kutsal kitap Tao te king.
Tao: Yaratıcı ilke, te: İnsan erdemi, King: Kitap
*Ahlak: İnsan merhametli, sadık, dürüst, alçak gönüllü iyi özverili olmalı, kibirli egoist kendini beğenen öven ve hırslı olmamalı. Doğanın akışına uygun hareket etmeli bulduğuyla yetinmelidir. İnsan ancak böyle mutlu olur.

KONFÜÇYANİZM

MÖ.VI.yy da Konfüçyüs tarafından kuruldu.2 bin yıllık çin dinidir. Din değil dünyevi felsefi Ahlaki gelenektir denir.
1912’de resmi din kabul edildi 350 milyon inananı var. Yoksul Konfüçyüs, yoksul halk için yönetim reformu üzerinde durdu. Bunun için yönetici olmayı ve önceki bilgelerin faziletlerini nesillere ulaştırmayı istedi. Devlet ahlaka dayanmalıydı. Toplumuna ahlak öğretmeni oldu.
*Ahlak: Öğretisi temelinde erdem, sevgi, yüce gönüllülük, doğruluk vardı.Bunlar doğuştan özümüzde vardır, bunları geliştirmeli Erdeme ulaşmalıdır. Erdemli insan üstündür ve yönetici liderlik özelliğine ulaşır. Her yönetici bir ahlak öğretmeni gibi davranmalı toplumu sevgiyle yönetmeli.

*Konfüçyüslüğün temelindeki 6 erdem:
Ayin: Görgü kuralları demektir. Günlük halk ilişkileri bir ayin gibi algılanmalı şuurlu yapılmalıdır.
İlişkiler: Büyükler sevgiyle küçükler saygıyla davranmasını bilmelidir.
İnsanlara sevgi: Yöneticiden halka, anne babadan çocuğa, abinin kardeşine, kocanın eşine, yaşlının gence sevgi göstermesi gerekir. (Zamanla atalara tapınma da gelişti)
Sadakat: Yöneticiye bağlılık elinde güç olduğundan güçlü haklıdır anlayışından değil, gökten yetki almış yöneticinin ahlaki dürüstlüğünden dolayı sadakatten kaynaklanmalı. Ayrıca Aileye eşe, lidere dost ve arkadaşlara da sadakat içinde olmalıdır.
İnsancıllık: İnsanlara insancıl davranma ilkesi: “Kendin için istemediğini başkaları için de yapma!”
İnsancıl davranmayan gök hükümeti yetkisini kaybeder.
Kibarlık: İdeal insan Ahlaki olgunluğa ermiş herkese sevgi sadakat ve iyilikle davranan insandır.
İdeal insan, bilgili insandır. İdeal insan Kibar efendi ve centilmen davranan insandır

ŞİNTOİZM

Şintoizm, tanrıların yolu anlamında, kurucusu belli olmayan geleneksel çok tanrılı Japonyanın milli inanç sistemi. Kutsal kitapları yoktur. Japonlar geleneklerini, 6.yy da gelen Budizmden ayırmak için Şinto kavramını kullandı
En belirgin inançları Ruh üzerinedir. Ataların öldükten sonra yaşadıkları onları korudukları ve onlara saygının esas olduğudur. Her şeyle ilgilenen milyonlarca tanrı vardır. Her yer her şeyin şeklini alan milyonlarca ruhla doludur. Savaş sonrası barışçı eğilimli Budizm etkisi görülür.
Evlerinde atalar köşesi ayırır yemesi için yiyecek sunarlar. Evde ve tapınakta ibadet yaparlar.

DİNLER 2’ye ayrılır: İlahi olan dinler. Peygamber ve Kutsal kitapla gelir. Yahudilik (Musevilik) Hıristiyanlık (İsevilik) Müslümanlık (İslamiyet)
İlahi olmayan dinler. Peygamberi kutsal kitabı olmayan sayfadaki dinler. Bir de kabile adıyla anılan İlkel ve geleneksel-yöresel dinler vardır. Ruh ve büyücü anlayışı görülür.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s